İSTANBUL-TAKSİM’DE’’VURSUN DAVULLAR,DUYSUN SAĞIRLAR’’YÜRÜYÜŞÜ

Hükümete sesimizi duyurmak için tüm yolları denedik ama ne sesimizi duyan oldu, ne de derdimize deva bulundu. Şimdi büyük gün için hazırlanıyoruz. 25 Kasım’da sesimizi sadece hükümet değil, tüm Türkiye duyacak. Türkiye Kamu-Sen gümbür gümbür geldiğini bugün İstanbul’da gerçekleştirilen davullu eylemde gösterdi.20 davul eşliğinde yürüyen binlerce üyemiz Beyoğlu'dan ses verdi. Binlerce kişi Taksim'de VURSUN DAVULLAR DUYSUN SAĞIRLAR diyerek yeri göğü inletti.

Eyleme Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Bircan AKYILDIZ, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK, Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder KAHVECİ, Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Hazım Zeki SERGİ, Türk Haber Sen Genel Başkanı İsmail KARADAVUT, Türk Ulaşım Sen Genel Başkanı Nazmi GÜZEL, Türk Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri Sami ÖZDEMİR ve  Mehmet Yaşar ŞAHİNDOĞAN ile beraber bir çok genel merkez yöneticisi ile, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne ve İstanbul Şube Başkan, yönetici ve binlerce üyemiz de katılarak destek verdiler.

Türkiye Kamu-Sen üyeleri, 25 Kasımda ülke genelinde gerçekleştirilecek uyarı eylemine çağrı amacıyla Beyoğlu'nda yürüyüş yaptı. Taksim Meydanı'nda toplanan sendikalılar, davullar eşiliğinde sloganlar atarak, Galatasaray Meydanı'na kadar yürüdü.

Grup adına bir basın açıklaması yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, 2008 yılında yapılan toplu görüşmelerin sonunda atılan imzalara sadık kalınmadığını iddia ederek, demokratik, ekonomik, sosyal ve siyasal haklarını elde etmek için yola çıktıklarını söyledi. Genel Başkan Bircan Akyıldız konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizler şerefli bir iş olan kamu görevini yürütüyoruz.İnsan ve devlet hayatının her alanında, her aşamasında varız. Ülkenin en eğitimli kesimi arasında yer alıyor; ekonomik ve sosyal hayatın orta direğini teşkil ediyoruz.Bizler kamu görevlisi, bizler memuruz.Örgütlü olmadığımız yıllarda ekonomik, sosyal ve siyasal erozyona uğratıldık; onurumuz zedelendi; gururumuz incindi.İş bilmez iktidarların başarısızlıkları, kötü niyetli yöneticilerin beceriksizlikleri yıllarca sırtımıza yüklendi.Sonuçta anlaşıldı ki; siyasal iktidarın kamuya ve kamu görevlisine bakışı menfi.Siyasal iktidarların verdiği sözleri tutmamak, attığı imzaların arkasında durmamak gibi huyları var.Kazanılmış hakları geriletmek, yeni haklar vermemek niyetindeler.Seçim meydanlarındaki vaatleri unutma ve unutturma eğilimleri var.Bizleri eylemlilik sürecine götüren neden de işte budur.Yasa, Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerin gerekleri yerine getirilmedi; Sayın Başbakan’ın 2004 yılında “ size grev ve toplu sözleşme hakkı vereceğiz daha ne istiyorsunuz?” sözü tutulmadı.AB’ye uyum adı altında 8 uyum paketi çıkarıldı ancak çalışma hayatına yönelik hiçbir düzenleme yapılmadı. Toplu pazarlık masasında taleplerimizi dikkate almayan Hükümet, Uzlaştırma Kurulu kararlarını da kabul etmeme inadını sürdürdü.2008 yılında yapılan Toplu görüşmeler sonunda kesin anlaşılan 23 maddenin 13’ü ve üzerinde çalışma yapılması kararlaştırılan 19 madde ile ilgili gerekli işlemler yapılmayarak, atılan imzalara sadık kalınmadı.İşsiz sayısı 8 milyona çıkmış, evlatlarımız yarına güvenle bakamaz olmuş, bir çok esnaf kepenk kapatmakta, ocaklarımızı tüttürmek günden güne zorlaşıyor.Kanunen memurlarca gördürülmesi gereken devletin asli ve sürekli görevleri taşeronlara, vekillere devredildi.Yaşanan ekonomik krizin faturası yine dar ve sabit gelirlilere çıkartıldı.4-B, 4-C kapsamında istihdam artırılarak, bu çalışanlar bir çok haktan mahrum bırakıldı.Esnaf kan ağlıyor, kepenk kapatıyor, işsizler ordusu çığ gibi katlanıyor, borçlar birkaç misli katlandı, kişi başına düşen borç tutarı 9 bin doların üzerine çıktı.Ülke kaynakları ve öncelikleri güçlü, hatırlı ve yandaş çevrelere dağıtıldı.Söz verdiler; sözlerinde durmadılar. İmza attılar; gereğini yapmadılar. Türk memurunun iyi niyetini istismar edenlerin bilmesi gereken şey, memurun sabrının sonsuz olmadığıdır.Şimdi artık haklı davamız için yola çıktık; demokratik, ekonomik, sosyal ve siyasal haklarımızı istiyoruz. Daha fazla tahammülümüz yok; bıçak kemiğe dayandı.

Memurumuzun gelecekle ilgili endişeli bekleyişine, her türlü belirsizlik ve umutsuzluğuna son vermek için başlattığımız mücadelede ellerimizi, gönüllerimizi, saflarımız ve seslerimizi birleştirmeliyiz.Sendikalı olan olmayan, tüm kamu görevlilerini ve diğer sosyal kesimleri bu onur ve haysiyet mücadelemize davet ediyoruz.Hükümetin; Üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi için, Tek taraflı uygulamalardan vazgeçerek, memurlarımızın sesine kulak vermesi için, Büyümeden pay vermediği kamu çalışanına %2,5 maaş artışını reva görerek ekonomik krizin faturasını memurlara ödetmekten vazgeçmesi için,Verdiği sözleri yerine getirmesi, attığı imzaya sahip çıkması için…

Memurlarımızın;Ekonomik, sosyal, siyasal ve demokratik hakları için,Farklı statülerde istihdam edilerek haklarının geriletilmesine “dur” demek için,Onuru, haysiyeti, kariyeri ve kaybettiklerini geri almak için,Hak için, adalet için, daha güzel yarınlar için 25 Kasım’da iş bırakacağız.Eylemimiz memuruyla, işçisiyle, esnafıyla, çiftçisiyle, emekli, dul ve yetimiyle tüm vatandaşlarımızın sesini iktidara duyurmak içindir. Yaşanacakların sorumlusu memurlar değil iktidardır.Bu nedenle vatandaşlarımızdan şimdiden özür diliyor, bizlere destek vermelerini bekliyoruz.”