SÖZLEŞMELİ KÖLELİK SANCISI SON GAZ...
AKP iktidarının kamu görevlilerini terbiye etmek, tepelerinde demoklasin kılıcı gibi durmak, hiç bir hak iddia edemeyen “memur köleler” oluşturmak adına icat ettiği bu uygulama artık insanlarımıza eziyet çektiren bir hale dönüşmüştür.

Az ücretle adam çalıştırma mantığıyla çıkarılan “4/C kısmi zamanlı sözleşmeli öğreticilik” uygulamasının sendikamız tarafından iptal ettirilmesi ile başlatılan, 4/B sözleşmeli öğretmenlik sistemi neredeyse kadrolu atama sisteminin önüne geçmeye başlayarak, asal atama şekline dönüştürülmüştür.

Aynı öğretmenler odasında farklı statülerde çalıştırılan öğretmenler artık aynı sevinci, aynı tasayı paylaşamaz olmuştur. Türk milli eğitiminin temel amaçları doğrultusunda aynı hedefe beraberce koşması gereken öğretmenlerimizin, bu farklılıklar doğrultusunda bunu başarması artık mümkün değildir.

Tayin, atama ve görevde yükselmeyi hayalinde bile göremeyen sözleşmeli öğretmenler, diğer emsallerine nazaran elde edemedileri özlük hakları sebebiyle, ciddi bir psikolojik sıkıntı içerisinde, neredeyse, kaliteli, verimli iş üretmekten uzak bir görünüm içerisindedirler.

Bu ülkeyi iyi yönetiyorum iddiasında olanlar, arkalarına dönüp Türk milli eğitimini, gençlerimizin geleceğini nasıl dinamitlediklerini görmelidir. Devleti küçültmek adına insanımızı ne hale getirmeye çalıştığımızı, korku, sömürü üzerine, güya devleti karlı çıkarmak temeline dayanan bu ve benzeri sistemlerle Türkiyenin gelişmesine en küçük fayda sağlamadığımızı her kes görmek zorundadır.

Türk Eğitim Sen olarak, başta sayın Başbakan olmak üzere, Milli Eğitim Bakanını göreve davet ediyoruz. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması hemen kaldırılmalı, atanacak on üç bin öğretmen kadrolu olarak atanmalıdır. Tarih ve aziz milletimiz, Türk milli eğitimini kaosa sokacak bu kölelik anlayışını ve ortaya koyanları asla affetmeyecektir.

Anayasa mahkemesinin sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ile ilgili olarak vereceği kararın, milli eğitimimizin, öğretmen ve öğretmen adayı gençlerimizin geleceği  açısından büyük bir öneme sahip olduğunun bilinmesi gerekmektedir.Bu kararın bir an önce, insan hakları parelelinde verilmesi, binlerce insanın ve Türk milli eğitiminin yol haritasını çizmesi bakımından hayati öneme haizdir.