GENEL BAŞKAN SAMSUN, ORDU VE AMASYA’DA İSTİŞARE TOPLANTISI YAPTI

            Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk; Samsun, Ordu ve Amasya’da bir dizi istişare toplantısında bulundu. Genel Başkan Koncuk’a Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Tarım Orman-Sen Genel Merkez Yöneticisi Erhan Seyhan, Türk Eğitim-Sen Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan ve Türk Eğitim-Sen Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir eşlik etti.  

 

Genel Başkan Koncuk, 21 Mayıs tarihinde Samsun’da sendika başkanlarının katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen Samsun İl Temsilcisi Ahmet Keskin, Türk Eğitim-Sen Samsun 1 No'lu Şube Başkanı Levent Kuruoğlu, Türk Yerel Hizmet-Sen Samsun Şube Başkanı Cemal Kasap, Türk İmar-Sen Samsun Şube Başkanı Mustafa Çakır, Türk Tarım Orman-Sen Samsun Şube Başkanı Rafet Akbulut, Türk Enerji-Sen Samsun Şube Başkanı Şuayip Demir, Türk Sağlık-Sen Samsun Şube Başkanı Yusuf Alan ve Türk Haber-Sen Samsun Şube Başkanı Mehmet Tanrıkulu katıldı. Genel Başkan Koncuk 22 Mayıs tarihinde ise Ordu ve Amasya’da da istişare toplantısı düzenledi. Ordu’da yapılan toplantıya Türk Tarım Orman-Sen Ordu-Giresun Şube Başkanı Hasan Ali Yılmaz, Türk Diyanet Vakıf-Sen Ordu Şube Başkanı Bekir Karakış, Türk Büro-Sen Ordu Şube Başkanı Ahmet Fuat Çebi, Türk Haber-Sen Ordu-Giresun Şube Başkanı Yaşar Ur, Türk Eğitim-Sen Giresun Şube Başkanı Arif Çetinkaya, Türk Sağlık-Sen Giresun Şube Başkanı İbrahim Ekiz, Türk Büro-Sen Giresun Şube Başkanı Ali Kara, Türk Yerel Hizmet-Sen Giresun Temsilcisi Saffet Genç, Türk Tarım Orman-Sen Giresun Temsilcisi Mehmet Demirkılıç, Türk Enerji-Sen Ordu Temsilcisi Üzeyir Keskin ve Türk İmar-Sen Ordu Temsilcisi Engin Çelenk katıldı. Amasya’da yapılan istişare toplantısına da Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi ve Şube Yönetimi Kurulu hazır bulundu.

 

Genel Başkan Koncuk istişare toplantılarında birer konuşma yaptı. Bazı 'sarı sendikaların' iktidar desteğiyle üye sayısını artırdığını söyleyen Koncuk şunları kaydetti: “Kamu çalışanlarının nasıl bir sendikacılık anlayışı istediği önemli. Kamu çalışanları ekonomik ve sosyal hakların mücadelesini yapan bir sendikacılık mı istiyor, yoksa siyasi iktidarlara teslim olan, ekonomik ve sosyal kazanımların kaybedilmesine sessiz kalan bir sendikacılık anlayışı mı istiyor? Kamu çalışanlarının buna karar vermesi lazım. Türkiye Kamu-Sen asla sinmeyecek. İktidarın eteklerine tutunan bir sendikacılık anlayışı Türkiye Kamu-Sen’in lügatinde yok. Bu yüzden hep doğruları dile getireceğiz. Sendikacılığı Kanarya Sevenler Derneği olarak algılamak ve böyle bir sendikacılık anlayışının Türkiye’de kök salmasına izin vermek yanlıştır. Böyle bir sendikacılık anlayışı desteklenirse Cumhuriyet tarihi boyuca elde ettiğimiz kazanımlarımızı kaybederiz. Kamu çalışanlarının 2002-2010 yılları arasında alım gücü yüzde 23 oranında azaldı. Türkiye’de kamu çalışanlarının milli gelirdeki payı 2002 yılından bugüne yüzde 2 oranında düştü. İşte bu nedenle ülkemizde ‘adam gibi sendikacılık’ yapılması gerekmektedir. 15 Ağustos’ta toplu görüşme mi, toplu sözleşme mi yapacağımızı hala bilmiyoruz. Bununla ilgili kanun ve yönetmeliklerin yayınlanması lazım. Toplu sözleşme anayasal hak olmasına rağmen bu yıl kullanıp kullanmama konusunda tereddütlerimiz var. Devlet Personel Başkanlığının gönderdiği yazıda toplu görüşme havası sezdik.”

            Hükümetin kamu çalışanlarını unuttuğunu söyleyen Koncuk, “Hükümet yaptığı hiçbir çalışmada kamu çalışanlarını hesaba katmadı. Bugün kamuda çalışan bir işçinin ücreti kamu çalışanlarının 1.8 katıdır. Bu nedenle Türkiye’de kamu çalışanlarının hakkını hukukunu koruyacak yiğit bir sendikacılık anlayışı mecburidir. Kamuda farklı istihdam modelleri vardır. Şu anda kamuda çalışan 4/B’li sözleşmeli memur sayısı 250 bin’dir. Bu çalışanların yüzde 90’ı AKP iktidarı döneminde istihdam edildi. 45 bin 4/C’linin neredeyse tamamı AKP döneminde istihdam edildi. AKP iktidar olduğunda kamuda taşeron firma elemanı sayısı 10 bin iken, bugün 400 bin’dir. Şu anda işsizlik öyle bir boyut kazandı ki, Cumhuriyet tarihinin en kötü noktasındayız. Geçen sene itibariyle 4 milyon genç iş bulmak umuduyla KPSS’ye girdi. Öte yandan KPSS hırsızlığı oluyor, sorular birtakım yandaşlara peşkeş çekiliyor, 10 bin kişiye sorular servis ediliyor ancak failler bulunamıyor. Bu sene YGS’de de benzer rezaletleri yaşadık. YGS sonuçlarına 80 bin’in üzerinde itiraz var. Kime güveneceğiz? ÖSYM Başkanı hala siyasi iktidar ile YÖK Başkanının koruması altında ve utanmadan makamında oturuyor. Haziran ayında da LYS var. Bu sınavı da ellerine yüzlerine bulaştıracaklar. Bizim evlatlarımızın geleceği bu kadar ucuz olmamalı. Eğer bu millet kendi çocuğunun geleceğini çalanlara karşı sessiz kalıyorsa, bu milletin kendisini sorguya çekmesi lazım. Türkiye Kamu-Sen olarak bir araştırma yaptık. Buna göre gençlerin yüzde 56.2’si başka bir ülkede yaşamak istiyor. Yine gençlerin yüzde 48,5’i iyi bir işin kapısını etkili tanıdıkların açtığına inanıyor. Başka bir araştırmaya göre insanlarımızın yüzde 95.1’i ‘borçluyum’ diyor, yüzde 19.1’i 50 bin TL’den fazla borcu olduğunu söylüyor.  Bu yaşadıklarımızı üst üste koyduğumuzda, herkesin hakkını hukukunu savunan sivil toplum örgütlerine ihtiyacı bulunmaktadır. Bu sivil toplum örgütü Türkiye Kamu-Sen’dir. Konfederasyonumuz; ahlaksızlığa, alın teri hırsızlığına, namussuzluğuna geçit vermemenin mücadelesini yapmıştır” diye konuştu.

            Açlık ve yoksulluk sınırı üzerinde maaş alanların oranının yüzde 18 olduğunu kaydeden Koncuk, “ Kamu çalışanların yüzde 82’si açlık ya da yoksulluk sınırı altında gelire sahip. Ekonomik ve sosyal sorunların devam ettiğini görüyoruz. Tüm kurumlara vekâletle yönetici atanıyor. Yandaş memur oluşturulmak için her türlü gayret sarfediliyor. Kamu çalışanlarına aba altından sopa gösteriliyor. Bilhassa sözleşmeli personel üzerinde baskı oluşturuluyor, sözleşmeli personel birtakım sendikalara yönlendiriliyor. Biz mücadele etmezsek iş güvencemiz tehlikeye girecek. Türkiye Kamu-Sen 16 Nisan’da miting yaptı. Aynı gün Başbakan bir yandaş sendikanın genel kurulunda sözleşmelilik konusunda çalışma yapacaklarını, sözleşmelileri eğer mümkünse seçimden önce, mümkün değilse seçimden sonra kadroya geçireceklerini söyledi. 9 yıldır sözleşmelilik garabetinin uygulayıcısı olacaksınız, 9 yıl sonra seçimlere kısa bir süre kala ‘sözleşmelileri kadroya geçireceğiz’ diyeceksiniz. Buradan Başbakana sesleniyorum: Bunun seçimden önce olması mümkün. TBMM’den aldığınız yetki size tüm sözleşmelileri kadrolu yapma imkanı veriyor. Eğer sözünüzün eriyseniz, tüm sözleşmelileri ve 4/C’lileri kadrolu yapın. Ancak bu konuda hükümeti samimi bulmuyoruz. Başbakan bir yandan sözleşmelileri kadrolu yapacağına dair söz veriyor diğer yanda İller Bankası çalışanları sözleşmeli hale getiriliyor. Bu siyasi etikle bağdaşmaz” dedi.

            Genel Başkan Koncuk, 12 Haziran seçimlerinden sonra kurulacak hükümetin kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi yönünde ciddi çalışmalar yapması ve bu konuda sivil toplum örgütlerinin taleplerini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti. Anayasa değişikliğine ilişkin de açıklama yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, şunları söyledi: “Türkiye Kamu-Sen olarak Anayasanın ilk 4 maddesinin tartışılmasına asla müsaade etmeyiz. Bu çerçevede kalmak şartıyla Anayasa maddeleri değiştirilemez metinler değildir. Milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda değişiklik yapılabilir ama Anayasa değişikliğini açılım politikalarıyla ilişkilendiren, Anayasada ifadesini bulan ‘Türk’ tanımından, resmi dilin ve eğitim dilinin Türkçe olmasından rahatsızlık duyan Anayasa değişikliğini de doğru bulmayız, böyle bir Anayasa değişikliğine asla destek olmayız. Bu maddelere sadık kalmak suretiyle Anayasada diğer maddeler tartışılabilir. Türkiye Kamu-Sen’de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir. Ancak birtakım merkezlerce ülkemizi parçalayacak, bölücü örgütün taleplerini dile getirecek şekilde yapılacak Anayasa değişikliğini desteklemeyeceğimizin ve bu konuda her türlü tepkiyi ortaya koyacağımızın bilinmesi gerekmektedir.”  

Genel Başkanın Açıklamalarını İzlemek İçin Tıklayınız