TÜRKİYE KAMU-SEN HER TÜRLÜ EYLEMİ YAPMAKTAN KAÇINMAYACAKTIR

TÜRKİYE KAMU-SEN GENİŞLETİLMİŞ ŞUBE BAŞKANLARI İSTİŞARE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

Tüm Kamu çalışanlarını yakından ilgilendiren ve bu yıl yedincisi gerçekleştirilecek olan toplu pazarlık süreci 15 Ağustos 2008 Cuma günü başlayacaktır. Bu süreçle ilgili olarak 20-22 Haziran 2008 tarihlerinde yapılan Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş Şube Başkanları İstişare Toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu çalışanlarının bilgilerine sunuyoruz.


1. Türkiye Kamu-Sen, sahip olduğu sorumlu sendikacılık anlayışı gereği, yalnızca ücret sendikacılığı yapmamaktadır. Kamu görevlileri olarak, ülkemizin içinde bulunduğu, ülkemiz insanının ve vatanımızın geleceğini yakından ilgilendiren gelişmelere karşı duyarsız kalmamız düşünülemez. Bu noktada özellikle ülkemiz içindeki gerginliğin ve devletin kurumlarını karşı karşıya getiren kısır çekişmelerin bir an önce son bulması gerektiği inancı ile herkesi aklıselim davranmaya davet ediyoruz. Bu konuda üzerimize düşen her türlü görevi, Türkiye Kamu-Sen olarak üstlenmeye hazır olduğumuzu bildiririz.

 

2. Demokrasimizin vazgeçilmezleri, başta sendikalar olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının önünün açılması gerekirken, adeta büyüme ve gelişmelerine engel olunmak istenilmektedir. Bu ülkeyi sivil toplum örgütleri ile “ortak akıl” çerçevesinde idare edeceğini söyleyenlerin, katılımcı demokrasinin gereğini yerine getirerek, sivil toplumun gelişimine katkı sağlaması gerekir.

 

3. Son dönemlerde kamu görevlileri arasından yandaş memur oluşturularak kamu hizmetlerinin bu yandaş kadro ile gördürülmesi şeklindeki bir görüntü önemli oranda göze batmaktadır. Bu anlamda bu tür yanlış uygulamalardan ve anlayışlardan vazgeçilmesi siyasi iradenin üzerinden atamayacağı bir sorumluluktur.


4. Bugüne kadar konfederasyonumuzun bütün iyi niyetli çabalarına karşı yetkililerin sergilediği kayıtsız tutum, toplu görüşme sürecini gergin ve kısır bir ortama doğru sürüklemektedir. Üyelerimize yapılan baskılar ve yıldırma girişimleri de bardağı taşıran son damla olmuştur. Yetkililer gerginlikleri giderici, gerçekçi, uzlaşmacı ve iyi niyetli yaklaşımımıza aynı sağduyu ile karşılık vermediği takdirde, Türkiye Kamu-Sen de politikalarını bir kez daha gözden geçirecektir.

 

5. Ülkemizde son üç yıldır hedeflenen enflasyon rakamları aşılmakta, işsizlik artmakta, piyasalarda durgunluk yaşanmaktadır. Ortaya çıkan cari açık, özelleştirme gelirlerine, yüksek reel faizin çektiği sıcak paraya ve yüksek borçlanmaya dayalı olarak finanse edilmektedir. Bu yanlış ekonomi politikalarının sürdürülmesi durumunda önümüzdeki dönemde daha da zorlaşacak ekonomik şartlar altında, cari açığın finansmanının imkânsız hale gelmesi ve ülkemizin büyük bir ekonomik krize girmesi ihtimali yüksektir. Ülkemizi borçlandırırken, ülkemizin kaynaklarını alacaklılara dünyanın en yüksek faiz oranı olan, yıllık %21 faizle peşkeş çeken yetkililer; konu memur maaşlarına geldiğinde yıllık enflasyon hedeflerine göre hareket etmektedir. Gerçekleşen enflasyon rakamlarının, memur maaşlarına yapılan artış oranlarını geçmesi nedeniyle memur maaşları reel anlamda değer kaybetmekte, memurlarımız ekonomideki olumsuzluktan en fazla etkilenen kesim olmaktadır.

 

6. Yaşanan süreçte, yetkililerin iddialarına göre, son 6 yıldır kesintisiz büyüyen bir ekonomiye ulaşılmış, kişi başına düşen milli gelir 9500 dolara yaklaşmıştır. Ancak memur ailesinde kişi başına düşen milli gelir, 2150 dolarda kalmıştır. Kamu görevlileri,  6 yıldır ekonomideki büyümeden ve verimlilikteki artıştan hak ettiği payı alamamıştır.

 

7. Bütün bu gelişmeler ışığında, bu yıl yedinci defa oturacağımız toplu pazarlık masasında hükümetin “kaynak yok” mazeretinin konfederasyonumuz nezdinde kabul edilebilir hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır. Toplumun belirli kesimlerine kaynak aktarırken hiçbir çekince görmeyen yetkililerin, kamu çalışanlarının da ekonomik sorunlarını çözecek düzeyde bir artış yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak bizler, kamu çalışanları adına, ekonomik büyümeden ve artan milli gelirden hak ettiğimiz payı istiyoruz.

 

8. Bir kısım yazılı ve görsel basının umut dağıtan yayınları, toplumsal gerçekleri örtbas etmeye yetmemektedir. Son yıllarda adi suçlarda görülen artışın temelinde ekonomik sorunların yattığı gerçeğinden yola çıkılarak, bir an önce yalnız memurların değil, emekliler, işsizler, dul ve yetimler gibi toplum kesimlerinin de ekonomik durumları ve maaşları yeniden düzenlenmelidir.

 

9. BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, ILO’nun 98 Sayılı Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ve ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan bu sözleşmelerin; Anayasamızın 90. maddesi, hükmüne göre değerlendirilmesi sonucu, kamu çalışanlarına grev hakkını ve toplu sözleşme yapmayı sağlayacak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmek, siyasi irade için zorunluluk haline gelmiştir. Ekonomik ve siyasi düzenlemelerin yanında çalışma hayatı ile de ilgili AB normları çerçevesinde bir düzenleme yapılmaması ciddi bir eksikliktir. Kamu görevlilerinin grev ve toplu sözleşme hakkının önündeki tek engel siyasi iradedir. Kamu hizmetlerinde bütünlüğün sağlanamaması bunu gerçekleştirecek olan kamu görevlilerinin bu güne değin göz ardı edilmesinden ve yok sayılmasından kaynaklanmaktadır.

 

10. Kamu görevlisi olmak, belli şartları taşımayı, belli bir eğitim düzeyini, yapılan soruşturma ve sağlık testlerinden olumlu sonuç alınmasını ve yapılan sınavlarda başarılı olmayı gerektiren bir durumdur. Her isteyen kamu görevlisi olamamaktadır. Bu özelliklere sahip olan kamu görevlileri, devletin verdiği ağır sorumluluk gerektiren görevleri yerine getirmektedir. Buna rağmen bizler yetkililerden kabul edilemez bir ücret değil, insanca bir yaşama yetecek adil bir ücret istiyoruz. Amacımız kamu çalışanlarını açlık sınırından kurtarmak ve insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır.

 

11. Özellikle son yıllarda kamuda çok çeşitli istihdam şekilleri ortaya çıkmış, 657 sayılı kanunun 4. maddesinin b ve c fıkraları uyarınca çalıştırılan, sözleşmeli, iş güvencesinden yoksun, mali ve özlük hakları kısıtlanmış kamu çalışanları ağırlıklı olarak görev yapmaya başlamıştır. Kamuda asıl istihdam memurluk olduğu halde, bu süreçte işe alınan personelin büyük çoğunluğu sözleşme esasına dayalı olarak çalışanlardan oluşmuştur. Kamuda istihdam yapısını değiştiren, iş güvencesini yok eden 4-b ve 4-c statüsünde eleman çalıştırma uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir. Ayrıca bu statülerde çalışan tüm kamu çalışanları kadrolu statüye geçirilmelidir.

 

12.  Görev tanımı yapılmamış olan kamu görevlilerinin görev tanımları bir an önce yapılmalı, çalışanlarımızın görevleri dışında işlerde çalıştırılmalarının önüne geçilmeli, atamaları bir kurala bağlanmalıdır. Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının da çalışma şartları yeniden gözden geçirilmelidir.


13. Bundan önce yapılan altı toplu görüşmede AKP Hükümetinin görüşmeleri provake etme ve toplu görüşmelerin ciddiyetine gölge düşürme çabaları nedeniyle arzu edilen sonuç sağlanamamış, kamu görevlilerinin sorunları tam anlamıyla çözülememiştir. Bu nedenle 2005 yılında yapılan toplu görüşme hariç, hiçbir görüşmede mutabakat sağlanamamıştır. Geçtiğimiz yıl toplu pazarlıklar esnasında, siyasi irade temsilcilerinin taahhüt ettiği; memur maaşlarının taban aylığına artış getiren önerisi Uzlaştırma Kurulu sürecinde yok sayılmıştır. Kamu İşveren Kurulu’nun yapılan toplu görüşmelerde mutabakat edilen ve Uzlaştırma Kurulu’na sunduğu resmi yazıda, üzerinde anlaşmaya varıldığı belirtilen “sendika ödeneği”nin “toplu görüşme primi” olarak yeniden adlandırılması ve iki katına çıkarılması konusu ise üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hala hayata geçirilmemiştir. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 28. Maddesine göre; memurların ekonomik ve sosyal hakları, toplu görüşme masasının dışında belirlenmemesi gerekirken Hükümetin, masa dışında tek taraflı olarak bazı kurum yada bazı meslek çalışanlarının ücretine artış yapması ile kanun hiçe sayılmıştır. Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi siyasi irade, toplu pazarlık masasının etkisini azaltabilmek amacıyla her türlü siyasi manevrayı yapmaktadır.

 

14. Daha önce yapılan 6 toplu görüşmenin 5’inde uzlaşma sağlanamamış ve taraflar Uzlaştırma Kurulu’nun görüşüne başvurmuşlardır. Ancak kamu işveren tarafı ve hükümet, kurulun hiçbir kararını kabul etmemiştir. Kurulun kararları kabul edilmeyerek, uzlaştırma mekanizması da yok edilmektedir. Kurulun işlevsel hale gelmesi ancak kararların bağlayıcı olması ile mümkündür. Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcılığının sağlanması ve hayata geçirilmesi için gerekli yasal düzenleme derhal yapılmalıdır.

 

15. Uzlaştırma Kurulu’nun geçtiğimiz yıllarda aldığı ve bugüne kadar uygulanmayan kararları bizim kazanılmış hakkımızdır. Hak ettiğimiz, ancak bu güne değin verilmeyen haklarımızı en kısa zamanda almak istiyoruz.

 

16. Ülkemizin ekonomik imkânlarının ve memurumuzun içinde bulunduğu durumun farkında olan konfederasyonumuz, bu bilinç içinde toplu görüşme hazırlıklarını sürdürmektedir.

 

17. 2007 yılında yapılan toplu pazarlıklarda hükümet, eşit işe eşit ücret uygulamasını 2008 Temmuz ayına kadar hayata geçireceği sözünü vermiştir. Ancak bugüne değin bu konuda hükümet nezdinde hiçbir girişim ve çalışma yapılmamıştır. Kamuda eşit işe eşit ücret uygulaması bir an önce hayata geçirilmelidir.

 

18. Kamu görevlilerinin umutlarını boşa çıkaran, ILO ve Avrupa Birliği normlarında örgütlenme özgürlüğünün önünü tıkayan ve örgütlenme bilincine darbe vuran girişimler içindeki yetkililer, toplu görüşme stratejilerini değiştirmediği, geçmiş dönemde imza altına alınan konuları hayata geçirmediği ve Ocak 2008 itibarı ile kamu görevlilerine enflasyon farkını derhal ödemeyi kabul etmediği takdirde Türkiye Kamu-Sen, toplu pazarlık masasına tepkili oturacaktır.

 

19. Toplumsal gerginliklerin sebebi, ekonomik yükün ve gelirin paylaşımında adaletin sağlanamamasıdır. Siyasi iktidarın Anayasal anlamda en önemli görevi ise bu adaleti sağlamaktır.

 

20. Bu nedenle siyasi iktidarı, ülkenin gerçekleri, toplumun ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda adil olmaya davet ediyoruz.


21. Bu davetimize aynı samimiyet ve duyarlılıkla cevap verilmemesi, 2008 yılı toplu sözleşme sürecinin de geçmiş yıllarda olduğu gibi kaosa ve çıkmaza sürüklenmesi durumunda Konfederasyonumuz; illerden Ankara’ya yürüyüş, yöneticilerin kendilerini zincirlemesi, açlık grevi ve oturma eylemleri gibi, sonuç almaya yönelik, her türlü eylem ve etkinliği yapmaktan kaçınmayacaktır.

 

22. Bu güne kadar çözümsüzlüğün ve gerginliğin müsebbibi asla konfederasyonumuz olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Bu olumsuzlukların sebebi sözünde durmayan, imzasına sahip çıkmayan, kamu görevlilerinin sorunlarını görmezden gelen, yanlış hesap yapan, ekonomik hesapları tutmayan, çalışanlar arasında ve toplum kesimleri arasında ayrımcılık yapan yetkililer ve siyasi iradedir. O halde siyesi irade temsilcileri yüzünü millete ve kamu çalışanlarına dönerek politika üretmeli ve toplumu kucaklamalıdırlar. Toplumsal bütünlük amacı ile yapılacak her türlü olumlu adım konfederasyonumuzca anında karşılık bulup desteklenecektir.  

 

Kamuoyuna duyurulur.