SAĞLIK BAKANLIĞI ÖNÜNDE KAMU HASTANE BİRLİKLERİ YASA TASARISINI PROTESTO EYLEMİ

 

 

Türkiye Kamu-Sen, TBMM gündemine getirilen Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısını protesto etmek amacıyla miting yaptı.

 

Abdi İpekçi Parkı’nda yapılan mitingde, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Seyit Ali Kaplan, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan, Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Mehmet Yaşar Şahindoğan, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz, Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman ÖZDEMİR de hazır bulundu. Mitinge Birleşik Emekliler Derneği Genel Başkanı Nalân Akcan ile Kıbrıs Türk Memur Sendikası Genel Başkanı Şener Özbudak ve Yönetim Kurulu Üyeleri de destek verdi.

 

Sağlık çalışanları, Kamu Birlikleri Yasa Tasarısını TBMM gündemine getiren hükümeti alkış ve sloganlarla protesto ederek; hastanelerin idari ve mali işletmelere dönüştürülmesine, siyasi müdahaleye açık olmasına, hastanelerde tedavilerin ücretli olmasına, sağlık hizmetlerinin kamu hizmeti olmaktan çıkarılmasına, hastanelerin özerkleştirilmesine ve güvencesiz, kuralsız çalıştırılmaya tepki gösterdi.

 

Miting’de önce Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, ardından da Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız birer konuşma yaptı.

 

Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı karşı çıkıyoruz. Bugünde Türkiye Kamu-Sen olarak gür bir sesle haykırıyoruz. Hastaneler bizimdir. Sattırmayacağız. Sattırmayacağız. Sattırmayacağız. Devletin malı, milletin şifa yeri, sağlık çalışanlarının da ikinci evi olan hastanelerimizi hiç kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Millet adına devlet adına hastanelere biz sahip çıkacağız. Bunu iktidar böyle bilmelidir. Milletin temsilcisi olan fakat, hastanelerimizi birliklere teslim eden yasayı komisyonlarda kabul ederken vicdanları sızlamayan elleri titremeyen vekillere de sesleniyorum. Siz milletin vekili olduğunuzu iddia ediyorsanız. Bu kanun tasarısının Meclis Genel Kurulunda görüşülmesinin önüne geçin. Bir kere de milleti dinleyin. Hastanelerimizi kirli tezgâhlara teslim etmeyin. Bu yasaya karşı çıkışta en önemli görev kamu çalışanlarına düşmektedir. Biz tepkimizi kanunlar çerçevesinde sert ve güçlü şekilde göstereceğiz ki siyaset kendisine çeki düzen vermek zorunda kalsın. Gerekirse hastanelerde de yatacağız. Meclis önünde de sabahlayacağız. Ama bu Kamu Hastane Birliklerinin Yasalaşmasına mutlaka engel olacağız” diye konuştu.

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız da şunları söyledi: “Bu dönemde sosyal devletin katledilmesi noktasında en önemli araç, özelleştirme olmuştur. Bu yolla ülkemizin kaynakları uluslararası sermayeye devredilmekte, çalışan sayısı azaltılmakta, kamuda memurluk güvencesi yok edilmekte, insan onuruna yakışmayan sözleşmeli çalışma biçimi dayatılmaktadır. Bu uygulamalar son 8 yılda iyice çığırından çıkmıştır. Özelleştirmede sınır tanımayan anlayış, sağlık hizmetlerine getirdiği katkı payı uygulamasıyla yetinmemekte, şimdi de devlet hastanelerinin özel sektöre devredilmesinin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirmek istemektedir. Eğitim, sağlık, sosyal koruma gibi temel hizmetlerin ücretsiz sunulmasına dayanan sosyal devletin son kırıntıları da bu uygulamayla yok edilecektir. Şimdi sıra vatandaşların kamu hizmetlerinin ücretsiz sunulması talebinin dayanağı olan Anayasadan, sosyal devleti çıkarmaya gelmiştir. Geçtiğimiz gün TBMM’de oylaması sona eren Anayasa değişikliği paketiyle birlikte vatandaşlarımıza ekonomik, sosyal, demokratik ve sendikal hakların tam olarak sağlanması fırsatı da kaçmıştır. Değişiklik paketinde ekonomik hakların geliştirilmesi ile ilgili bir madde yoktur. Pakette demokratik ve siyasi hakların geliştirilmesi konularına değinilmemiştir. Sosyal devlet ilkesini pekiştirecek hiçbir vurguya yer verilmemiştir. Grev hakkı olmayan sendika hakkı eksiktir, sakattır. Bu hakkı verirken dahi “millete soralım” demek, temel hakların ve uluslar arası sözleşmelerin ihlali anlamına gelmektedir.Bugüne kadar siyasi iradenin kanunları canının istediği gibi yorumladığını, istediğini uyguladığını, işine gelmeyeni yok saydığını gördük. Şimdi ise ne olacağı, nasıl olacağı belli olmayan bir ucube toplu sözleşme rüşveti ile oylarımıza talip olmaktadırlar. Bilinmelidir ki demokrasi; siyasetin başı sıkıştığında vatandaşın önüne seçim sandığını koyup, “kırk katır mı, kırk satır mı?” diye sorduğu bir sistem değildir. Demokrasi, vatandaşı ilgili tüm çalışmalara ortak etmektir. Kanunların hazırlanmasında da, uygulanması aşamasında da birlikteliği gerektirir. Kayseri’den demokratik tepkilerini göstermek üzere yola çıkan arkadaşlarımızın polis tarafından yolunun kesilmesi, türlü bahanelerle yola çıkmalarının engellenmesi ve arkadaşlarımızın en temel demokratik haklarından dahi geri bırakılması hangi demokratik anlayışa sığmaktadır? Sayın İçişleri Bakanı mı demokrattır? Sayın Başbakan siz mi demokratsınız? Siz mi demokratik açılım yapacaksınız? Siz mi daha demokratik bir Anayasa hazırlayacaksınız? Hadi canım sen de! Millete danışmadan hazırlanan yasa, şimdi neden millete sorulmaktadır? Madem, siyasi irade vatandaşın tercihlerine bu denli önem vermektedir, o zaman; Özelleştirme yapıp, milletin malını peşkeş çekelim mi? Sağlığı paralı hale getirip, parası olmayan başının çaresine baksın diyelim mi? Kamu Hastane Birlikleri Yasası’nı çıkarıp, hastaneleri yerel ve özel güçlerin ellerine teslim edelim mi? Sözleşmeli personel uygulamasıyla, çalışanın canına okuyalım mı? Memuru, sözleşmeliyi, işçiyi, emekliyi açlığa mahkum edelim mi? diye de referandum yapılmalıdır. Bir de bu soruları sorun bakalım, vatandaşın cevabı ne olacak. Yapılacak kanun değişiklikleri, hepimiz için hayati önem taşımaktadır. Siyasi iradenin bugüne kadarki uygulamaları, demokrasi konusundaki samimiyetsizliklerini ortaya koymuştur. AKP’nin acı reçetesinde yazılan haplar, Başbakan’ın ifadesiyle sindire sindire bizlere yutturulmak istenmekte, sosyal devlet ilkesi, bu haplarla zehirlenmektedir. Ancak bugün burada gördüğüm coşku, kararlılık ve inanç; yapılan yanlışların önüne set olmayı kendisine görev bilen Türkiye Kamu-Sen’in sizlerden aldığı güçle, mücadelesini sonuç alıncaya kadar sürdüreceğinin en büyük göstergesidir. Bugün buraya haksızlıklara “dur” demek için akın eden siz değerli kamu görevlisi arkadaşlarım; Milletimizin kahır ekseriyesinin yüreklerinin bizlerin zaferi için attığını unutmayınız. Bizler bu mücadelede gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz. Biz haklıyız ve mutlaka biz kazanacağız.”