TÜM SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER KADROYA ALINMALIDIR
Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin ÇELİK, katıldığı bir televizyon programında sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirileceğini belirtti. Bu açıklamanın ardından on binlerce sözleşmeli öğretmen büyük beklenti içine girdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözleşmeli öğretmenleri kadroya alması yerinde ancak geç bir uygulamadır. Zira Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır sözleşmeli öğretmen uygulamasının sona erdirilmesi ve tüm sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması gerektiğini ifade ediyoruz. Bugün gelinen noktada Bakan ÇELİK’in açıklamasını sevindirici buluyoruz. Dolayısıyla bölge ve süre ayrımı yapılmaksızın, tüm sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalıdır ve bundan sonra kadrolu öğretmen türleri dışındaki öğretmen istihdamına son verilmelidir. Umuyoruz ki bu açıklama seçim yatırımı değildir ve Bakan verdiği sözün arkasında durur. Ancak Bakan ÇELİK yaptığı açıklamada sadece müjde değil, sözleşmeli öğretmen uygulamasının uzun bir süre daha devam edeceği sinyalini de verdi. Sözleşmeli öğretmenlik olmasaydı 50 bin kişinin işsiz olacağını belirten Bakan ÇELİK, sözleşmeli öğretmenliğin kadrolu öğretmene göre dezavantajı olmadığını söyledi. Öncelikle şunu belirtmek istiyoruz ki, sözleşmeli öğretmenliğin kadrolu öğretmenliğe göre dezavantajları oldukça fazladır. Hatta iki istihdam türü arasında büyük farklılıklar vardır.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLE KADROLU ÖĞRETMEN ARASINDA BÜYÜK FARKLILIKLAR VAR
Sözleşmeli öğretmenin il içi ve Özür Durumu hariç, il dışı tayin hakkı yoktur. Eş durumu atamaları eşlerinin çalıştıkları kurumun yüzlerce kilometre uzağına yapılmaktadır. Sözleşmelilere (geçici görev yolluğu hariç) YOLLUK verilmemektedir. Sözleşmeli öğretmenin ek dersinden SSK kesintisi yapılmaktadır.  Sözleşmeli öğretmenler yönetici veya müfettiş olamazlar. 1 yıllık sözleşmeli öğretmen ile 25 yıllık sözleşmeli öğretmen aynı maaşı alır. Sözleşmeli öğretmenlerin eş, çocuk ve doğum yardımları yoktur. Sözleşmeliler, sözleşmede yer aldığı halde maaşlarını her ayın 15 inde alamamaktadır. Sözleşmeli öğretmenlerin özlük hakları konusunda tam bir belirsizlik hakimdir. Adaylık eğitimine katılan sözleşmelilerin adaylığının kalkması söz konusu değildir. Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri her yıl ocak ayında yenilenmektedir. Yani Sigorta dâhil her sene çıkış-giriş işlemi yapılmaktadır. Tam iş garantileri konusunda endişe verici bir durum söz konusudur. Sözleşmeli bir öğretmenin emekli olma ve emekli tazminatı alma hakkı belirsizdir. Sözleşmeli öğretmenin yurt dışı öğretmenliğe başvuru hakkı yoktur. Her sözleşme döneminde sözleşme bedeli veya başka adlar altında kesinti yapılmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlikte geçen süreler maaş derecesine etki etmemektedir. Sözleşmeli öğretmenlik atama değil bir görevlendirmedir. Bu konuyu Sayın Bakan bizzat kendisi basın açıklaması yaparak dile getirmiştir. Sözleşmeli öğretmenler hiçbir şekilde görevde yükselme yönetmeliği ve Yönetici atama yönetmeliğinden yararlanamamaktadır. İdarecilik hakları yoktur. Sözleşmeli öğretmenler asker öğretmen olarak görev yapamamaktadırlar. Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenlerin ek ders ücretleri farklıdır.
Tüm bunlar Bakan ÇELİK ister kabul etsin, ister etmesin; sözleşmeli öğretmenlerin aynı eğitimi aldığı, aynı okulu bitirdiği ve aynı dersleri verdiği meslektaşlarından farklı tutulduğunu gözler önüne sermektedir. Buradan Sayın ÇELİK’e sesleniyoruz:
•    Sözleşmeli öğretmenler kutsal ve onurlu bir meslek olduğu halde göğsünü gere gere "ÖĞRETMENİM" diyememektedir.
•    Sözleşmeli öğretmen geleceğini göremediğinden gönül rahatlığı ile aile kuramamakta, bankalardan kredi kullanamamaktadır. Hatta sözleşmeli öğretmenlere iş garantisi olmadığından dolayı kız dahi verilmemektedir.
•    Sözleşmeli öğretmenler görevli oldukları okullarda öğrencileri tarafından  “Öğretmenim siz sözleşmeli misiniz? Siz geçici misiniz?" gibi sorularla rencide olmakta ve bu sorulara cevap vermekte zorluk çekmektedir.

Bunun yanı sıra Bakan’ın sözleşmeli öğretmenlik olmasaydı, 50 bin kişinin işsiz olacağını söylemesi de oldukça manidardır. Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin onurunu zedeleyen, öğretmenlik mesleğinde ayrımcılığa yol açan, öğretmenlikte kölelik düzenini getiren kadrolu öğretmenlik dışındaki istihdam türleridir. Tüm bu gerçeklerin bilinmesine karşın, Bakan’ın bu uygulamayı savunması ne yazık ki üzücüdür.

NİÇİN 120 BİN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN GÖREVLENDİRİLİYOR?
Bakan ÇELİK’in, bugün itibariyle kadro verilmesi ve 100 bin öğretmen ataması yapmaları halinde öğretmenlerin yüzde 80’inin ek ders ücreti alamayacağını ifade etmesi de ayrı bir tartışma konusudur. Bakan bu şaşırtıcı tespiti neye göre yaptı doğrusu çok merak ediyoruz. Şayet Bakan “100 bin öğretmen ataması yapılırsa, öğretmenlerin yüzde 80’i ek ders ücreti alamaz” diyorsa, o halde biz de soruyoruz: “O halde niçin 120 bin ücretli öğretmen görevlendirilmektedir?”

2009 YILINDA 100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMAZSA, 2010 YILINDA AÇIK GİDEREK BÜYÜYECEK
Bakan ÇELİK Şubat ayında 8 bin kadrolu öğretmen ataması yapılacağını, 2009 yılında da 30 bin öğretmen atanacağını belirtti. Türkiye’de atama bekleyen 190 bin işsiz öğretmen adayı bulunmaktadır. Diplomalı işsiz olan ve meslekleri dışında ekmek kapısı arayan öğretmen adayları, geleceğe güvenle bakamamaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki öğretmen açığı 8 bin, 20 bin, 30 bin öğretmen istihdam etmekle kapatılmaz. Mevcut yapı göz önüne alındığında 2009 yılında 30 bin değil, tam 100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASININ yapılması gerekmektedir.  Şayet 2009 yılında 100 bin öğretmen ataması yapılmazsa, öğretmen açığı giderek büyüyecek, işsiz öğretmenlerin sayısı da hızla artacaktır.
Öte yandan bilinmesi gerekir ki, bugün sözleşmeli öğretmenlerin kazandığı haklar, Türk Eğitim-Sen’in verdiği hukuk mücadelesi sonucunda elde edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda çaba gösterdiğini, sözleşmeli öğretmenlere kendiliğinden haklar verdiğini söyleyebilmek mümkün değildir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.