BURSA ŞUBEMİZDEN ÖRNEK ETKİNLİK. MİSYONERLİĞE GEÇİT YOK
Saygıdeğer  Basın  mensupları,
Bugün  2005 – 2006  Eğitim  Öğretim  yılının  son  günü. Ülke  genelinde  17  milyon   Bursa’mızda 400 Bin  civarında  gencimiz  karne  aldılar. Dün  ise  ÖSS  sınavı  yapıldı  ve  yüz binlerce  gencimiz  evladımız  yine  umutsuzluğa  çaresizliğe  ve  kimsesizliğe  mahkum  oldu. Dünkü  ÖSS  nin  son  ÖSS  olmasını  temenni   ediyoruz..
Her geçen  gün   gelecek  sağlayamadığımız  gençlerimizin   hem  madden  hem  manen  yok  olduklarını  artık   toplumun  bütün  kesimleri  kabul  etmektedir.  Bu  kadar  olumsuzluklara  maruz  kaldığı  yetmezmiş  gibi   Özellikle  AB  uyum  yasaları  ve  AB  süreci  ile  birlikte  gençlerimiz   ciddi  bir  misyoner   faaliyeti  tehlikesi  ile   karşı  karşıyadır.  Konu  Milli  bütünlüğümüzü  tehdit  eder  boyutlara   ulaşmıştır.
Ülkemiz ve milletimiz tarih boyunca ekonomik-sosyal ve kültürel saldırıya maruz kalmıştır. Günümüzde de bu hususlar devam etmektedir. Haçlı zihniyeti Türk milletinin Anadolu topraklarında yerleşmesini asla içine sindirememiş, yüzyıllar süren haçlı seferleri düzenleyerek şehit kanları ile sulanarak vatan olan bu topraklardan çıkartmak istemiştir. Bunu başaramayınca dün olduğu gibi bugünde emellerini gerçekleştirebilmek için yeni stratejiler geliştirmişlerdir. Bu stratejilerden biriside misyonerlik faaliyetleridir.

*   Son üç yılda ücretsiz olarak dağıtılan İncil sayısı sekiz milyonu bulmuştur.

* Misyonerler İstanbul’da bazı radyo istasyonlarından Türkçe olarak Hıristiyanlık propagandası yapıyor. Bazı kitabevlerinin de bizzat sahibi durumunda. Bu yayınevleri bölücü nitelikli Türkiye haritaları yayınladıkları halde haklarında herhangi bir işlem yapılmıyor.

* Son bir yıl içinde sadece İstanbul’da 19 kilise açıldı. Üstelik bu kiliselerin açıldığı yerlerde Hıristiyan vatandaşlar yaşamıyor.

* Propaganda faaliyetlerini özellikle lise son sınıf ve üniversite öğrencileri üzerinde yoğunlaştırıyor. Maddi gücü olmayan vatandaşlar da iş ve para vaadiyle Hıristiyan yapılıyor. Misyonerler, Müslüman ülkelerdeki her sorunu da “fırsat” olarak kullanıp taraftar kazanmaya çalışıyor.

* Türkiye’de Hristiyan cemaatinin sayısının 50-55 bin olarak tahmin edilmekte olduğu  bilindiği halde, misyonerlik faaliyetleri kapsamında 300’den fazla kilise, çok sayıda kitapevi, 1 kütüphane, 6 dergi, onlarca vakıf, yayınevleri, 5 radyo, çok sayıda manastır, 2 kafe, 1 acente, 1 mahfil, 7 şirket, 1 otel, 1 tercüme bürosu, 7 gazete, 1 tarihi eser, 2 müze, 4 harabe, 1 kale, ve onlarca dernek bulunduğu  bilinmektedir.

      Misyonerler Türkiye’de elini kolunu sallayarak propaganda yapıyor, adeta cirit atıyorlar. Türkiye'de yaşanan ekonomik istikrarsızlıklar ve krizler ise bu işin tuzu biberi olmaktadır. Geleceğe umutsuz bakan insanlar, özellikle genç nesiller, kolayca kandırılıyor. Bursa’mızda da  bu  tür faaliyetler  yoğunluk  arz  etmektedir.
             
         Bugün Türk Milli eğitim sistemi Türk çocuklarına hedef göstermek ve ideal kazandırmak noktasında tam bir acz içerisindedir. Her tür ve kademedeki eğitim gören gençlerimiz, büyük çoğunlukla idealizmden uzak, gayesi olmayan, günübirlik hevesler peşinde koşan ve gençlik enerjilerini büyük gayelere değil de daha çok gündelik arzularına yönlendirmiş bir durumdadırlar. Gençlerimiz Türk  Milletinin  hasletlerini  istediğimiz  manada üzerinde  taşıyamıyor.  Ne yazık ki  gençlerimizin  idolleri   her biri  birer  ahlaksızlık  abidesi  olan   sözde  sanatçılarla  en  kısa  yoldan  en çok  para yı  kazanan  topçular  ve  popçular  olmuştur.

           Oysa ki; Atatürk  diyor ki; “ Efendiler, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize; görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel, Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine milli ananelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.” demekteydi. Yine tarifi tartışılmakla ve yeterli olmamakla birlikte en azından uygulanmasını temenni ettiğimiz 1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUnun Genel amaçlar bölümünün 1. maddesinde Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Millîyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları tabii davranışlar haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; ifadesi yer almaktadır.
Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne zarar verir  hale  gelen  misyonerlik             faaliyetleri  karşısında  sessiz  kalmamız  söz  konusu  olamaz. Zira, Türkiye Kamu-Sen yola çıkarken salt ücret sendikacılığı yapmayacağını, ülke sendikacılığı yapacağını ilan etmiştir. Türkiye’mizi ilgilendiren her konuda Milli duruşuna dün olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir.

        Türkiye  Kamu-Sen’in  sorumlu  sendikacılık  anlayışı  gereği   Yaz  tatiline  giren  gençlerimize  zamanlarının  büyük  bölümlerini  okuyarak  geçirmelerini önerirken  öncelikli  olarak ta  kutsal  kitabımız  Kuran- Kerim   mealini  okumalarını  tavsiye  ediyor  T.C Diyanet  İşleri  Başkanlığı   Türkiye  Diyanet  Vakfı  nın  neşrettiği  Kuran-ı Kerim  Meallerini  yalnızca  öğrenci kardeşlerimize  hediye  ediyoruz.
Saygılarımızla..