2. OTURUMDA ÇALIŞMA ŞARTLARI TARTIŞILDI
Genel Başkan Koncuk konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Komisyon raporunun görüşmeleri ile ilgili konuda, komisyonun hazırlamış olduğu raporun ilgili kurumlara havale edilmesi görüşüne katılmıyorum. Toplu Görüşme süresi sınırlıdır, kamu çalışanları burayı takip etmektedir. Beklentilere cevap vermek zorundayız. Raporda yer alan konular sendikalarımızca KİK toplantılarında görüşülüp çözüm bulunamayan konulardır. Bunları görüşüp karara bağlayalım. İllaki, kamu kuruluşlarına sorulsun denilen maddeler de varsa sorulsun. Zamanı değerlendirelim. Maddeleri tek tek görüşmeye hemen başlayalım.

Raporun 1-C ‘Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavlarının periyodik olarak yılda bir kez yapılması’ maddesine ilişkin olarak; kurumlarda etkin, verimli iş isteniyorsa asıl kadrolarla kurumların devamını sağlayabilirsiniz. Keyfiyeti ortadan kaldırmak lazım. Kamuda görevde yükselme sınavları yapılmadığı için kadrolar vekil ve geçicilerle yürütülmektedir. Bu durum iş yerlerine olumsuz olarak yansımaktadır. Eğitim hizmet kolunda şube müdürlerine yönelik görevde yükselme sınavları uzun yıllardan beri yapılmıyor. Bununla ilgili olarak bakanlığa defalarca teklif götürdük. Bu kadrolar geçici olarak atananlarla yürütülmektedir. Bu durum kurum çalışanlarını huzursuz etmektedir. Bu bakımdan, kurumların devamlılığı, çalışma başarısının sağlanması için bu konuda yılda bir defa görevde yükselme sınavının yapılmasına karar verilmelidir.

‘En çok üyeye sahip üç konfederasyonun görüşleri de alınmak suretiyle kamu görevlilerinin görev tanımlarının yapılması, kadrolarının gerektirdiği görevleri dışında çalıştırılmasının önüne geçilmesi, memurların yapmakla yükümlü oldukları işlerin yalnızca memurlara gördürülmesi’ maddesiyle ilgili olarak; birçok çalışanla ilgili olarak halen görev tanımları yapılmamış veya açıklamalar net değildir. Yardımcı Hizmetler sınıfında görev yapan çalışanların görev tanımları yapılmadığından sorunlar yaşanmaktadır. ‘Yapılacak görevler sıralandıktan sonra müdürün verdiği görevleri yapar’ maddesiyle esas sorunlar başlamaktadır. Bunların yapacakları görevler sıralanmıştır. Ancak kadrolara bakıldığında, yardımcı hizmetler sınıfında ‘Hizmetli, Aşçı, Dağıtıcı, Bekçi, Kaloriferci  vb.’ kadroları yer almaktadır. Fakat uygulamada hizmetli personellere aşçılık, kalorifer, bahçıvan işleri,  kaloriferci kadrosunda bulunanlara başka işler yaptırılmakta, sonuç olarak yardımcı hizmetler sınıfının alanına girmeyen tüm işler yaptırılmaktadır. Bu durum iş barışını, çalışanın moral ve motivasyonunu bozmaktadır. Bundan dolayı görev tanımlarının bir an önce yapılması gerekmektedir.

‘İstikrar bulmuş bireysel yargı kararlarının (yargılama masrafları ve vekalet ücretine dayalı olarak kamu maliyesi açısından yük oluşturmaması için) benzer durumdaki personelin de yararlanmasına imkan sağlayacak genel nitelikli uygulamaya dönüşmesinin sağlanması’ konulu 13. maddesiyle ilgili olarak; kazanılan davalar var. Bu kararlar çok sayıda kamu çalışanını ilgilendiriyorsa kişiler bireysel davalar açmadan sorun ilgililerce çözülmelidir. Aksi takdirde bireysel davalar açılarak yargılama masrafı vekalet ücreti bakımından kamu maliyesine yük getirmektedir. Örneğin, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik görevden ayrılmadan 76. maddeye dayandırarak 998 kişiyi yönetici olarak atadı. Toplu ve bireysel davalar açıldı. Şu ana kadar 11 bireysel davalarla ilgili iptal kararları çıktı. Bu kararlar sonunda bakanlık tüm atananları yargı kararlarının tamamını beklemeden iptal kararı vermelidir.

Yetkililer şunu da görmelidir: Çalışanın aleyhine uygulamalar var. Mağduriyetler var. Bunlar için zamanında tedbirler alınmalıdır. Tedavi yollukları konusunda birçok eğitim çalışanı mağduriyet yaşıyor. 2008 yılından bu tarafa tedavi yollukları ödenmiyor. Maliye ve Milli Eğitim Bakanlığı’yla defalarca görüştük. Bugüne kadar olumlu bir adım atılmadı. Bundan sonra ne yapılacak? Bireysel davalar açacağız. Niçin çalışanlar mağdur ediliyor. Bunların içinde sıkça kontrol için il dışına çıkan insanlarımız var. Bu insanlar yolluğunu alamayınca borçla il dışına çıkıyorlar. Yazık değil mi? Lütfen bunları çözünüz. Davalar açılacak vekalet masrafı, dava masraflarını devlet ödemek zorunda kalacak. İyi mi olacak?

‘Basına bilgi ve demeç vermek şeklindeki disiplin suçunun tereddüde yer vermeyecek ve farklı uygulamalara neden olmayacak şekilde tanımlanması, bu kapsamda sendika yöneticileri hakkında disiplin soruşturması açılmaması yönünde düzenleme yapılması’ konulu 2. madde hakkında; örgütlenme ve ifade özgürlüğü demokrasinin zorunlu unsurudur. İnsanları özgürleştiren bir hukuk anlayışını uygulamaya yansıtmamış bir Türkiye, çağdaşlığın ve uygarlığın gerisinde kalmaya zorlanmıştır. Böyle bir durum elbette ülke yararına olmayacaktır. Bu nedenlerle ülkemizde sivil toplum kuruluşlarına ve ifade özgürlüklerine hoşgörü ile bakılmalıdır. İfadeyi açıklama özgürlüğü eleştiriye açık, akılcı ve demokratik bir toplumun vazgeçilmez değeridir. Yönetenler demokrasinin kapısını aramak istiyorlarsa, her insanın demokrasi kültürünü kabullenmesi gerekir. Daha fazla bağırarak, yazışmalarla insanlardan hesap sorarak haklılığımızı gösterme yöntemi demokrasilerde değil, diktatörlüklerde geçerlidir. Yönetmek; fedakârlık, şefkat, gayret ve hoşgörü gerektirir. Maalesef ülkemizde sendika başkanlarımıza yaptıkları basın açıklamasından dolayı haklarında soruşturma açılmakta ve ceza verilmektedir. İl valilikleri Başbakanlığın genelgesine rağmen soruşturma açmakta ve ceza verilmektedir. Yeni bir olay, Bayburt şubemiz, eğitimin sorunları, atamalar konusunda basın açıklaması yapıyor. Hakaret yok. Küfür yok. Eleştiri var. Şubemiz yetkililer hakkında eleştiri hakkını kullanmasına karşılık, Şube Başkanımız ve Şube Sekreterimiz hakkında soruşturma açılmış ve maaş kesim cezası verilmiştir. Garip olan durum şudur; Başbakanlığın sendika başkanlarının basın açıklamalarına karşılık soruşturma açılmasın şeklinde genelgesi varken, bu konuyla ilgili Devlet Personel Başkanlığı’nın “soruşturma açabilir” diye görüş bildirmesi bir çelişkidir. Bu görüş Başbakanlık Genelgesi’ni yok saymak anlamını taşımaktadır. Konu tarafımızdan İLO dahil olmak üzere yargıya taşınacaktır. Bayburt Valiliği’nin sendika yöneticimiz hakkında bu davası demokrasiyle idare edilen bir ülkeye yakışmamıştır.

‘657 sayılı Kanunun 64. maddesi kapsamında iki yıla ilave bir kademe verilmesi uygulamasında söz konusu yörelerde zorunlu hizmet kapsamında görev yapıyor olma şartının kaldırılması’ konulu 28. maddesine ilişkin olarak; 657 sayılı Kanun’un 64. maddesi yeniden düzenlenmeli ve kalkınmada öncelikli illerde çalışan personelin tamamına 2 yılda bir kademe ilerlemesi verilmedir.

‘Okullarda ve 1. derece sağlık hizmeti sunucularında şiddet olaylarına karşı güvenlik görevlisi kadrolarının tahsis edilmesi’ konulu 37. maddesiyle ilgili olarak; okullarda görev yapanlara karşı ve öğrencilere ilişkin şiddet ve tacizin önlenmesi, eğitim-öğretim ve ülke geleceği açısından son derece önemlidir. Okullarımızda dışardan gelecek şiddet olaylarına karşı görevli bulunmamaktadır. Okullar basılmakta, öğrenciler, öğretmenler ve diğer çalışanlar şiddete maruz kalmaktadır. Anlatılacak çok konu var. Sözün özü, bu olayları önlemek için okullarımızda şiddet olaylarına karşı güvenlik görevlisi kadroları tahsis edilmelidir.”