GENEL BAŞKAN: “TOPLU SÖZLEŞME İKRAMİYESİ, SENDİKALI ÇALIŞANLARIN ANASININ AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 07-09.01.2022 tarihleri arasında, Düzce, Bolu ve İstanbul’da istişarelerde bulundu. Genel Başkan’a ziyaretlerinde Genel Başkan Yardımcısı Fuat Yiğit eşlik etti. 7 Ocak tarihinde Düzce Şube’sini ziyaret eden Geylan, daha sonra Düzce Şubesi’nin düzenlediği toplantıda ilçe ve işyeri temsilcilerimizle bir araya geldi. Toplantıya Düzce Şube Başkanı Hasan Yeşilyurt ve şube yönetim kurulu üyeleri, Türkav Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz ve işyeri temsilcilerimiz katıldı.

Genel Başkan 8 Ocak tarihinde de Türkiye Kamu-Sen İstanbul şube başkanları ile bir araya geldi. Ataşehir Öğretmenevi’ndeki kahvaltı programında emekli olan ve görevini devreden şube başkanlarına plaket takdim eden ve teşekkürlerini sunan Geylan,  “İl Temsilcimiz Sayın Remzi Özmen‘in şahsında tüm yol arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum” dedi. Genel Başkan ve beraberindeki heyet aynı gün Bolu Şubesi’ni de ziyaret ederek, şube yönetim kurulu ve üniversite temsilcileri ile bir araya geldi. Genel Başkan Geylan, Bolu Şubesi’nin düzenlediği akşam programında da ilçe, üniversite ve işyeri temsilcilerimizle buluştu. İstişare toplantısında, Konfederasyonumuza bağlı sendikaların şube başkanları da hazır bulundu. katıldı.

Sevmeyenlerin dahi imrenerek takip ettiği, öykündüğü bir konumun, gücün, karizmanın sahibiyiz.

İstişare toplantılarında birer konuşma yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, sözlerine Türkiye Kamu-Sen’in emektarlarına teşekkürlerini sunarak başladı. Geylan, “Dünü yaşamayanlar ya da dünde yaşananları bilmeyenler bugünün kıymetini bilemezler. Bugün; sevmeyenlerin dahi imrenerek takip ettiği, öykündüğü bir konumun, gücün, karizmanın sahibiyiz. Sendikamız bugünlere, kurulduğu günden bu yana kutlu mücadelemize omuz veren emektarlarımız sayesinde geldi. 1992’den beri bu harekete destek veren tüm emektarlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Türkiye Kamu-Sen; devletin, milletin hatta tarihin ihtiyacı olduğunda sağına soluna “kim var” diye bakmadan ‘biz varız’ diye öne atılan Türkiye sevdalılarının vücuda getirdiği bir teşkilattır.

Türkiye Kamu-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların, “Önce ülkem sonra ben” diyen insanların vücuda getirdiği bir teşkilat olduğuna vurgu yapan Geylan, bu ilkeye bağlı çalışanların teveccühü sayesinde Türk Eğitim-Sen’in 15 Mayıs 2021 tarihinden bugüne 45 bine yakın üye yaptığını söyledi. Geylan şunları kaydetti: “ Türk Eğitim-Sen, Türkiye sevdalılarının vücuda getirdiği bir sendikadır. Türkiye Kamu-Sen; devletin, milletin hatta tarihin ihtiyacı olduğunda sağına soluna ‘kim var’ diye bakmadan ‘biz varız’ diye öne atılan Türkiye sevdalılarının vücuda getirdiği bir teşkilattır. Laf olsun diye ‘Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız’ demiyoruz. Biz bunu kalben, iman ederek söylüyoruz. 15 Temmuz 2016’da o hain darbe girişimi ve üzerinden geçen 4 yılda ‘önce ülkem sonra ben’ anlayışını çok net ortaya koyduk. Bir yandan üyelerimizin hak ve hukukunu korumak anlamında duruş sergilerken, üyelerimizin sendikamıza olan güvenini rencide etmeden sendikal istikametimizi korurken; diğer yandan 15 Temmuz 2016’dan sonra ülkemizin içine girdiği yeni iklimin ruhuna mütenasip pozisyonumuzu koruyoruz. Hem milletimizin hem de çalışanlarımızın güvenine mazhar olmaya devam ediyoruz.”

Artık Türkiye Kamu-Sen’in ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların yeniden yetkili olmasının vakti gelmiştir.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in milli bir sendika olduğuna vurgu yapan Geylan, Anayasa’nın başlangıç maddelerinde anlamını bulan değerlere ve ilkelere sadakat gösteren herkesin Türkiye Kamu-Sen’in, Türk Eğitim-Sen’in üyesi olabileceğine dikkat çekti. Genel Başkan Geylan, “Sendikamızın tüzüğünün amaçlar kısmına baktığınız zaman; Anayasa’nın başlangıç maddelerinde yerini bulan Türkiye Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu, İstiklal Marşını, laik, demokratik, sosyal hukuku devletini, Atatürk’ü, Türkiye’yi görürsünüz.” diye konuştu.

6. Dönem Toplu Sözleşme Dönemine değinen Geylan, şunları kaydetti: “Türkiye Kamu-Sen doğru bir hareket yaparak memurun kazanması için masaya oturdu ve yine doğru harekette bulunarak memurun kırmızı çizgileri karşılık bulmadığı için masadan kalktı. Şöyle ifade etmek isterim ki; toplu sözleşme masasında imza atmadık çünkü taleplerimiz karşılık bulmadı. Ve Türkiye Kamu-Sen doğru bir hareket yaparak memurun kazanması için masaya oturdu ve yine doğru hareketi yaparak memurun kırmızı çizgileri karşılık bulmadığı için masadan kalktı. Bunu sahaya iyi anlatmak lazım. Unutulmamalıdır ki; Türkiye Kamu-Sen üyelerinin yüzünü öne eğdirecek hiçbir davranışta bulunmadı.

Toplu sözleşme bitti ama sendikal mücadele devam ediyor. Toplu sözleşme bittikten sonra kasım ayının ikinci yarısından itibaren 2022 yılı bütçesi TBMM’ye geldi. Türkiye Kamu-Sen hem hükümet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde hem de bu sürede 3 kez sahada yaptığı eylemlerle taleplerini ortaya koydu. ‘Zamlar kamu çalışanlarının içinde bulunduğu ekonomik durumu telafi edemiyor’ diyerek, ek zam istedik. Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge biriminin o ay itibariyle yaptığı araştırmaya göre, geride bıraktığımız bir yılda aylık bazda memur maaşındaki artış ile zorunlu temel harcamalar arasındaki fark 1087 TL oldu. Yani her ay 1087 TL memurun cebinden gidiyordu. Bu kaybın telafisi için ek zam istedik, istemeye devam ediyoruz. Ek zammın yanı sıra yüzde 3 refah payı da taleplerimiz arasında. Çünkü refah payının olmadığı bir artış gerçek bir zam değildir.

Şöyle ki; enflasyon, maaş zammından daha yüksek çıktıysa ‘enflasyon farkı’ oluşur. Enflasyon kadar zam ise, sıfır zam demektir. Ücret artışı ancak enflasyon üzeri artış ile mümkün olur. Dolayısıyla kamu çalışanları artan milli gelirden payını alacaksa, bu, sadece refah payı ile sağlanabilir. Refah payı kırmızı çizgimizdir. Bu nedenle refah payını gündemde tutmaya devam edeceğiz.”

Genel Başkan Geylan, Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olması gerektiğine dikkat çekerek, “Bırakın 5 toplu sözleşmedeki hezimeti, son toplu sözleşme dahi Türkiye Kamu-Sen’in kamu çalışanlarının kazanımlarının korunması ve artırılması için yetkili olması gerektiğini çok açık şekilde gösteriyor. Daha attıkları imzanın mürekkebi kurumadan ‘ek protokol yapalım, zam oranlarını güncelleyelim’ talebini ortaya koydular. Bu nasıl öngörüsüzlük, basiretsizlik, beceriksizlik? Peki o zaman neden Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koyduğu direncin yanında durmayıp, imza attınız?” diye konuştu.

Toplu Sözleşme İkramiyesi sendikalı çalışanların anasının ak sütü gibi helaldir.

Toplu sözleşme ikramiyesine de değinen Geylan, “Toplu sözleşme ikramiyesi şu anda 498 TL’ye çıktı. Bu şekilde sendikalı kamu çalışanları toplu sözleşme ikramiyesi alacak. Ne yazık ki bu kazanımı sahada bulandıran sendikal yapılar var. Şu unutulmamalıdır ki; 498 TL sendikaların kasasına değil, çalışanların cebine giriyor. Toplu Sözleşme İkramiyesinin mucidi Türkiye Kamu-Sen’dir. 2005 yılında yapılan toplu sözleşmede Türkiye Kamu-Sen bunu ‘Toplu Görüşme Pirimi’ olarak gündeme getirmişti. Zira dünyanın hiçbir yerinde sendikalı çalışanlar sendikasız çalışanlardan daha az ücret almaz, artı kazanım elde ederler. Ülkemizde ise bütçe kanunu gereği yapılan düzenlemelerden tüm kamu çalışanları eşit şekilde faydalanıyordu. Hatta sendikalı çalışanlar aidat verdiği için sendikasız çalışanlardan daha az ücret alıyordu. Sendikalı olarak kendinizi riske edecek ve mücadele ortaya koyacaksınız, kazanım elde edeceksiniz, buna rağmen sendikasızlarla aynı haklara sahip olacaksınız. Bu kabul edilemez garabet bir durumdu. İşte bu gariplik Türkiye Kamu-Sen’in 2005’te ortaya koyduğu öngörü ile ortadan kaldırılmıştır. Herkes bilmelidir ki; toplu sözleşme ikramiyesi, sendikalı çalışanların anasının ak sütü gibi helaldir.” dedi.