TÜRKİYE KAMU-SEN YİK TOPLANTISI YAPILDI
TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU (YİK) TOPLANTISI
SONUÇ BİLDİRGESİ
1- Kamu İşveren Kurulu ile yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı olduğu konfederasyonları arasında yürütülen 7.dönem toplu görüşmeleri 15-30 Ağustos 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Toplu görüşmeler sonucunda, kamu görevlilerine 2009 yılında uygulanacak maaş artışlarıyla mali, sosyal ve özlük hakları konularında mutabakata varılmıştır.
Mutabakat metni hükümlerine uygun olarak, kamu görevlilerine 2009 yılı için uygulanacak zam ve tazminatlar, 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nda değerlendirilmiştir.
Ancak; mutabakat metnine ekli listelerde yer alan diğer konular, aradan dört ay geçmesine rağmen hayata geçirilmemiştir. Kamu çalışanları arasında uzun yıllardır ortaya çıkmış ücret farklılığı ve ücret adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak denge tazminatı uygulamasında yapılan son değişiklikler, kendi içinde kurum ve unvan anlamında bir çok adaletsizliği de beraberinde getirmiştir. Bu konuların “eşit işe eşit ücret” çerçevesinde  mutabakata uygun olarak, yetkili sendikalarla müzakere edilmesi ve en kısa zamanda hayata geçirilmesi kamu çalışanları açısından hayati bir önem arz etmektedir.
Toplu görüşmelerin esaslarını da belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 34. maddesinde, “mutabakat metni, uygun idarî, icraî ve yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idarî ve icraî düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.” denmektedir.
Mutabakat metninin imzalanmasının üzerinden 4 ay gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen, üzerinde anlaşmaya varılan bir çok konunun hala Meclise sunulmamış olması açıkça kanunun savsaklanması ve kamu görevlilerinin ihmal edilmesi anlamına gelmektedir. Hükümetin bir an önce gerekli çalışmaları tamamlayarak, mutabakat metni hükümlerini uygulamaya koyması kanuni bir zorunluluktur.

2- Gerek ülkemizin imza altına aldığı uluslar arası sözleşmelere gerekse Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi 25. Toplantısı’nda alınan kararlara uygun olarak; Türkiye’deki kamu görevlilerine siyaset hakkı ile toplu sözleşme ve grev haklarını da içeren sendikal hakların tanınması zorunluluk halini almıştır. Toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçiş sürecini hızlandırmak ve ülkemizdeki memur sendikacılığının Avrupa Birliği ve ILO standartlarına ulaşmasını sağlamak amacıyla konfederasyonumuzun 4688 sayılı Kanunda yapılmasını talep ettiği değişikliklerin gerçekleştirilmesi; başlangıç olarak da derhal Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcılığının sağlanması gerekmektedir.

3- Bütün dünya, okyanus ötesinde ortaya çıkan ve önüne gelen tüm ülke ekonomilerini alt üst eden bir krizle sarsılmaktadır. İçinde bulunduğumuz durum, 1929 yılında yaşanan en büyük ekonomik krizden daha vahimdir. Ne yazık ki, Türkiye de bu krizden nasibini almaktadır. Ülkemizin ekonomik krizden çıkması için her kesimin taşın altına elini sokması gerekmektedir.
Ekonomik krizin etkilerinin azaltılması, vatandaşlarımızın bu krizden en az zararla çıkması için; sosyal devlet ilkesi temelinde tüm ekonomik politikaların ve özelleştirme uygulamalarının gözden geçirildiği yeni bir programa ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Yıllardır IMF ve Dünya Bankası ile anlaşılmasına rağmen hala ülkemiz dış borç ve özelleştirme sarmalından kurtulamamıştır. Konu Türkiye’ye geldiğinde özelleştirmenin erdemlerinden dem vuranlar, krizle birlikte kendi ülkelerinde yoğun bir millileştirme politikası izlemeye başlamıştır. Bu da IMF politikalarının sorgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye Kamu-Sen olarak; tüm dünyada insani ve sosyal değerlerin ön plana çıkarıldığı, en yüksek karı elde etme uğruna bütün etik değerleri yok sayan anlayışın terk edildiği sosyo-ekonomik  programlarla krizden çıkılacağına inanmaktayız. Uygulanacak politikalar, sadaka kültürünü teşvik etmek yerine istihdam ve üretimi teşvik edecek şekilde düzenlenmelidir.

Son 6 yıldır ülkemiz ekonomisinin kesintisiz büyümesinin temelinde yatan küresel büyüme, tersine dönmüştür. Bu durumda hem likidite ihtiyacının dışarıdan sağlanması hem de ülkemizde üretilen ürünlerin uluslar arası piyasalarda alıcı bulması, geçtiğimiz yıllardaki kadar kolay olmayacaktır. Dolayısı ile dış ticaret hacminde bir daralma yaşanacak bu da şirketlere ve istihdama olumsuz olarak yansıyacaktır. Bu nedenle iç talebin canlı tutulması; daralan dış ticaretin telafisi, şirket faaliyetlerinin sekteye uğramaması ve istihdamın azalmaması için hayati önem taşımaktadır.
Piyasaları üretim ve tüketim kesimi olarak değerlendirdiğimizde, alınan tedbirlerin piyasaların yalnızca üretim tarafına yönelik olduğu görülmektedir. Bu da sosyal tarafı yani tüketici kesimi ihmal eden önlemlerin eksik ve amaca hizmet etmekte yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Üreticilerin, ürettiklerini satın alacak olan tüketici kesim yani memur, işçi ve emekliler desteklenmediği sürece yapılan tüm çabalar etkisiz kalacaktır. Tüketicilerin geliri artırılmadan, alım gücü yükseltilmeden piyasaların canlandırılması mümkün değildir.

Türkiye Kamu-Sen, bu noktada alınması gereken önlemleri;
a) Ülkemizde üretilen ürünlerin tüketilmesi ve tüm işlemlerde Türk Lirası kullanılması için  kampanya başlatılması,
b) Başta memurlar olmak üzere, tüm çalışan ve emeklilere yapılacak kriz iyileştirmesi ile piyasalara nefes aldırılması,
c) Çiftçiler ve KOBİ’ler için sağlanan kolay kredi uygulamasının toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması,
d) Benzin, elektrik, doğalgaz ve LPG fiyatlarında indirime gidilmesi,
e) Faizlerin aşağıya çekilerek piyasalara güven aşılanması,
f) İstihdam artışının sağlanması için kamuda boş kadroların doldurularak, kamu görevlisi açığının kapatılması,
g) Kamu görevlilerine ILO standartlarında sendikal haklar tanınarak, toplumsal uzlaşma ve güven ortamının sağlanması olarak sıralamıştır.
Bu doğrultuda; krizin aşılması için kamu görevlilerine derhal kriz iyileştirmesi yapılmasını  talep etmekteyiz.

4- Son yıllarda Avrupa Birliği üyeliği bağlamında ülkemize dayatılan bazı konularla ilgili gelişmelerden endişe duymaktayız. Özellikle Ermeni meselesi, Vakıflar Yasasının uygulamaları, etnik temelli yapılanmalar, Kıbrıs sorunu ve terör örgütü çerçevesinde yaşanan tartışmalar ülkemiz gündeminin ana konusudur. Ülkemizin geleceğini ve bağımsızlığını yakından ilgilendiren bu konular hakkında siyasi irade başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve toplumun tüm kesimlerinin son derece hassas davranması ve ülkemiz menfaatlerini ön planda tutması gerekmektedir.  

5- Demokrasimizin vazgeçilmezleri, başta sendikalar olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının önünün açılması gerekirken, adeta büyüme ve gelişmelerine engel olunmak istenilmektedir. Bu ülkeyi sivil toplum örgütleri ile “ortak akıl” çerçevesinde idare edeceğini söyleyenlerin, katılımcı demokrasinin gereğini yerine getirerek, sivil toplumun gelişimine katkı sağlaması gerekir. Son dönemde kamu görevlileri arasından yandaş memur oluşturularak kamu hizmetlerinin bu yandaş kadro ile gördürülmesi şeklinde bir görüntü ortaya çıkmış, kamuoyunda ciddi bir gündem maddesi haline gelmiştir. Bu anlamda bu tür yanlış uygulamalardan ve anlayışlardan vazgeçilmesi siyasi iradenin üzerinden atamayacağı bir sorumluluktur.
Bu nedenle siyasi irade bir an önce adalet, hakkaniyet, demokrasi ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmayan uygulamalardan vazgeçmelidir. Siyasi iradenin bazı temsilcileri ve atadığı bazı bürokratların, Türkiye Kamu-Sen teşkilatına ve üyelerine karşı takındığı önyargılı ve olumsuz tavırlar tarafımızca yakından takip edilmektedir. Bu konuda yapılan tespitler kamuoyu ile paylaşılacak, bu olumsuzlukları önlemek adına tüm teşkilatımız bir bütün olarak her türlü eylem sürecini başlatacaktır. Türkiye Kamu-Sen, bugün itibarı ile iç yargıya intikal etmiş olan bu tür baskı konularını, uluslar arası alana da taşımaya kararlıdır.

6- Türkiye Kamu-Sen camiası olarak; şükretmeye, sevgiye ve kardeşliğe, paylaşmaya, vatan için ölmeye, dostluğun ve dostların değerini bilmeye, umusuzluğa kapılmamaya, üretmeye, hizmete, ihtiyacı olanlara yardım eli uzatmaya, sorumluluk sahibi olmaya varız ama; iki yüzlülüğe, yalana ve harama, gıybete, iftiraya ve dedikoduya, gösterişe ve şiddete, dinlemeden düşünmeden yargılamaya, bencilliğe ve kibirliliğe, tembelliğe bütün çirkinliklere yokuz.

7- Yüzyılın vahşeti olarak nitelendirilebilecek İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinli vatandaşlara karşı başlattığı hava saldırısını şiddetle kınıyoruz.  
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Kaynak: Kamu-Sen