GENEL BAŞKAN BEYPAZARI’NDAYDI

GENEL BAŞKAN BEYPAZARI’NDA ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA DÜZENLENEN PROGRAMA KATILDI

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan Türk Eğitim-Sen Beypazarı İlçe Temsilciliği tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle şehit öğretmenlerimiz anısına düzenlenen programa katıldı. Toplantıda Ankara 5 No’lu Şube Başkanı Sevgi Yalav ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Kızılcahamam ve Kazan İlçe Temsilcileri, Türk Sağlık-Sen Ankara 6 No’lu Şube Başkanı Ahmet Başal ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Beypazarı İlçe Temsileri de hazır bulundu.

Programda, Van depreminde hayatını kaybeden ve teröre kurban verdiğimiz şehit öğretmenlerimiz için Kuran-ı Kerim okundu, video gösterimi yapıldı. Öğrenci ve öğretmenler şehit öğretmenlerimiz için şiirler okudu. Toplantıda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Ankara 5 No’lu Şube Başkanı Sevgi Yalav ve Beypazarı İlçe Temsilcisi Zafer Kahya birer konuşma yaptı.

Genel Başkan İsmail Koncuk, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Van’da son derece üzücü manzaralara tanıklık ettik. Bunların üstesinden gelmek zor oluyor. Millet olarak Van’a elimizden gelen yardımı yaptık. Devletin yaptığı yardımlarda bazı organizasyon bozuklukları oldu. Ama herkes elinden geleni yaptı. Türkiye deprem bölgesi. Birçok ilimiz acı da olsa deprem riski ile karşı karşıya. Depreme karşı hazırlıklı olmalıyız. 17 Ağustos’ta yaşanan deprem felaketinden bugüne hiçbirşey değişmedi. İnşallah artık bir şeyler değişir. Çürük binalara insanlarımızı feda etmeyelim. Bunlara tepki göstermeliyiz. Yanlış olan her şeye karşı duruş sergileyebilme yürekliliğini sergilemeliyiz.  Tepkisiz bir millet haline geldik. Her şeyi sineye çekmemeliyiz. Toplumu yönlendiren öğretmenlerimiz ve din görevlilerimizdir. Bu nedenle bu meslek gruplarının çok daha şuurlu olması lazım. Toplumu kendine getirmek ve örnek davranışlar sergilemek sizlerin görevidir. Biz üzerimize düşeni yerine getirmezsek, toplumun geleceği kalmaz. Ancak maalesef topluma yön vermesi gereken insanlar yürekli ve cesaretli hareket edemiyor. Korkuyor, çekiniyor. Böyle olduğumuz sürece birileri vatan toprağını elimizden alır, ayaklarımızın altından çeker. Ne yazık ki gözümüzün önünde gerçekleşen olaylara film seyreder gibi bakıyoruz. Kimse ‘bu ülke nereye gidiyor’ diye sorgulamıyor. Oysa evlatlarımızın geleceği için fedakârlık yapmak zorundayız, yürekli olmak zorundayız. Bedel ödemekten kaçan toplumların hiçbir geleceği kalmaz. Bugün Türkiye Kamu-Sen’in 400 bin, Türk Eğitim-Sen’in 180 bin üyesi haksızlıklar karşısında adam gibi duruyor.”

“Çalışma hayatının doğru neresi kaldı diye düşünüyorum, aklıma bir tek örnek gelmiyor” diyen Genel Başkan Koncuk,  “İş güvencemize göz dikmişler. Bunu söylemekten çekinmiyorlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ‘işçi ile memuru birleştireceğiz. Tek tip istihdam modeli uygulayacağız’ diyor. Bunun ne anlama geldiğini anlamamız lazım. Devlet memurlarının elindeki iş güvencesinden rahatsızlar, devlet memurları kavramını tarihe gömmek istiyorlar. Bunu Türkiye Kamu-Sen’den başka seslendiren olmadı.”

MEB’in 18-20 Kasım tarihleri arasında düzenlediği Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı’na da değinen Koncuk, “Bu Çalıştay’da alınan kararlardan biri şuydu: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu öğretmenlerimizin girişimciliğine ve inovasyonuna zemin hazırlayan bir kanun değil. Öğretmenler ile ilgili başka kanun çıkarılmalı ve öğretmenlerin iş güvencesi kaldırılmalıdır. Türk Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Seyit Ali Kaplan kararın bu şekilde çıkmasına engel oldu. Bizim girişimlerimiz sonucunda karar, ‘Devlet Memurları Kanunu devlet memurlarının girişimciliğine ve inovasyonuna engel olmaktadır. Bu nedenle değiştirilmelidir’ şeklinde değiştirildi. Görüldüğü üzere hükümetin eli güçlensin diye birilerine talimat veriliyor. Kuralsız ve iş güvencesiz bir istihdam modeli bize dayatılıyor” şeklinde konuştu.

Genel Başkan İsmail Koncuk, eşit işe eşit ücret düzenlemesinde öğretmenleri ve akademisyenleri yok sayanlara karşı 23 Kasım tarihinde tüm Türkiye genelinde Ankara’da Maliye Bakanlığı, diğer illerde de Valilikler önünde eylem yapılacağını da bir kez daha duyurdu. Genel Başkan, bu eylemin sonuç alınıncaya kadar 81 ilde her Çarşamba günü devam edeceğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bizim sendikamız aslanlar gibi mücadele ediyor. Öğretmenlere ek ödeme gelecek. Bunu alacağız. Hiç kimse 700 bin öğretmeni, 100 bin akademisyeni yok sayamaz. Bu eylemi sadece öğretmenler için değil, Türkiye Kamu-Sen olarak ek ödemeleri artırılmayan Sağlık, Din Görevlileri ve diğer kamu görevlileri için yapacağız” dedi.

MEB’in Çalıştayı’nda öğretmenlere rotasyon kararının da çıktığını kaydeden Koncuk, “AKP Düzce Milletvekili Osman Çakır bu teklifi getirdi. Bunun üzerine ‘Sayın Bakan, ‘rotasyon konusunda çalışmamız yok’ dedi. Bu kararınız yeni bir tartışmayı başlatacaktır. Bunu iptal edelim’ dedim. Ancak AKP Düzce Milletvekili Osman ÇAKIR, ‘biz bu durumu izah ederiz, bir şey olmaz’, diyerek öğretmene il içi rotasyon yapılması gerektiğini savundu. Teklif, AKP Düzce Miletvekili Osman ÇAKIR, AKP Ardahan Milletvekili Orhan ATALAY, İnsan Kaynakları Genel Müdürü Necmettin YALÇIN, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Zülfü TOMAN, Malatya İnönü Ünv. Eğitim Fakültesi Dekanı Burhanettin DÖNMEZ, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Murat ALTUN’un desteği ile karar olarak kabul edildi” dedi.

Yeni bir sendika kanununun çıkmak üzere olduğunu kaydeden Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kanunda bir sendikayı ortaya çıkarma gayreti var. Ama bu kanun her ne şekilde çıkarsa çıksın, bu sendikayı kimse öne çıkaramaz. Çünkü sendikacılık yüreği olmayan, gölgesinden korkan adamların işi değil. Bunların geleceği yok. İstedikleri kadar üyeleri olsun. Yalnız bunların değirmenine su taşıyan kamu çalışanları, iş güvencelerinin tehdit altında olduğunu bilmelidir. Şayet böyle bir sendikal anlayış daha da güçlenirse, bizim iş güvencemizi birileri bağırta bağırta elimizden alır. Yanlışları alkışlayarak hak alınmaz. Mücadeleyi beraberce yapacağız. Birileri kendisini taca atmayacak. Zira küçük menfaatlerle kazandığınızı zannederken neleri kaybedersiniz. Bunu diğer arkadaşlarımıza anlatın bütün devlet memurlarına anlatın. 2002 yılında taşeron firmalarda çalışan insan sayısı 10 bin’di. Bugün 420 bin. Sessiz kaldığımız sürece bugün 420 bin olan taşeron işçi sayısı yarın 1.5-2 milyona yükselecektir. Kimse kendi evlatlarının sömürülmesine izin vermemeli. Bu ülkeyi yönetenler kendi çocuklarına neyi layık görüyorsa, bizim çocuklarımıza da aynı şeyi layık görmelidir. Bu ülkeyi yönetenler kendi çocuklarına taşeron firma elemanı olmayı mı layık görüyorlar? Bizim evlatlarımıza kimse taşeron firma elemanı olmak gibi bir gelecek hazırlayamaz.”