TÜRK EĞİTİM-SEN ÇABA PROJESİ BAŞARIYLA DEVAM EDİYOR, BÖLÜCÜLER ÇATLIYOR.
ÇABA projemiz nedir?
“Eğitimde Çalışma Barışı” isminin kısaltılmış ifadesi olan ÇABA ismiyle anılan proje Türkiye’de ilk defa Türk Eğitim-Sen tarafından yapılmaktadır. Şu anda uygulanmakta olan ve sahibi olduğumuz bu projemizin ortağı Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüdür. Bu projemiz kapsamında önceden tarafımızdan belirlenmiş olan on ilimizde ikişer defa olmak üzere yapılacak beyin fırtınası ve eğitim toplantılarından oluşmaktadır. İlk toplantılarda eğitim hizmet kolunda çalışan ve çalıştıran taraflar tartışarak sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymakta, yapılması gerekenleri tespit etmektedirler. On ilde birinci toplantılar yapıldıktan sonra, ikinci toplantılar süreci başlayacaktır. Bu toplantılarda ise, alınan kararlar uyarınca yapılan uygulamaların geçen süreç içerisinde sonuçları değerlendirilecektir.

ÇABA projesine; toplantı yapılan ildeki Milli Eğitim Bakanlığının en üst düzeyde yetkilileri, eğitim kurumları çeşitliliğinin tümünün temsilcileri, akademisyenler, Türk Eğitim-Sen yöneticileri ve üyeleri, diğer sendikaların yönetici ve üyeleri ile sendikasız eğitim çalışanları, öğrenci velileri davet edilmekte ve katılmaktadırlar. Proje yöneticileri ve akademisyenler de bir dizi seminer düzenlemektedirler.

ÇABA projemizin maliyeti ne kadardır, finansı nasıl karşılanmaktadır?
Bu projemiz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yenileşme ve Değişim İçin Türkiye’de Sosyal Diyalogu Güçlendirme Projesi Hibe Programı Kapsamında Yürütülmektedir. Yani bu projemiz; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının geliştirdiği projenin altında, Türk Eğitim-Sen olarak gerçekleştirdiğimiz, eğitim çalışanlarına fayda sağlamasını amaçladığımız eğitimcilere özgü bir projedir.

Türkiye, Avrupa Birliği Eğitim Fonu’na her yıl yüklü bir miktarda para ödemektedir. Bu ödenen para Türkiye’nin bütçesinden, yani vatandaşlarımızdan toplanan vergilerden ödenen bir paradır. Bu fona para ödeyen ülkelerdeki kişi ve kurumlar kendi ülkelerinde gerçekleştirmek istedikleri projeler için buradan kaynak isteyebilmektedirler. Maalesef Türkiye’de proje hazırlayan kişi ve kurum gereğinden az olduğu için, Türkiye bu fona ödediği paranın ancak yarısını kullanabilmektedir. Böylece Türkiye’nin ödediği parayı tam olarak kullanamaması sebebiyle, bizim paramızla başka ülkeler projeler gerçekleştirmekte, bizim kaynaklarımız heba olmaktadır.

Sendikamızın gerçekleştirdiği ÇABA projesi finansının %90’ı, Türkiye’nin AB Eğitim Fonuna aktardığı bu paradan karşılanmakta, geri kalan %10’u ise sendikamız tarafından karşılanmaktadır.

Projenin toplam maliyeti 90.600 Avrodur. Bu miktarın 82.350 Avrosu yukarıda açıklanan fondan, 8.250 Avrosu ise sendikamız tarafından ödenmektedir. Projenin süresi ise dokuz aydır.

Bazı marjinal kişi ve guruplar ÇABA projemizden neden rahatsız olmaktadırlar?
Çaba projemiz kendi adına “sendika” diyen bazı kişi ve guruplar tarafından, kamuoyunda bilgi kirliği yaratılarak engellenmeye, karalanmaya çalışılmaktadır. Çünkü bu proje bölmeden değil, bütünleştirmeden yandır ve başarılı olmaktadır. İşte sıkıntıları da bu noktada başlamaktadır. Çünkü kendi adlarına sendika diyerek, eğitim çalışanlarının hakkını aramak yerine, yıllardır Türkiye’de bölücülük yapan, nifak tohumları eken bu şahısları, nifak tohumlarını ortadan kaldırmayı ve bütünleştirmeyi amaçlayan ÇABA projesi telaşlandırmaktadır. Bu marjinal gurup; Soros destekli birtakım kuruluşlardan, bölücü ajanlığı ortaya çıktığı için Türkiye’den defedilen, Kıbrıs Türklerini Türkiye’ye karşı ayaklanmaya çağıran, AB temsilcisi Karen Fogg’tan ve amaçlarının ne olduğu bütün Türk milletince artık bilinen yabancı vakıflardan kaynak alarak, Türkiye’de bölücülüğü amaç edinmektedir. Para ve emir aldıkları yerler kendi çalışmalarını sıfırlayabilecek ÇABA projemizin bilgi kirliliği yaratılarak karalanması istemektedirler. Onlarda boyunlarındaki tasmanın sahibinin verdiği emrin gereğini yapmaktadırlar.

Çünkü ÇABA projemizin afişlerinin ve broşürlerinin altında “Bu proje/Bu afiş Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır” diye açıkça yazmaktadır.

Artık aşağıdaki gerçekleri bütün eğitim çalışanları bilmektedir.

1-    Biz; ülkemizin bölünmesinden değil birliğinden yanayız.

2-    Biz; gücümüzü üyelerimizden alırız, Türkiye’yi bölmek üzere finans sağlayan kişi ve kuruluşlardan ne para, ne de emir almayız.

3-    Biz; insanları Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye ayırmanın değil bütünleştirmenin mücadelesindeyiz.

4-    Biz; bebek katili Apo için özgürlük çığlıkları atmıyor, adaletin yerini bulması için idam edilmesini istiyoruz.

5-    Bizim Genel Sekreterimiz “Roj TV” ye çıkıp bölücülerle beraber Türkiye aleyhine saatlerce program yapmaz.

6-    Biz; “Ermeni soykırımı vardır, Türkler katildir” diye rapor düzenleyip Ermenilerin eline malzeme vererek, yediğimiz kaba pislemek gibi bir hıyanet içinde olmayız, olamayız.

7-    Biz; okul çocuklarının beynini yıkayarak dağa çıkıp terörist olmasını sağlamayız ve var gücümüzle buna engel olmaya çalışırız.

8-    Bizim toplantılarımıza, eğitim seminerlerimize Hollandalı, Danimarkalı v.b karanlık adamlar gelip, Türkiye’nin nasıl bölüneceğine dair eğitimler veremez konuşmalar yapamazlar.

9-    Bizim toplantılarımızda Ata’ya saygı duruşu ve Türk bayrağı olur, İstiklal marşı okunur.

10- Bizim eylem ve etkinliklerimizde PKK bayrağı denilen paçavralar açılamaz. Bölücü örgüt sloganları atılmaz.

11- Biz; Türkiye’yi sekiz parçaya bölen haritalar yayınlamaz, Türkün bayramı NEVRUZ’a  “NEWROZ” demeyiz.

12- Biz; “anadilde eğitim” çığlıklarıyla, ağzımızdan salyalar akarak bölücülüğe çanak tutmayız.

13- Biz; milletimizin dinine, inançlarına sövmeyiz ve sövülmesine müsaade etmeyiz.

14- Biz; masum isteklerle imza kampanyası düzenleyip, kampanyanın üst yazısını “Apo’ya özgürlük” diye değiştirip çeşitli yerlere vermeyiz.

15- Biz iyiyiz ve biliyoruz ki İYİLER DAİMA KAZANIR…