MALİYE BAKANLIĞI ÖNÜNDE EK ÖDEME ADALETSİZLİĞİNİ GÜVERCİN UÇURARAK PROTESTO EYLEMİ

Türk Eğitim-Sen eşit işe eşit ücret düzenlemesinde öğretmenler, akademisyenler ve diğer çalışanların yok sayılmasını güvercin uçurarak protesto etti.

 

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Genel Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ile Türkiye’nin 81 ilindeki Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyelerinin de katıldığı eylemde, “Ek Ödeme Adaleti İstiyoruz”, “Kaşıkla Verip Kepçeyle Almayın”, “ Bir Çılgın Proje De Öğretmenlere İstiyoruz”, “İade-i İtibar İstiyoruz” şeklinde dövizler taşındı. Ayrıca eylemde Eski Milli Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu, AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ve AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın öğretmenlere yönelik sarfettiği olumsuz sözlerin bulunduğu afişler ile Atatürk’ün vekil maaşlarına yönelik, “Öğretmen maaşlarını geçmesin” sözü yer aldı.

 

“Ek Ödeme Rezalet Nerede Adalet?”, “Herkese Var Da Bize Yok Mu?”, “Çalışanlar Sizinle Rezil Oluyor”, “Ustalık dediniz, Çalışanı Ezdiniz”, “Memuru Satanı Biz De Satarız”, Hükümet Elini Cebimizden Çek”, “Ak Ak Ak Yandaşı Bırak Memura Bak”, “Hükümet Hükümet Duy Sesimizi Bu Gelen Memurun Ayak Sesleri”, “Adaletsiz Ödeme Yakışıyor Mu Devlete”, “Haksızlığa Karşıyız, İşte Alandayız” şeklinde sloganların atıldığı eylemde bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk şunları söyledi: “HÜKÜMET EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET UYGULAMASINDA ÖĞRETMEN, AKADEMİSYEN VE DİĞER ÇALIŞANLARI GÖRMEZDEN GELMEYE DEVAM EDİYOR! BİZ DE HÜKÜMETİ GÖRMEZDEN GELECEĞİZ. Türkiye Kamu-Sen kamuda ücret adaletinin sağlanması için yıllarca büyük mücadeleler vermiştir. Ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılması bizim en büyük arzumuzdu. Bu noktada eşit işe eşit ücret düzenlemesi bir umuttu. Ancak düzenlemenin mevcut şekliyle kof olduğu, kamuda maaşlar arasında büyük uçurumlara yol açtığı, belli bir kesimin cebini doldurmak için hazırlandığı bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

 

Eşit işe eşit ücret düzenlemesi haksızlığın bir diğer adıdır. Çünkü bu düzenlemede;

Öğretmen yok.

Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent, Araştırma Görevlisi yok. Postacı yok.

Sağlık Hizmetleri Sınıfından hekim dışı sağlık personeli yok.

Din Hizmetleri Sınıfındaki din görevlisi yok.

Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu gibi kurumlarda çalışanlar yok.

 

Bu düzenlemede kim var?

Müsteşar var.

Genel Müdür var.

Genel Müdür Yardımcısı var.

Daire Başkanı var.

 

Eşit işe eşit ücret düzenlemesinde üst düzey yöneticiler 759 TL ek ödeme alırken, gerçek alınteri sahibi yaklaşık 2 milyon memurun ek ödemelerinde artış yapılmaması İNANILIR GİBİ DEĞİLDİR.

 

Öte yandan daha önce unutulan bazı memurlar için yeni ek ödeme oranları belirlenmiştir. Ancak burada yine öğretmenler YOK, akademisyenler YOK, çalışanların büyük bölümü YOK. Memurun bu kadar yok sayıldığı başka bir ülke daha var mıdır bilmiyoruz. Serzenişlerimize, eleştirilerimize, haykırışımıza kulak tıkanması, inatla geri plana atılmamız  ‘amaçlanan ne?’ sorusunu akıllara getirmektedir.

 

Memurlar bir tiyatro oyununun parçası yapılmaya çalışılmaktadır. Oyunun yönetmenleri; üst düzey yöneticileri ihya ederken, kamu hayatının temel yapı taşlarını ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutmaktadır. Tüm bu olan bitene Türkiye Kamu-Sen’den başka hiçbir kuruluş ciddi bir ses çıkarmamaktadır. Ne acıdır ki; Türkiye’de artık görmeyen, duymayan, konuşmayan büyük bir kitle vardır.

 

Gerçekleri vatandaşa anlatmak için her hafta Çarşamba günü Ankara’da Maliye Bakanlığı, illerde de Valilikler önünde eylemler yaptık. Yaklaşık 6 haftadır süren eylemlerimiz ve konuyla ilgili basında yer alan haberler birilerini rahatsız etmiş olacak ki, Maliye Bakanlığı bir açıklama yaparak kamuoyunun yanıltıldığını ileri sürmüştür.

Oysa eşit işe eşit ücret düzenlemesini yanlış anlamadığımız gibi, kimseyi de aldatmadık. Yıllardır bizim de savunduğumuz ve her fırsatta gündeme getirdiğimiz düzenleme eşit işe eşit ücret olmaktan çıkmış, YÜKSEK UNVANLARA, YÜKSEK ÜCRET halini almıştır. Haksızlığın, adaletsizliğin diğer adı olan bu düzenleme KÜÇÜK BİR AZINLIĞI MUTLU ETME AMACINI GÜTMEKTEDİR.

 

Bugüne kadar ne öğretmenlerin ne de akademisyenlerin ücretlerinde hiçbir şekilde iyileştirme yapılmamıştır. Bu kesim, gülünç zam oranlarıyla yetinmek zorunda bırakılmıştır. Girdilere zamlar peşi sıra gelirken, enflasyon hedefleri tutturulamazken, 2011 yılında memur maaşlarının yüzde 4,3 oranında erimesi, üstüne üstlük öğretmen, akademisyen ve diğer çalışanların ek ödemelerinde artış yapılmaması bardağı taşıran son damla olmuştur.

 

Öte yandan kamu çalışanları, ha bugün ha yarın denilerek, aylardır toplu sözleşme yapmak için ilgili kanun düzenlemesinin Meclis’te görüşülmesini beklemektedir. Referandumun üzerinden tam 16 ay geçmiştir. El insaf! 16 ayda bir kanun çıkarılamaz mı? Kanun çıkarılamadığı için çalışanlar 2012 yılına zamsız maaşla girmiştir ve bunun tek müsebbibi Hükümettir. Ek ödemeden yararlanamayan memurların, Ocak ayında maaşını zamsız alması yaralarına tuz biber ekmiştir. Bir kanunu çıkarmayı bile beceremeyen Hükümetin, ek ödemelerde de mağduriyet yaşatması YEŞİLÇAM FİLMLERİNE KONU OLMALIDIR.

 

Vekil maaşlarına gelince jet hızıyla yasa geçirenlerin ve kendilerine karşı oldukça bonkör davrananların, sıra memurlara gelince elinin sıkı olması kabul edilebilir değildir. Soruyoruz: İlaç katkı paylarının görüşüldüğü sırada araya emekli milletvekillerine zammı sıkıştıranların vicdanı rahat mı? Biz vicdanlarının rahat olduğunu düşünüyoruz. Çünkü, Cumhurbaşkanının emekli milletvekillerine yapılan yüzde 60’lık zammı veto etmesi üzerine bu kez emekli milletvekillerine yüzde 45 zam yapılmıştır. Vicdanlar rahat olmasa, emekli milletvekillerine yüzde 45 oranında zam yapılmazdı. Peki milletvekili yüzde 45’lik zammı hak ediyor da, çalışanlar ve emekliler mi hak etmiyor? Çalışanlar ve emekliler yüzde 3’lük, yüzde 4’lük zam oranında sıkıştırılmak için ne günah işlemiştir? Herkes bilmelidir ki; kendilerine yüksek zam oranlarını layık görenlerin, memuru görmezden gelmesini UNUTMAYACAĞIZ!

 

TÜRK EĞİTİM-SEN EK ÖDEME ADALETSİZLİĞİNE YÖNELİK MESAJLARINI BU KEZ DE BİR ZAMANLAR HABERCİ OLARAK KULLANILAN GÜVERCİNLER ARACILIĞIYLA HÜKÜMETE İLETİYOR

         Basın açıklaması yaptık olmadı, eylem yaptık o da olmadı. Hükümet her defasında üç maymunu oynadı. Biz de bu kez mesajlarımızı iletmek için farklı bir yöntem seçtik. Ek ödeme adaletsizliğine yönelik mesajlarımızı güvercinler aracılığıyla hükümete iletiyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak Maliye Bakanlığı önünden TBMM’ye güvercinlerle haber uçuracağız. Bir zamanlar haberci olarak kullanılan güvercinler, belki de bu kez Hükümetin dikkatini kamu çalışanlarına çekmeyi başarır ve Türkiye Kamu-Sen’in, Türk Eğitim-Sen’in ek ödeme adaletsizliğine yönelik mesajlarını Hükümete iletir.

 

BİZLERE MEYDANLARI ADRES GÖSTERMEYİN!

Hükümetin bilmesi gerekmektedir ki, bugün burada 113 Şube Başkanımız ve Şubelerimizin Yönetim Kurulu Üyeleri ile yaptığımız bu eylemimiz, YARIN ŞİDDETİNİ ARTIRACAK VE 50 BİN, 100 BİN KİŞİYLE MEYDANLARDA YAPILACAKTIR. Bizlere alanları adres göstermeyin!

Hakkımızı çok daha farklı mecralarda aramak zorunda bırakmayın! Hak, adalet diye yola çıkarken; haksızlığı, adaletsizliği inşa etmeyin! Biz kimseden merhamet dilenmiyoruz. Bizim tek amacımız, hakkımız olanı almaktır. Kamuoyunu süslü yalanlarınızla aldatabilirsiniz, ancak kamu çalışanlarını aldatamazsınız. Bu nedenle sizleri son kez uyarıyoruz: Öğretmenler, akademisyenler ve diğer çalışanların da eşit işe eşit ücret düzenlemesinden yararlanması için bir an önce harekete geçin ve yaptığınız HAKSIZLIĞI düzeltin. Maliye Bakanlığı tek karar merci değildir. Bu ülkenin çalışanlarına sıra gelince vanaları kapatan Maliye Bakanlığını protesto ediyoruz. Bizim çağrımız Sayın Başbakanadır. Bir talimatınızla mağdur edilen yaklaşık 2 milyon kamu çalışanının yüzünü güldürebilirsiniz. Beklentimiz; hükümetin kulağının üstüne yatması değil, çağrılarımıza olumlu cevap vermesidir.

 

Genel Başkan İsmail Koncuk, 19 Mayıs törenlerinin Ankara dışındaki illerde stadyumlarda kutlanmasına yasak getiren genelge ile ilgili de açıklama yaparak şunları kaydetti: “Önceki gün gerçekleşen çok önemli bir gelişmeye bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bildiğiniz gibi Milli Eğitim Bakanlığı İl Milli Eğitim Müdürlüklerine genelge göndererek, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin Ankara dışındaki illerde stadyumlar yerine okullarda kutlanmasını istedi. Bakanlık buna gerekçe olarak da hazırlık döneminin soğuk havalara denk gelmesini ve eğitim-öğretimin aksamaması gerektiğini gösterdi. Böylesine saçma sapan bir genelgenin altına imza atanlar, daha önce de Cumhuriyet bayramı törenlerini Van depremi nedeniyle iptal etmişti. Türkiye’de sistematik bir şekilde milli değerlerimize, milli bayramlarımıza savaş açılmaktadır. Bu genelge çok açık söylüyorum ki, Milli Eğitim Bakanlığı’nın savaş ilanıdır. Başında ‘milli’ kelimesi olan bir Bakanlığın, böyle bir yaklaşım içinde olmasını şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Törenlerin iptal edilmesinin gerekçesi çok gülünçtür. ‘Hazırlık dönemi soğuk havalara denk geliyor’ ya da ‘eğitim-öğretim aksıyor’ şeklinde bahaneler üreten Bakanlık komedi filminin baş aktörü konumundadır. 19 Mayıs tarihinde Türkiye’de havalar soğuk değildir. Kaldı ki hazırlık dönemi soğuk havalara denk gelse bile bundan kimse gocunmamalıdır. Bu ülkenin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü senede bir gün bile anamayacaksak, kimi anacağız? 19 Mayıs törenlerini stadyumlarda kutlamamanın haklı hiçbir gerekçesi olamaz. Atatürk’ü Anmanın bile suç sayılacağı, milli bayramlarımızın kutlanmayacağı günlere doğru gidiyoruz. Cumhuriyet bayramını eğlence programı olarak görüp kutlamaları iptal edenler, 19 Mayıs törenlerini incir çekirdeğini doldurmayacak gerekçelerle iptal etmeye çabalayanlar bilmelidir ki, bu ülkenin eğitimcileri Ata’sına da, milli bayramlarına da, milli değerlerine de sonsuza kadar sahip çıkacaktır. Ne idiğü belirsiz genelgelerle kimsenin kafasını bulandıramayacaksınız. Atatürk’ün 19 Mayıs tarihinde Samsuna çıkması, milli mücadeleyi başlatması çok önemlidir. Bunu değersizleştirmek kimsenin haddi değildir. Türk Eğitim-Sen olarak, Atatürk ve milli bayram düşmanlarına geçit vermeyeceğiz. Bu talimatın altına imza atanlar hakkında hem idari soruşturma yapılmasını istiyoruz, hem de Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz. Milli bayramları değersizleştirme operasyonu başarılı olamayacaktır. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve MEB Müsteşarı Emin Zararsız bu vahim genelgenin en büyük sorumlusudur. Bakan Dinçer ve Müsteşar Zararsız’ın bir dakika bile bu koltukları işgal etmeye hakkı yoktur. Bakan Dinçer ve Müsteşar Emin Zararsız derhal istifa etmelidir.”

 

Genel Başkanın konuşmasının ardından Hükümetin dikkatini ek ödeme adaletsizliğine çekmek ve Hükümete mesaj iletmek amacıyla bir zamanlar haberci olarak kullanılan güvercinler Maliye Bakanlığı önünden TBMM’ye uçuruldu.

 

İlk güvercini Genel Başkan İsmail Koncuk uçurdu. Koncuk, “ İnsan dilinden anlamayanlar belki bu kez kuş dilinden anlar” dedi.  Güvercinlerin ayağına bağlanan mesajda “ Hükümete çağrımız: Emeğimizin karşılığını istiyoruz. Ek ödeme adaletsizliği giderilsin. Meslek onurumuzu istiyoruz. Eğitim çalışanlarının feryadına kulak verin” yazıldı.

 

Ayrıca Türk Eğitim-Sen üyeleri güvercinlerle birlikte sloganların yazılı olduğu balonları da uçurdu. Sendikamız, sembolik bir tabutu Maliye Bakanlığı’nın önüne bıraktı. Ancak tabutun bırakılması sırasında güvenlik güçleri ile kısa süreli bir gerginlik yaşandı.

 

EYLEM İLE İLGİLİ VİDEO GÖRÜNTÜSÜ İÇİN TIKLAYINIZ.