KONYA 2 NOLU ŞUBE İSTİŞARE TOPLANTISI DÜZENLEDİ

Konya 2 No’lu Şube Başkanlığı 20 Kasım 2012 Salı günü İşyeri Temsilcilerinin, Kadın Komisyonu üyelerinin ve İlçe Temsilcilerinin katılımıyla istişare toplantısı düzenledi. Programda Konfederasyona bağlı sendikalarımızın Şube Başkanları ile Konya 1 No’lu Şube Başkanı Tanfer Ata da hazır bulundular.

Toplantıya Genel Sekreter Musa AKKAŞ ile Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip GEYLAN da iştirak ettiler.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Şube Başkanı Sadi Eriş’in açış konuşmasından sonra ilk olarak Genel Sekreter Musa Akkaş haziruna hitap etti. Konuşmasında eğitimin ve eğitim çalışanlarının güncel meseleleri hakkında bilgiler veren Akkaş Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun Konya’da bir gün önce yapmış olduğu açıklamalara da değindi. Gündoğdu’nun kamuoyunun çok iyi bildiği konularda bile doğru olmayan görüşler zikretmekten geri durmadığını söyleyen Akkaş; “kendileri dışındaki sendika ve konfederasyonların ya bir saat iş bıraktıklarını ya da sevk alarak iş bırakmış gibi göründüklerini anlatan Sayın Gündoğdu, ya kamu çalışanlarını balık hafızalı zannediyor y ada kendisinin hafıza sorunu var. 25 Kasım ve 23 Mayıs iş bırakma eylemleri hala canlılığını koruyor. 25 Kasım 2009’da yapılan işi bırakma eylemine Memur-Sen hiç katılmamış, 23 Mayıs 2012 tarihinde yapılan eyleme de son gün –tabanının baskısıyla- sadece eğitim hizmet kolunda katılıyormuş gibi yapmıştı. Üzerinden daha altı ay bile geçmemiş bu gerçeğe rağmen yukarıdaki söylemi dile getirmek bu milletin zekasına aleni hakarettir. Yazıklar olsun böylesi anlayışa” şeklinde konuştu. Gündoğdu’nun Türkiye Kamu-Sen’i Ergenekon’la ilişkilendirmesine de değinen Akkaş, “Ülkemizin en muteber kuruluşu olan Kamu-Sen’e her kesimden ziyaret gerçekleşir. Dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanının randevuyla gerçekleştirdiği bir ziyaret üzerinden konfederasyonumuzu, mahkeme iddianamesine konu olan bir örgütlenmeyle ilişkilendirmek tedavisi olmayacak bir zeka özrüdür. Eğer bu yoldan devam edersek bizim de Memur-Sen’i kendilerinin terör örgütü olarak nitelendirdikleri Ergenekon yapılanmasıyla yandaş ve candaş ilan etmemiz gerekir. Çünkü kamuoyu hafızası çok iyi hatırlıyor ki, 27 Ocak 2006 tarihinde Memur-Sen Genel Merkezinde ve kendilerinin davetiyle İşçi Partisi Genel Başkanı ve bugün Ergenekon örgütlenmesinin en baştaki sorumlularından olan Doğu Perinçek’e bir konferans düzenlemişlerdi. Böyle bir mantık olabilir mi?” Eğitim çalışanlarının meselelerinden bihaber olan, çalışanların sorunlarına çözüm bulmak yerine sırtlarını dayadıkları iktidarın borazanlığını yapanların eninde sonunda hak ettikleri rakımda yerlerini alacaklarını ifade eden Genel Sekreter Musa Akkaş, “İLKSAN seçimleri bunu en bariz göstergesidir. Kapalı sandıklarda vicdanlarıyla başbaşa kalan EBS üyeleri dahi Türk Eğitim-Sen’in ilkeli tutumunu takdir etmiş ve bizim adaylarımıza oylarını vermiştir. Bir çok yerde EBS adayları sahip oldukları üye sayıları kadar bile oy alamamıştır. Bunun tek bir izahı vardır: Kendi üyeleri dahi bunlara güvenmemekte ve inanmamaktadır. Bu fotoğrafın bu yapının yöneticileri tarafından iyi okunması ve gereğinin yapılaması gerekmez mi?” dedi. 4+4+4 Sisteminin getirdiği sıkıntıların hala çalışanları mağdur ettiğini ifade eden Akkaş, “Bu sistemin sahibi biziz diyen bir malum sendika var. Böyle sendikal anlayış olmaz. Eğitim çalışanlarını mağduriyetinin öngöremeyen, mağduriyetler yaşanırken dahi arazlı uygulamalara sahip çıkmaya devam eden ve utanmadan haklı ikazları dile getirenleri suyu bulandırmakla itham eden bu anlayışa eğitim çalışanları hak ettikleri cevabı verecektir. Sendikacılık çalışanlar için yapılır, sendikacılığı siyasal iktidarın toplumsal alt yapı sorumluluğu olarak görenler hem çalışanlara ihanet etmekte hem de sendikacılığı rencide etmektedirler” dedi. Memurların iş güvencesine yönelik tehditleri de dile getiren Genel Sekreter Akkaş, Anayasanın 128. Maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu değiştirilerek memurların güvencesiz, esnek ve sözleşmeli statüde çalıştırılmak istendiğini belirterek; kamu çalışanlarının uyanık olmasını ve gerçek sendikacılığın adresi olan Türkiye Kamu-Sen’e omuz vermesini istedi. Sürece müdahale edilmezse tehlikenin bertaraf edilemeyeceğini ve kamu çalışanlarını en büyük güvencesinin ellerinden alınacağını ifade etti.

Daha sonra söz alan Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip Geylan da sendika çalışmalar hakkında bilgiler vererek önümüzdeki süreçte yürütülecek strateji hakkında görüşlerini paylaştı. Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in tekrar yetkili sendika olarak masaya oturmasının kamu çalışanları için büyük önem arz ettiğini ifade eden Geylan, “Geçtiğimiz Toplu Sözleşmede yaşananlar hala unutulmadı. Yüzyılın sözleşmesini yapacağız diyenler masada memurları rezil etmiş, hem masada hem de Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nda (KGHK) Hükümetin elini rahatlatacak manevraları gerçekleştirmişlerdir. Önceki gün Sayın Gündoğdu ek ödeme konusundaki beceriksizliklerini cevaplarken, kaleye 99 şut çektiklerini bir tanesinin direkten döndüğünü söylemiş. Lakin, sanırım Gündoğdu ve ekibi kaleleri şaşırmış. Çünkü çektikleri bütün şutları yani kamu çalışanlarının kalesine çekmiş durumdalar. Yani sahaya çıkan Memur-Sen oyuncuları yanlış takımın formasıyla oynadılar. İşte bundan ötürü sendikamızın yetkili olması çok önemlidir. Bugün eğitim çalışanlarını yaşadığı problemlerin müsebbibi olanların hak etmedikleri yetkiyi ellerinden alacağız. 2012 yılında 4+4 maaş zammına mahkum edilen memurlarımız, 2013 yılında da 3+3 alacaklar. Bu zilletin altında Memur-Sen’in imzası vardır. Hatırlarsınız Kamu Görevlileri Hakem Kurulu toplantısına getirilen komik teklif üzerine Genel Başkanımız İsmail Koncuk çağrıda bulunarak, bu kurulun karar almasını engelleyelim topu Hükümetin kucağına atalım teklifini gündeme getirmişti. Fakat buna cesaret edemeyen Ahmet Gündoğdu toplantıya katılarak komik zamları KGHK kararı olarak hayata geçirilmesini sağlamışlar ve Hükümetin elini rahatlatmışlardır. Çünkü KGHK’nun kararları bağlayıcı olmakta ve tarafların uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Yani bu komik zamlar Hükümetin tasarrufuyla değil Kurulun kararıyla gerçekleşmiş bulunmaktadır. Şimdi sormazlar mı Memur-Sen’e sen hangi takımın oyuncususun diye.” Dedi. 4+4+4 sisteminin müsebbibinin de EBS olduğuna dikkat çeken Geylan, “Zaten bunu kendileri de itiraf ediyorlar. Bu teklifi biz gündeme getirdik diyorlar. Şu anlayışa bakın. Onbinlerce sınıf öğretmeni mağdur olmuşken, iller arası nakiller ve özür grubu nakillerinde sıkıntılar yaşanmışken,  binlerce sınıf öğretmeni atama beklerken sadece 40.000 içerisinde 324 tane sınıf öğretmeni atanmışken, alan değişikliğiyle hem öğretmenlerimiz hem de öğrencilerimiz meçhule sürüklenmişken kendine sendika diyenler hala bu ucubeyi savunabiliyorlar. Öngörüsüzlüklerinin yanı sıra yaptıkları tüm açıklamaları iktidar partisinin eğitim komisyonu gibi gündeme getiren bu yapının garabetlerini eğitim çalışanları unutmamalıdır. Artık maskeleri iyice düşmüştür. Eğitim çalışanlarının daha fazla kandırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Yaşatılan zilleti unutturmayacağız.” Şeklinde konuştu. Eğitim Bir Sen’in 24 Kasım’ı protesto etmesine de değinen Talip Geylan, “Malum sendika ‘Öğretmenlik mesleğinin ekonomik ve mesleki itibarını hedef alan yaklaşımlar bertaraf edilmediği sürece 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri yapılmamalı ve hiç kimse kutlama mesajı yayınlamamalıdır’ şeklinde bir karar almış. Fakat bu yaptıklarına bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler. Eğer mesleğin itibarsızlaştırmasını gerekçe gösteriyorsanız; bunu en başlıca müsebbibi, diğer memurlara göre öğretmenlerin az çalışıp çok maaş aldığını ve fazla izin kullandığını söyleyen sayın Başbakan ve her ağzını açtığında öğretmeni tahkir eden sayın Ömer Dinçer’e özür dileme çağrısında bulunursunuz. Eğitim Bir Sen, açıkça sayın Başbakandan ve sayın Milli Eğitim Bakanından özür dilemeleri çağrısında bulunmadıkça bu eylemlerinin amacı sorgulanır. Aynı zamanda Atatürk’ün Başöğretmen oluşunun yıldönümü olan 24 Kasım’ı kutlamamalarına farklı anlamlar yüklenir. Örtülü niyetleri değerlendirme konusu yapılır. Çünkü bu konuda sabıkalı bir geçmişi var bu sendikanın. Birkaç yıl öncesine kadar kısık sesle, sadece belli bölgelerde ve kapalı kapılar arkasında Öğrenci Andının kaldırılmasını, ana dilde eğitim sağlanmasını, yerleşim yerlerine eski isimlerinin verilmesini söyleyen bu sözde demokratlar, artık şartların olgunlaştığını düşündükleri için canlı yayınlarda ve gırtlakları yırtılırcasına bunları seslendirmektedirler. Acaba yeni şartları olgunlaştırdıkça başka neleri yuvarlayacaklar merak ediyoruz.” Dedi.

     Toplantıda daha sonra katılımcıların soru ve katkılarıyla görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca emekli olan sendika üyelerine de plaketleri takdim edildi.