TBMM ÖNÜNDE TOPLU SÖZLEŞME YASASINI PROTESTO EYLEMİ

Türkiye Kamu-Sen, Meclis Alt Komisyonunda görüşülmeye başlayan Toplu Sözleşme yasa taslağını protesto etti.

 

Meclis önünde toplanan Türkiye Kamu-Sen üyeleri taraflı yasayı protesto etti. Genel Başkan İsmail Koncuk’un alt komisyonda bulunması nedeniyle açıklamayı Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci yaptı. Açıklamada adalet istediklerini söyleyen Kahveci, yasaların bir gruba ya da kişiye özel değil milletin çıkarına hizmet eden bir anlayışla çıkartılması gerektiğini vurguladı.

 

Kahveci konuşmasında şunları söyledi:

 

“Türkiye Kamu-Sen olarak tam 20 yıldır mücadelesini verdiğimiz; kar demeden, yağmur demeden, sıcak, soğuk demeden uğruna alanlara koştuğumuz sendikal haklarımızdan toplu sözleşme hakkı Türkiye Büyük Millet Meclisi Alt Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Bilinmelidir ki bu tasarı, milyonlarca kamu görevlisi, emeklisi ve aileleri için hayati önem taşımaktadır. Tasarı TBMM gündemine gelinceye kadar kamu görevlileri olarak çok çileler çektik. İsteğimiz, kamu görevlilerinin beklentilerini karşılayacak, sorunlarını çözecek, gelecek için umut olacak bir kanunun hazırlanmasıdır. Ancak siyaset, sendika, entrika üçgeninde, birtakım oyunlarla toplu sözleşme hakkı sulandırılmaya; toplu sözleşme sistemi, sohbet toplantısına döndürülmeye çalışılmaktadır. Malum konfederasyon ise timsah gözyaşları dökerek, “daha fazla ne koparabilirim?” hesapları yaparken; memurları masa başında pazarlamanın da imkânlarını zorlamaktadır. Tasarı ile bugüne kadar AKP’nin vaatlerinin boş olduğu görüldü. Tasarı, adeta hükümetin sendikal ayrımcılığının yasal belgesi haline gelmiş bulunuyor. Adalet katlediliyor; toplu sözleşme masasında hükümeti zorlayacak unsurlar, tek tek bertaraf ediliyor. Memuruyla, emeklisiyle, sendika üyesi olan ve olmayan kamu görevlisiyle 5 milyondan fazla kişiyi kapsayacak bir tasarıda; 500 bin üyeli Memur-Sen tek yetkili kılınıyor. 400 bin üyeli Türkiye Kamu-Sen ve 232 bin üyeli KESK, 1 milyon sendika üyesi olmayan kamu görevlisi ile 2 milyon emekli yok hükmünde kabul ediliyor. Böylece bir konfederasyon, Türkiye Kamu-Sen üyesi adına da, KESK üyesi adına da, hiç üye olmayan kamu görevlisi adına da, emekliler adına da tek söz sahibi yapılmak isteniyor. Adaletsizliğin boyutuna bakın ki, bu toplu sözleşme görüşmelerine kimsenin itiraz hakkı da bulunmuyor.”

 

Türkiye Kamu-Sen’in, toplu sözleşme tiyatrosunun bir parçası olmayacağını belirten Kahveci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tasarı ile toplu görüşmeden bile daha geride bir düzenleme getirilmek istenmektedir. Tasarı ile belediyelerde yıllardır yapılmakta olan toplu sözleşmelere de son verilmektedir. Mademki bu sözleşmeler yanlıştı, neden bugüne kadar izin verildi? Madem doğruydu o zaman şimdi neden kaldırılıyor? Mutlaka açıklanmalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde yetkili olduğu halde, karar alma sürecinde söz hakkı olmayan bir sendika anlayışı yok. ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi, sendikaların kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesinin gerekliliği üzerinde durmaktadır. Ayrıca ILO’nun 98 sayılı sözleşmesi hakkında da “hiçbir sendika, işçilerin salt çoğunluğunu temsil etmediğinde hükümetin, tüm sendikaları üyeleri adına müzakere edilebildiği bir toplu sözleşme sistemi kurması” gerektiğini belirtmiştir. Şu anda Türkiye’de hiçbir memur konfederasyonu kamu görevlilerinin salt çoğunluğunu temsil etmemektedir. Dolayısıyla yetkili konfederasyonların ortak pazarlık yapabilecekleri bir sistem kurulmak zorundadır. Ancak tasarıyla, bir konfederasyon dışındaki konfederasyonlara, alınan kararlara itiraz yetkisi dahi verilmemiştir. Bununla birlikte örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmamış, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun yapısı tek taraflı olarak belirlenmiştir. Kurulun başkanlığı için hükümetin keyfine göre bir atama öngörülmüştür.Kanunla değil de hükümetin atadığı kurul başkanının tarafsız olduğuna inanılabilir mi Böyle bir kuruldan sağlıklı bir karar çıkmasının imkânı yoktur. Bu tasarının özü de ruhu da yasakçı ve ayrımcı anlayışın ürünüdür. Bu haliyle tasarı, yüzlerce mahkeme kararına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargılama sonuçlarına, Avrupa Sosyal Şartı’na aykırıdır. Böyle bir kanun tasarısı ILO’nun hiçbir sözleşmesine ve sendikacılığın hiçbir temel ilkesine uygun değildir. Bu tasarı ile memur sendikacılığı yok edilmekte; AKP sendikacılığı oluşturulmaktadır. Bu dalavereye ne 2,5 milyon kamu görevlisi ne de onların tek gerçek temsilcisi Türkiye Kamu-Sen asla izin vermeyecektir. Eğer 4,5 milyon memur ve emekli; 500 bin üyeli bir konfederasyona feda edilir ve sesimiz masa başında kısılmaya kalkılırsa; o zaman bu ses alanlarda yükselir. Hiç kimse Türkiye Kamu-Sen’in bu hukuksuzluğa sessiz kalacağını düşünmesin! Esasen hakların savunulduğu yerler, sadece masalar değil; alanlardır. Şimdi kalem AKP’nin elindedir; davul da tokmak da AKP’nin elindedir; ama alanlar Türkiye Kamu-Sen’indir. Buradan yetkililere sesleniyorum: Nasıl ve ne şekilde kanunlar çıkarırsanız çıkarın, bu gayretleriniz masada, hayali olarak yetkilendirdiğiniz, kâğıttan sendikaların daha etkili olmasını sağlayamayacaktır. Bunlar, ancak sahibinin yetkilendirdiği kadar ses çıkarma hakkına sahiptir. Bunlar, ancak sahibinin sesi olabilir; kamu çalışanlarının sesi olmak yürek ister, cesaret ister.20 yıllık şerefli mazisiyle ve aydınlık geleceğiyle Türkiye Kamu-Sen, herkese etkisini de yetkisini de göstermiştir. Herkes Türkiye Kamu-Sen’in neyi, ne kadar yapabileceğini gayet iyi bilir. Türkiye Kamu-Sen olarak, memurlarımızın umutlarını çalan; hayal tacirliği yapan; kamu görevlilerinin anayasal haklarının önüne set çeken zihniyetin ürünü olan bu yasa tasarısına karşı, her türlü mücadeleyi vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bu tasarının yasalaşma sürecinin her aşamasına, tüm imkânlarımızla ve enerjimizle müdahil olmaya devam edecek, eylemlerimizi sürdüreceğiz.”

 

Kahveci, Türkiye Kamu-Sen olarak başta ILO olmak üzere uluslar arası sözleşmelere, evrensel ve demokratik ilkelere saygılı bir sendikacılık, Grev hakkımızın yasal teminata alındığı adil bir Toplu Sözleşme sistemi istediklerini kaydederek sözlerini tamamladı.

 

 

Eyleme Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Türk Büro-Sen Genel Başkanı ve Fahrettin Yokuş, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Celal Karapınar, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Eğitim-Sen Genel Merkez ve çok sayıda genel merkez yönetim kurulu üyeleri katıldı.