ŞİMDİ EYLEM ZAMANI

 (Kızılcahamam, 3 Ekim 2009)
Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş Şube Başkanları Toplantısı 2-3 Ekim 2009 Tarihlerinde Ankara-Kızılcahamam’da gerçekleştirilmiştir. Türkiye Kamu-Sen’in ülkemizi yakından ilgilendiren konular ve kamu görevlilerinin sendikal ve demokratik hakları ile ilgili görüşleri çerçevesinde hazırlanan  sonuç bildirgesi kamuoyuna duyurulur. 

1- Ülkemizdeki yaklaşık 2,4 milyon kamu görevlisini temsil eden Türkiye Kamu-Sen, ülkemizin içinde bulunduğu, ülkemiz insanının ve vatanımızın geleceğini yakından ilgilendiren gelişmelere karşı duyarsız kalmamıştır, bundan sonra da kalmayacaktır. Bu bağlamda son günlerde ülkemiz gündeminde önemli yer teşkil eden “açılım” tartışmalarını kaygı ve ibretle takip etmekteyiz. Açılım konularında dikkatli olunmaması, haddi aşan kararlara imza atılması durumunda, milletimizin derin bir ayrışma sürecine gireceği endişesini taşımaktayız. Ülkemizi farklılıklar üzerinden politika yaparak ayrışmaya götürecek her türlü açılımı reddediyor; ortak noktalarımızı ön plana çıkaracak, milli birlik ve beraberliğimizi koruyacak, dostluk, kardeşlik ve sevgi bağlarımızı güçlendirecek, daha sağlam bir demokrasi anlayışı içinde, aynı kaygı ve mutlulukları paylaşmamızı sağlayacak çabaları destekleyeceğimizi ilan ediyoruz. Bu itibarla biz, Türkiye Kamu-Sen olarak, insan haklarına dayalı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil temelinde, bugün 72 milyon olan nüfusu ile bir bütün olarak ilelebet payidar kalacağına olan sarsılmaz inancımızı bir kez daha tekrarlıyoruz. 

2- Ülkemiz tarafından onaylananBM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşme, ILO sözleşmeleri, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu sözleşmelerin Anayasamızın 90. maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi sonucunda, ülkemizde kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme hakkı olduğu görülmektedir. Gerek imza altına alınan uluslar arası sözleşmeler gerekse eşitlik ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alındığında Kamu görevlilerinin grev ve toplu sözleşme hakkının önündeki engellerin kaldırılması yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu noktada siyasi iradenin bir an önce gerekli yasal düzenlemeleri yaparak, kamu görevlilerinin sendikal ve demokratik haklarını iade etmesi gerekmektedir. 

3-Bugüne kadaryapılan 8 toplu görüşmenin 6’inde uzlaşma sağlanamamış ve taraflar Uzlaştırma Kurulu’nun görüşüne başvurmuşlardır. Ancak kamu işveren tarafı ve hükümet, kurulun hiçbir kararını kabul etmemiştir. Toplu görüşmelerin uzlaşmazlıkla bitmesi durumunda, tarafları uzlaşmaya zorlayacak tahkim mekanizmasının olmaması, Kamu İşveren tarafını, memurların sorunlarını ciddiye alma konusunda isteksizliğe sürüklemektedir. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesinin 25 ve 26. Toplantılarında alınan kararlar ile Türkiye’nin taraf olduğu 151 sayılı ILO sözleşmesi de dikkate alınarak, bir an önce kurul kararlarının bağlayıcı hale getirilmesi zorunluluktur. Bu konuda gerekli yasal düzenlemeler derhal yapılmalıdır.Uzlaştırma Kurulu’nun geçtiğimiz yıllarda aldığı ve bugüne kadar uygulanmayan kararları bizim kazanılmış hakkımızdır. Hak ettiğimiz, ancak bu güne değin verilmeyen haklarımız da en kısa zamanda verilmelidir.

 4-Türkiye Kamu-Sen olarak, 2002 yılından beri kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerini korumak ve ilerletmek amacıyla kesintisiz olarak Toplu görüşme masasına oturmaktayız. Bu süreçte Konfederasyonumuz daima uzlaşma arayan, iyi niyetini koruyarak, Toplu görüşme masasının sonuç alma mekanizması haline gelmesi için mücadele eden taraf olmuştur.   

Sekiz yıllık dönemde iktidarda olan siyasi iradenin kanunlar karşısındaki vurdumduymaz tavrı, sosyal diyalogu, toplu görüşme ve Uzlaştırma Kurulu sistemini yasak savmadan ibaret bir süreç haline getirme arzusu, 4688 sayılı kanunun kısıtlı etkisini tamamen ortadan kaldırmakta ve toplu görüşmeyi yalnızca Türkiye Kamu-Sen’in kurumsal performansına bağlı hale getirmektedir. Özellikle Hükümetin koltuğunun altına sinerek kendisine siyasi koruma sağlamış bir konfederasyonun Toplu görüşme heyetine başkanlık ettiği 2009 yılı Toplu görüşmelerinin, kamu görevlileri açısından en az kazanım elde edilen dönem olması bu bakımdan tarafımızca anlamlı bulunmaktadır.  

5-Yaklaşık 2 milyon 400 bin kamu görevlisinin emekli oluncaya kadar en az 25 yıl boyunca hizmet ürettikleri kurum ve kuruluşlarda karşılaştıkları sorunlar, emekli olduktan sonra da hayatları boyunca tabi oldukları hukuk sistemi ile kendilerinin ve ailelerinin yaşam seviyelerinin belirlenmesinde hayati önem taşıyan toplu görüşme sisteminin böylesine etkisiz kalması, kamudaki bütün huzursuzlukların kaynağıdır.
 

Siyasi iradenin bu aksaklıkları görmezden gelerek, Toplu görüşmeler süresince sorunların çözülmesi noktasında sergilediği kayıtsız ve katı tutum, kamu görevlileri tarafından kabul edilemez bir davranıştır.

Bugüne kadar gösterdiğimiz hoşgörü ve uzlaşma arzusu ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Artık sözün bittiği yere gelinmiş, eylemlilik süreci başlamıştır. Bu anlayışla mücadele etmek, kamu görevlilerinin, emeklilerin, dul ve yetimlerin kısaca dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın kazanımlarını korumak, etkili bir eylemlilik süreci gerektirmektedir.
 

Bizler Türkiye Kamu-Sen olarak, taleplerimizin karşılanması çerçevesinde, sesimizin duyulduğu her noktada yanlış uygulamalara son vermek, kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı konusunda toplumsal duyarlılık oluşturmak üzere, eylemlilik sürecini başlatmış bulunuyoruz.

Bu bağlamda, Konfederasyonumuz bünyesinde oluşturulacak bir komisyon aracılığıyla takvimi belirlenecek bir dizi eylem kararı alınmıştır. Eylemler 10 Ekim - 31 Aralık 2009 ve 1 Ocak -1 Ağustos 2010 tarihlerini içermek kaydıyla ve dozu giderek artan bir şekilde iki aşamalı olarak gerçekleştirilecektir.
 

Buna göre 10 Ekim-31 Aralık 2009 tarihlerini kapsayan 1. Dönemde;

 

1-      Genel Başkanlar düzeyinde bütün siyasi partilerin ziyaret edilerek, kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı verilmesi konusunda hazırlanacak dosyaların sunulması,

2-      Eylemlerimizin nedenlerini ve haklı gerekçelerimizi anlatan kitlesel basın açıklamaları yapılması,

3-      Ülkemizde yaşanmakta olan sorunların dar ve sabit gelirlilerin üzerinde yeni yükler oluşturduğunu ortaya koymak için, işsiz, emekli, dul ve yetimlerin de sorunlarının gündeme getirilmesi,

4-      Açlıktan, yoksulluktan kurtulmanın yollarının Başbakandan öğrenilmesi amacıyla mektup yazılması,

5-      Konferans grupları oluşturularak bilgilendirme toplantıları yapılması,

6-      Bölgesel mitingler düzenlenmesi,

7-      İç hukuk yollarının tamamlanmasından sonra AİHM’ye başvuru yapılması,

8-      Kamuoyunu bilgilendirmek üzere gazete, dergi, TV ve bilboardların kiralanması, ilan verilmesi, el ilanları hazırlanması,

9-      Basın merkezlerinin ziyaret edilerek, bilgilendirilmesi,

10- T-Shirt bastıralarak kamu görevlilerine dağıtılması, sonrasında soyunma eylemi yapılması,

11- Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yargı kurumları başkanları ile görüşmeler yapılması, toplu sözleşme ve grev hakkının hukuk çevrelerinin de katkılarıyla tartışılmaya açılması,

12- Sendikal baskı ve sürgünlerle, kadrolaşma konularında Mecliste araştırma açılmasının sağlanması,

13- Tüm ülke çapında mesleki kuruluşların da desteği alınarak bir gün süreyle iş bırakma ve vizite eylemi yapılması,

14- Başbakanlık ve kamu kurum ve kuruluşları önünde Konfederasyon genel merkez yöneticileri ve şube başkanlarının katılımıyla oturma eylemi yapılması

 

kararlaştırılmış olup, bu eylemlere ek olarak sağlık hizmetlerinin sunumunda alınan katkı paylarını ve KEY Hesaplarında yaşanan hak gasplarını protesto etmek amacıyla eylemler yapılacak; gelişmelere ve gündeme göre haftalık basın açıklamalarıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi sağlanacaktır.

 

1 Ocak -1 Ağustos 2010 tarihlerini kapsayan 2. Dönem eylem planı ise şu şekilde olacaktır:

 

1-      Başbakanlık ve kamu kurum ve kuruluşları önünde Konfederasyon genel merkez yöneticileri ve şube başkanlarının katılımıyla oturma eylemi yapılması,

2-      AKP il başkanlıklarının önüne siyah çelenk koyma ve kravat bırakma eylemi,

3-      Konferans grupları oluşturularak bilgilendirme toplantıları yapılması,

4-      Belirlenecek bir güzergahtan Ankara’ya yürüyüş,

5-      Bakanlar Kurulu üyelerinin ve AKP Milletvekillerinin her alanda protesto edilmesi,

6-      “Verdiniz de harcamadık mı?”, “Param olsa alışveriş yaparım?” gibi sloganların afiş haline getirilerek hükümetin kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının ilerletilmesi konusunda baskı altına alınması amacıyla “kokart eylemi” yapılması.

 

Dileğimiz ve umudumuz siyasi iradenin kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkını içeren yasal değişikliler başta olmak üzere, taleplerimizi bir kez daha gözden geçirmeleri ve karşılamalarıdır.