OKUL MÜDÜRLERİYLE BİRARAYA GELDİK.

Bilindiği üzere, Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER’in talimatıyla, kayıtlarda bağış toplayan okul müdürleri hakkında idari soruşturma açılması istenerek on binlerce yönetici huzursuz edilmiş bulunmaktadır. Popülist bir yaklaşımla hareket eden Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin gerçeklerinden habersiz şekilde tribünlere oynamış, bu talimatıyla hem eğitim çalışanlarını huzursuz etmiş   hem de eğitim hizmetini sekteye uğratabilecek motivasyon kırıklıklarına sebep olmuştur. Eğitim hayatımızın birikmiş dağlar gibi sorunlarına yenilerini eklemekten başka hiçbir amaca hizmet etmeyen bu anlamsız girişimlere ilk başından itibaren karşı duran sendikamız başta sayın Bakan olmak üzere ilgili tüm yetkililer nezdinde ikazlarını dile getirmiştir.

Bununla da yetinmeyen sendikamız, saçma sapan uygulamanın muhatabı olan okul yöneticilerinin sesini dinlemek, onların sesi olmak amacıyla da bir toplantı düzenlemeyi kararlaştırmıştır.

İşte bu nedenle Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi olarak, yaşanan sıkıntıları   masaya yatırmak ve önerileri gündeme getirmek amacıyla bugün (08 Ekim 2011) okul müdürü arkadaşlarımızla bir araya geldik.

Ankara’da İçkale Otel’de düzenlenen istişari toplantımıza Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri, Şube Başkanları ve Ankara’daki okul müdürü meslektaşlarımız katıldı. Toplantıya katılan okul müdürleri içerisinde sendika üyesi olmayan ve hatta diğer başka sendika üyesi olan meslektaşlarımızın da iştirak etmesi toplantının dikkat çekici bir yanı idi.

Toplantıda ilk olarak Genel Sekreter Musa AKKAŞ’ın başkanlığında; Ankara 4 Nolu Şube Başkanı Ahmet AKKOCA, Ankara 5 Nolu Şube Başkanı Sevgi YALAV, Ankara 6 Nolu Şube Başkanı Veli KESKİN ve Ankara 3 Nolu Şube Mali Sekreteri  Şaki DEMİRKOL tarafından toplantı divanı oluşturuldu. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunmasından sonra başlayan programda açılış konuşmasını Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen  Genel Başkanı İsmail KONCUK yaptı.

Süreç içerisinde yaşananları ve sendikamızın girişimlerini anlatan Genel Başkan Koncuk konuşmasında özetle şunları ifade etti:

“Bulunduğunuz makam ne olursa olsun o makamın önemini ve sorumluluğunu anlayan kişiler tarafından işgal edilmesi gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı görevinde bulunan kişiler çok iyi yetişmiş olabilirler. Alanlarında ihtisas sahibi olabilirler.

Ancak tebeşir tozunu yutmamış olan insanların eğitim çalışanlarının sorunlarını tam anlamıyla anlaması mümkün değildir. Bu sözümle sadece Sayın Milli Eğitim Bakanını değil Milli Eğitim Bakanlığı üst düzey bürokratlarını da kastediyorum. Bu değerli yöneticilerimize sesleniyorum; Okullara ve kurumlara yeterli bütçeyi ayırmıyorsanız, okulun ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını bilmiyorsanız; temizlik, ısınma, elektrik, güvenlik, kırtasiye, bilgisayar gibi giderlerinin nereden ve nasıl karşılanacağını söyler misiniz?

Türk Eğitim-Sen olarak biz de okullarda para toplanmasına taraftar değiliz. Okul müdürü arkadaşlarımız da taraftar değil. Valilikler aracılığıyla okullara gönderilen yazıda para toplanmaması isteniyor. Ama okul ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ise hiçbir zaman düşünülmüyor.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer DİNÇER’i ziyaretimizde kendisine sunduğumuz raporda, okullara, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla öğrenci başına 100TL’lik ödenek ayrılmasını önerdik. Siz de 100 vermiyorsanız 50TL verin ama mutlaka bir çözüm bulun.

Yönetici arkadaşlarımıza açılan soruşturmalar hususunda şimdiden farklı bir üslupla Sayın Bakana hodri meydan demek istemiyorum. Açılan soruşturmalar usulsüzdür. Daha önce de söyledik, okul aile birliklerinin işlemiyle ilgili olarak okul müdürlerine soruşturma açılamaz. Eğer bunda ısrar edilirse hem Bakanlık hem de soruşturma neticesinde ceza teklif eden müfettişler sorumlu olacaktır. Türk Eğitim-Sen bu konunun ciddiyetle takipçisi olacaktır. Bu hususta, sendikamızın gerektiğinde bütün okul müdürlerimize hukuk desteği sağlayacağının bilinmesini istiyorum.

Sayın Bakana seslenmek istiyorum; Okul müdürlerinin bu kadar zor durumda bırakılmasının mantığını anlamış değilim. Müdürlerimizi öğrenci, veli ve kamuoyu karşısında küçük düşürerek, eğitimde başarılı olamazsınız, bu davranışınızın eğitime de bir katkısı olmaz. Lütfen aklınızı başınıza alınız. Biz eğitimin içinden geliyoruz.

Sayın Bakan; bizlerin, yani eğitim çalışanlarının önerilerini dikkate alırsa kendisi de bulunduğu makamda daha başarılı olur. Amacımız hiçbir zaman Sayın Bakanı yaralamak değildir. İstişare ederek, öneriler sunarak eğitim çalışanlarının mutlu olacağı ve eğitim hizmetinin daha verimli olacağı ortama katkı sunmaktır.

Biliyorsunuz bağışlarla ilgili olarak Bakanlık bir yazı gönderdi. Şaşırıyorum. Çünkü, Okul Aile Birliği Yönetmeliğini bilen bir kişi valiliklere böyle bir yazı göndermez. Okul müdürleri, 7 kişilik Okul Aile Birliği Yönetim Kurulunun bir üyesidir. Bu kurulun aldığı kararın faturasını okul müdürlerine kesmenin bir anlamı yoktur. Bakanlığın bu talimatıyla Eğitim Denetçilerini de zor durumda bırakmasının bir anlamı yok. Eğitim Denetçileri, mevcut okul aile birliği yönetmeliğine karşı okul müdürlerine ceza veremez. Çeşitli baskılarla böyle bir cezai yöntemi uygularlarsa bunun dava edileceğini herkes bilmelidir.

Sayın Müsteşar Emin ZARARSIZ’ı ziyaretimizde bu konuyu da gündeme getirdik. Kendilerinden Sayın Bakanın vermiş olduğu bu karardan vazgeçmesini talep ettik. Bizim amacımız eğitim camiasında kaos ortamının oluşmamasını ve eğitim çalışanlarının huzur içinde görevlerini yapmasına yardımcı olmaktır. Ben bilirim, benim yaptığım doğrudur mantığını da kabul edemeyiz. Eğer daha verimli bir eğitim hizmeti arzulanıyorsa Bakanlığın da bu anlayışından sıyrılması lazımdır.

Bir de rotasyon meselesi var. Son günlerde bütün eğitim çalışanlarının zihni bu konuyla meşgul. Okul müdürlerini rotasyona tabi tuttunuz. Bunun sonucu olarak birçok arkadaşımızın gönlünü kırdınız. Şimdi de Kanun Hükmünde Kararname’de yer almamasına rağmen Müdür Başyardımcısı ve Müdür Yardımcılarını rotasyona tabi tutuyorsunuz. Bu kapsamda Türkiye’de 35-40 bin kişi bulunmaktadır. Mevzuata aykırı bu yer değiştirmelerin dava edildiğinde geri döneceği aşikardır. Duruşmalı açılan her dava sonucunda da devletin ciddi bir maddi zarar göreceği muhtemeldir. Dolayısıyla Bakanlığın bu kör inadından da kurtulması gerektiğini düşünüyoruz.

Ziyaretimizde, kamuoyuna yansıyan öğretmen rotasyonu konusunu Sayın Müsteşara sorduğumuzda, bu konunun tartışılabilecek bir konu olduğunu ve iller arasında yapmayı düşündükleri intibaını edindik. Bunun deli saçması bir düşünce olduğu görülmelidir. Öğretmen rotasyonunun eğitim hayatımızı içinden çıkılamaz bir kaosa sürükleyeceğini ve öğretmenlerin motivasyonunu inanılmaz ölçüde kıracağını sayın Zararsız’a ifade ettik. Böyle bir uygulamanın kabul edilmesi de mümkün değildir ve sendikamız böylesi bir uygulamanın hayata geçirilmesi durumunda en sert eylemleri ortaya koymaktan çekinmeyecektir.

Unutulmamalıdır ki; okul müdürlerinin yaralanması, rencide edilmesi eğitimde ciddi bir mevziinin kaybedilmesi demektir. Biz buna inanıyoruz. Saçma sapan uygulamalarla müdürlerimiz hakkında soruşturma açılması, cezalar verilmesi karşısında sessiz kalmamızı kimse beklemesin. Böyle bir mantığın ne eğitime ne ülkeye ne de yöneticilerimize hiçbir katkısı olmayacaktır. Tekraren söylüyorum; üyemiz olsun olmasın, tüm okul müdürü arkadaşlarımıza Türk Eğitim-Sen olarak hukuki yardımda bulunacağız. Hangi makam ve mevkide olursa olsun herkes haddini bilmelidir. Bu toplantı Türkiye’de bu amaçlı ilk toplantıdır. Diğer sendikalara da örnek olmasını diliyorum. İnanıyorum ki, oluşturacağımız ortak duruş sayesinde herkes yanlışını görecek ve gereğini yapacaktır.”

Genel Başkanın konuşmasından sonra söz alan okul müdürü katılımcılar gündeme dair görüş, değerlendirme ve önerileri dile getirdiler. Değişik statüdeki okul müdürlerinden oluşturulan komisyon ise kürsüden dile getirilen tüm öneri ve değerlendirmeleri tutanak altına alarak Merkez Yönetim Kuruluna takdim etti.

Komisyonun, hafta içerisinde tekrar bir araya gelerek Merkez Yönetim Kuruluyla birlikte bir rapor hazırlanacağı ve MEB’e iletileceği ve kamuoyuna deklare edileceği belirtildi.