GENEL BAŞKAN İSTANBUL’DA EĞİTİMCİLERLE BİRARAYA GELDİ

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan ve Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan İstanbul 1 No’lu Şube İşyeri Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısına katıldı. Toplantıda İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hanefi Bostan, İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Halil İbrahim Çakmak, İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda İşyeri Temsilcisi de hazır bulundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantıda İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hanefi Bostan şube faaliyetleri ile ilgili bilgi verdi.

Toplantıda bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk kamu çalışanlarının kendilerini bekleyen tehlikelerin farkında olması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Önümüzdeki dönem ne yapacaklar? Anayasanın 128. maddesini değiştirmeye çalışacaklar. Bu madde ‘Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle yapılır’ deniyor. Bunu kaldırırsanız devlet memuru sıfatını da kaldırmış olacaksınız. İş güvenceniz elinizden alınmış olacak. İşverenin iki dudağı arasına sıkıştırılacaksınız. Ne yapmak lazım? Siyasi iktidar 2011 genel seçimlerinde aldığı yüzde 50 oyun sarhoşluğundan kurtulmuş değil. Şu anda tüm tepkilere kulağını tıkamış bir iktidar var. Her düşündüğünü doğru sayan bir iktidar var. Kamu çalışanlarının-ister iktidara oy versin, ister vermesin-kendi haklarına mutlaka sahip çıkması gerekiyor. Haklarına sahip çıkmak ya da çıkmamak siyaset değildir. Cumhuriyet tarihi boyunca kazanımlar elde edeceğim. Ama birileri gelecek benim en önemli kazanımım olan iş güvencesine göz dikecek.  Böyle bir anlayışa sessiz kalmak mümkün değil. Dolayısıyla bu mücadeleyi ortaya koyan sendikal yapıların güçlenmesi gerekir. Her şeye ‘âmin’ diyen kamu çalışanının neleri kaybedeceğini bilmesi lazım. Şu anda sessiz gibi duran kamu çalışanlarının sessizliği sizi aldatmasın. İş güvencesini almak gibi bir gaflete düşerseniz bunun bedelini ödersiniz. Sessiz yığın iş güvencesinin ellerinden alınmasına sessiz kalacak kadar sessiz değil. İş bırakmaysa iş bırakma, eylemse eylem, miting ise miting. Personel rejimiyle ilgili çalışma yapan hükümet bu konuda aklına başına alsın.”

Sendikalar Kanununa da değinen Koncuk şöyle konuştu: “Bu kanunun en önemli eksikliği taraflar konusundadır. Hükümet üç büyük konfederasyonu taraf olarak çağırıyor ama imza yetkisini bir konfederasyona veriyor. Bu sarı sendikacılığın güçlenmesini sağlar. Buna karşı çıkıyoruz. Toplu sözleşmede hizmet kolu toplu sözleşmesi hiç yok. Hizmet kolunda yetkili olanlar toplu sözleşme masasında sadece açıklama yapacak. Bu son derece tehlikeli. Dünyada geçerli olan toplu sözleşme modeli iş kolu toplu sözleşmesidir. Memur-Sen’in 128 bin üyesine bir temsilci düşüyor. Türkiye Kamu-Sen’in 200 bin üyesine bir temsilci düşüyor. Kesk’in 232 bin üyesine 1 üye düşüyor. Böyle bir adaletsiz anlayış olabilir mi? Hiç olmazsa iki konfederasyonun toplu sözleşmeyi beğenmemesi durumunda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz hakkı olmalıdır. Toplu sözleşme masasında buna da izin vermelidir. İtiraz etme yetkimiz yok. Nasıl olacak? Memuru pazarlıyor, satıyor. Buna sarı sendikacılık deniyor. Bunu görüyorsunuz eliniz, kolunuz bağlı. İtiraz edemiyorsunuz. Böyle bir toplu sözleşme düzeni olabilir mi?  Bu da kamu çalışanlarına ciddi kayıplar yaşatabilir. Sendikacılığın tek çalışma alanı toplu sözleşme masası değil. Yüreğin yetiyorsa meydanda yaparsın. Bizim yüreğimiz yeter. Hükümet “Masada problem istemiyorum. Masayı dikensiz gül bahçesi yapmak istiyorum” diyorsa yapar. Ama Türkiye’yi dikensiz gül bahçesi yapamaz. Birileri hakkınızı gasp ediyorsa, ‘sendikayım’ diye ortaya çıkmışsanız üyelerinizle beraber her türlü tepkiyi göstermeyi meşru göreceksiniz. Anayasanın 90. maddesi ve Uluslararası sözleşmeler memura grev hakkı veriyor. Sen istediğin kadar verme. Biz bu hakkı 25 Kasım’da kullandık.”

Türkiye’de milli değerlerimizle oynandığını da kaydeden Koncuk, “19 Mayıs’ı Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının kutlanma şekli değiştiriliyor. Bu bayram tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in ve bu talimatı verenlerin beyninde yatan milli bayramları değersizleştirmektir. ‘Çocuklarımız üşüyor’, ‘Derslerinden geri kalıyor’ gibi gerekçeler ortaya koyuyorlar. Milli bayramları bir matematik dersi kadar önemli göremiyorsanız sizin nasıl bir beyin taşıdığınızı, nasıl gayri milli bir kafaya sahip olduğunuzu tartışırım. Bu milleti de ‘çocuklar üşüyor’ diye kandıramazsınız. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Törenlerin yapılış şeklini tartışabiliriz. Eğer öğrencilerin kılık kıyafetleri ile ilgili rahatsızlıklarınız varsa, ‘öğrenciler bizim milli kültürümüze uygun kıyafetlerle törenlere katılsın’ dersiniz.

Bakınız birleri de ‘Andımız kaldırılsın’ diyor. Türk kelimesinden rahatsızlar. Mazlum-Der diye bir  dernek var. Bu dernek ‘Öğrenci Andı pornografiyi çağrıştırıyor’ diyor. Türk adını duyunca neyiniz rahatsız oluyor, bu size nasıl pornografiyi çağrıştırıyor? Bunları tartışmaya açarsanız dinimizin, milli kültürümüzün, değerlerimizin içini boşaltmaya çalışırlar. Bildiğiniz gibi Milli Güvenlik dersi kaldırıldı.  Bu derste Türkiye’nin milli stratejisi, milli hedefleri, tehdit unsurları, TSK’nın teşkilat yapısı anlatılıyor. Bunları öğretmek militarizm midir? Bu militarizm değil. Eğer asker kökenli öğretmenlerin o derse girmesini militarizm olarak algılıyorsanız, ataması yapılmayan 2 bin tarih öğretmenini istihdam edebilirsiniz.  Ne yazık ki gözünü Türkiye’nin meselelerine kapatmış bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Atatürk’e, Atatürk’ün ortaya koyduğu değerlere, üniter devlet yapısına, andımıza yönelik saldırı var şu anda.  Oysa ki dünyada her millet kendi milli kültürünü öğretmeyi birinci görev olarak sayar.

Öte yandan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'e de yazıklar olsun. Çelik, ‘Gençliğe Hitabe ayet mi?’ diyor.  Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı da yaptı. Gençliğe hitabe elbette ayet değil. Kim ayet demiş? Ama bunun muhteviyatı bizim için önemli. Gençliğe Hitabe, bu milletin geleceğine yönelik bir hitabe, bir vasiyetname. Sadece Atatürk’ün değil, tüm ecdadımızın ortaya koyduğu bir vasiyetname. Bir insanın ortaya koyduğu veciz ifadeleri ‘ayet mi?’ diye sorgulamak da terbiyesizliktir. Hüseyin Çelik ‘Peygamberi Koruma Kanunu da yok’ diyor. Burası Müslüman bir ülke. Her Müslüman Peygamberini korur. Ama Atatürk’ü Koruma Kanunu olması tabi. Türkiye hain dolu. Değerlerimize saldırılıyor. Bunu millet olarak bizim iyi değerlendirmemiz lazım” diye konuştu.

Genel Başkan İsmail Koncuk, eşit işe eşit ücret düzenlemesi ile ilgili “Eşit işe eşit ücret ile ilgili eylemler yaptık. Bu konuda herhangi bir düzenleme şu ana kadar yapılmadı. Düzenleme yapılacağına dair güçlü bir işarette almış değiliz. Siz makam şoförünüze, özel kalem müdürünüze yüksek ek ödeme yapacaksınız; ama profesöre, doçente, öğretmene herhangi bir artış yapmayacaksınız, diğer eğitim çalışanlarına da kaşık ucuyla vereceksiniz. Bunun mutlaka düzeltilmesi lazım. Bu konuda toplu sözleşme masasında elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız” dedi. 

Sendikalaşma konusunda gayret içinde olmak gerektiğini söyleyen Genel Başkan Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “El birliği çok önemli. Biliyorsunuz bir konfederasyon var. Devlet memurları o konfederasyona yönlendirilmeye çalışılıyor.  O konfederasyona üye olmanın tek getireceği şey haklarımızı kaybetmenin kolaylaşması olacaktır. Bir insan ruhunu pazarlıyorsa ben ne yapayım. Sendikacılığı promosyon sendikacılığından uzaklaştırmalıyız. Sendika üyesi olanlara neden sendika üyesi olduklarını anlatmamız lazım. Bu konfederasyon sendikacılık adına hiçbir şey ortaya koymuyor, ama 10 yılda yüzde 1150 büyüyor.  Yanlışları söylemeden, eylem yapmadan büyümek nasıl oluyor? Biri bana izah etsin.”

Toplu sözleşmede emeklilerin sorunlarını da dile getireceklerini belirten Genel Başkan Koncuk, “Emekli olanların sayısında azalma var. Bir yandan genç nüfus sürekli artıyor. 1 milyon işsiz üniversite mezunu, 750 bin işsiz meslek yüksekokulu mezunu, 3.5 milyon işsiz lise mezunu var. Genç işsiz oranı yüzde 20. Tüm bunlar olurken, insanların emekli olmasının önüne engeller koyuyoruz. Çalışanlar niye emekli olmuyor? Çünkü aldığı maaş yarı yarıya düşecek. Bu nedenle toplu sözleşme asmasında hükümeti ikna etmemiz lazım. Emekliliği özendirecek tedbirler ortaya konulmalıdır” dedi.

 

Toplantının ardından Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlileri Sinan Demirtürk ve Yılmaz Yeşil “Sendikada Yönetim ve Markalaşma” konulu eğitim semineri de verildi.

Genel Başkan'ın Konuşması İçin Tıklayınız