GENEL BAŞKAN: “TÜRKİYE KAMU-SEN, ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE TÜM HİZMET KOLLARINDA YETKİYİ ALACAK VE KAMU ÇALIŞANLARIN GÜVENCESİ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR.”

Muğla Şubemizin hizmet binasının açılışı için Muğla’ya gelen Genel Başkan Talip Geylan, akşam saatlerinde ise Genel Başkan Yardımcısı Seyit Ali Kaplan ile birlikte düzenlenen istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Muğla Şube Başkanı Mürsel Özata, şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve işyeri temsilcileri, kadın komisyonu üyeleri ve üyelerimiz katıldı.

Önümüzdeki süreçte Türkiye Kamu-Sen tüm hizmet kollarında yetkiyi alarak kamu çalışanlarının yolbaşçılığını sürdürecek.

Toplantıda bir konuşma yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan şunları kaydetti: “Muğla teşkilatımızın tüm emektarlarını tebrik ediyorum. Muğla, eğitim hizmet kolunda en son yetkiyi kaybettiğimiz il idi. Bugün yine Muğla’da surda gedik açtık. Muğla Şubemiz, bu yıl hem il genelinde üye çoğunluğunu yakaladı hem de İLKSAN seçimlerinde ezici bir başarı sağladı. Başarının mimarı yönetici ve temsilcilerimizle buluşmaktan onur duyduk. Her biri cesaret, fedakârlık ve adanmışlık abidesi olan yol arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Önümüzdeki süreçte Türkiye Kamu-Sen tüm hizmet kollarında yetkiyi alarak kamu çalışanlarının yol başçılığını sürdürecek.”

İnsanların covid korkusuyla kapıdan burnunu çıkaramadığı bir dönemde Türk Eğitim-Sen teşkilatı sahaya indi ve bir yılda 12 bin 613 yeni üye kaydı yaptı.

Dört büyük konfederasyon içinde üye sayısını artıran tek konfederasyonun Türkiye Kamu Sen ve eğitim hizmet kolunda da üye artıran tek sendikanın Türk Eğitim-Sen olduğunu belirten Geylan, “Çok iyi biliyorum ki, salgın koşulları olmasaydı üye artışımız çok daha fazla olacaktı” dedi.

İnsanların covid korkusuyla kapıdan burnunu çıkaramadığı bir dönemde Türk Eğitim-Sen teşkilatının sahaya indiğini ve 12 bin 613 yeni üye kaydı yaptığını söyleyen Geylan, “Bu, çok büyük ve her türlü övgüye haiz bir başarıdır. Sizlerle gurur duyuyorum” diye konuştu.

Şayet normal koşullar devam ediyor olsaydı, yetkili sendikanın her geçen sene yaşadığı sendikal erime bu yıl çok daha yoğun olacaktı. 

Covid virüsünün hayatın her alanını olduğu gibi, sendikal alanı da olumsuz etkilediğini bildiren Geylan, “Olumsuz salgın koşullarına rağmen geride bıraktığımız 1.5 yılda sözde yetkili sendikadan istifa edip Türk Eğitim-Sen’e üye olan eğitim çalışanlarının sayısı arttı. Ancak şunu da belirtelim ki, salgın Malum-Sen’in imdadına yetişti. Adeta virüsten nemalandılar. Şayet normal koşullar devam ediyor olsaydı, her geçen sene yaşadıkları sendikal erime bu yıl çok daha yoğun olacaktı.  Şartların normale dönmesiyle birlikte emin olun ki, önümüzdeki yıllarda sendikal erimeleri daha da artacak. İlkbaharı ve yazı yaşadılar. Şimdi sonbaharları başladı, ardından da kara kışı görecekler. Türk Eğitim-Sen ise her daim güçlüdür, birileri gibi mevsimlik değil dört mevsim sendikadır.” dedi.

 

Bu seçimde de 1996 yılında olduğu gibi Türk Eğitim-Sen iradesi hâkim olacak ve Eğitim Bir Sen’in erimesi hızlanacak.

İLKSAN İlçe Temsilcileri seçimlerine değinen Geylan, “Tankla, topla, tüfekle seçime girdiler. Okul müdürlerini, şube müdürlerini, ilçe ve il müdürlerini bir sendikanın emir eri gibi sahaya indirler. Güya bağımsız adayları desteklediklerini söylediler; oysa ki ülke genelinde 355 sendika yöneticilerini aday gösterdiler. Eğitim çalışanlarının aklıyla alay ettiler. Tüm bunlara rağmen eğitim çalışanları İLKSAN’da Türk Eğitim-Sen delegelerini destekledi” dedi.

2012 yılında yapılan seçimlerde sözde yetkili sendikanın eğitim hizmet kolunda diğer sendikaların toplamından daha fazla üyeye sahip olmasına rağmen, Türk Eğitim-Sen’in onların iki buçuk katı kadar delege çıkardığını söyleyen Geylan, “Yani Eğitim Bir Sen üyeleri sandıkta hür iradeleri ile Türk Eğitim-Sen delegelerine oy verdi. 2016 yılı seçimlerinde de ikinci kez aynı hezimeti yaşamamak için güya ‘boykot’ ettiler, seçime girmediler. Tabi bu da onlar için büyük bir prestij kaybı oldu. Düşünsenize, eğitim-öğretim hizmet kolunda tüm sendikaların toplamı kadar üyeye sahip olacaksınız, ‘yetkili sendikayım’ diyerek övüneceksiniz ama İLKSAN’ın karar alma sürecinde etkili olamayacaksınız!” diye konuştu.

“19 Haziran tarihinde yapılan seçimlere hem girdiler hem girmediler” diyen Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Güya bağımsız adayları desteklediklerini belirttiler ancak 355 sendika yöneticisini aday gösterdiler. Çünkü isimleri, cisimleri ve markalarıyla eğitim çalışanları nezdinde bir karşılıklarının olmadığını çok iyi biliyorlardı. Tabi 355 sendika yöneticisini aday gösterip, ardından bağımsız adayları destekliyoruz söylemi, eğitim çalışanlarının algısına hakarettir. Dolayısıyla eğitim çalışanları buna kanmadı. Yine Türk Eğitim-Sen tarafından desteklenen adaylara oy verdi. 25 Eylül tarihinde İLKSAN İl Temsilciliği seçimleri yapılacak. Bu seçimde de 1996 yılında olduğu gibi Türk Eğitim-Sen iradesi hâkim olacak.” diye konuştu.

Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koyduğu olmazsa olmaz ilkeler çerçevesinde taleplerin ortaklaştırması söz konusu olacak.

1 Ağustos tarihinde 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin başlayacağını bildiren Geylan, “Toplu sözleşme görüşmeleri yaklaşırken, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın Türkiye Kamu-Sen ve Kesk’e talepleri ortaklaştırma çağrısı yaptı. Bu, Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemde uyguladığı usuldü. Yetkili konfederasyonken -Memur Sen’in o dönemde üye sayısı 40 binler civarındaydı- onlarla da istişare yapıyor, görüşlerini alıyorduk. Yetkiyi kaybettikten sonra da her pazarlık süreci öncesinde kamu çalışanlarının kazanımlarının korunması için Memur Sen’e birlikte hareket etme çağrısı yaptık. Türkiye Kamu-Sen, 29 yıllık sendikal bakiyesi olan çok tecrübeli bir kuruluştur. Şundan herkes emin olsun ki, kamu çalışanlarının kazanımları noktasında Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koyduğu olmazsa olmaz ilkeler çerçevesinde taleplerin ortaklaştırması söz konusu olacaktır.” dedi.

Sözleşmeli meslektaşlarımızın tıpkı 2011 ve 2013 yıllarında olduğu gibi kadroya geçirilmesini talep ediyoruz.

Türkiye Kamu-Sen’in hazırladığı memur paketi hakkında da önemli açıklamalar yapan Geylan, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Türkiye Kamu-Sen olarak memur paketi hazırladık. Bu konuyu da iki yıldır gündeme taşıyoruz. 1 Ağustos tarihinde yapılacak olan Toplu Sözleşme görüşmelerinde de Türkiye Kamu-Sen’in hazırladığı memur paketi olmazsa olmaz taleplerimiz arasında olacaktır.  

Memur paketi kapsamında öncelikli talebimiz sözleşmeli meslektaşlarımızın kadroya alınmasıdır. Kamuda aynı işi yapan çalışanlar farklı statülerde istihdam edilemezler. Bütün memurlarımız kadrolu olarak atanmalıdır. Zira 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi devletimizin sürekli olmayan geçici işlerinin görülmesi amacıyla ile ihdas edilmiştir.  Ama gelinen noktada maalesef 4/B statüsü neredeyse bir asal istihdam modeli haline gelmiştir. Sadece eğitim hizmet kolunda 130 bin 4/B statüsünde çalışan bulunmaktadır. Bu nedenle sözleşmeli meslektaşlarımızın tıpkı 2011 ve 2013 yıllarında olduğu gibi kadroya geçirilmesini talep ediyoruz.

Sadece dört meslek grubunun ek göstergesini 3600’e çıkartırsanız hem kamuda hiyerarşik silsileyi bozarsınız hem de çalışma huzurunu dinamitlersiniz.

Öte yandan yılan hikâyesine dönen 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesini, tüm kamu çalışanlarının ek göstergelerinin artırılmasını, yardımcı hizmetler sınıfının da ek göstergeden yararlandırılmasını istiyoruz. Çünkü sadece dört meslek grubunun ek göstergesini 3600’e çıkartırsanız hem kamuda hiyerarşik silsileyi bozarsınız, amirinden daha yüksek ek göstergeye sahip memurlar icat etmiş olursunuz hem de çalışma huzurunu dinamitlersiniz. Bu nedenle Türkiye Kamu Sen olarak yukarıda ifadesini bulan taleplerimiz doğrultusunda bir yasa tasarısı hazırladık. TBMM’de bulunan tasarımızın bir an önce yasalaşmasını istiyoruz.

Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı’nda hak etmesine rağmen ekonomik nedenlerden dolayı emekli olamayan 110 bin eğitim çalışanı var.

Kuş kadar maaş alan kamu çalışanlarının maaşları vergi diliminden dolayı iyice erimektedir. Bu nedenle kamu görevlileri yüzde 15’lik vergi diliminde sabitlenmelidir. Ayrıca bütün ek ödemelerin emekli kesintisine dahil edilmesi, hem emekli ikramiyesinde hem de emekli maaşlarında kayda değer bir artışa neden olacaktır. Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı’nda hak etmesine rağmen ekonomik nedenlerden dolayı emekli olamayan 110 bin eğitim çalışanı vardır. 110 bin kişinin emekli olması, 110 bin genç meslektaşımızın kamuda ekmek sahibi olması anlamına gelecektir.

İlk atamalarda, görevde yükselmelerde, yönetici atamalarında, mülakat kökten kaldırılmalıdır.

Mülakat garabetinin kamunun tüm alanlarından çıkarılması da bir diğer talebimizdir. Hatırlanacağı üzere Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ‘Kabe'nin anahtarını liyakatli olduğu için gayri müslime veren bir medeniyet, kenar mahalle okulunun anahtarını layık olana veremiyor, o hale geldik’ demişti. Yıllarca bu ülkede mülakatalar marifetiyle çekirdek çitler gibi çatır çatır kul hakkı yenildi. 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat kanunu değiştirildi. Türkiye genelinde binlerce yönetici mülakat marifeti ile alaşağı edildi ve bunların yerine yandaşlar göreve getirildi. Dolayısıyla mülakat garabetinin kamudan kökten çözülmesi lazım. İlk atamalarda, görevde yükselmelerde, yönetici atamalarında, mülakat kökten kaldırılmalıdır.”

Türk devletinin ekonomisi, bayram ikramiyesini hali hazırda görevi başındaki 3 milyon kamu çalışanına da verebilecek güçtedir.  

Kamuda bayram ikramiyesi almayan tek kesimin görevi başındaki memurlar olduğuna dikkat çeken Geylan, “İki hafta sonra Kurban Bayramı’nı hep birlikte idrak edeceğiz. Gelin kamu görevlilerimize de bayram ikramiyesi verin. Yılda iki kez dini bayramlarda 12 milyona aşkın çalışan işçi, işçi ve memur emeklisine 1.100 TL bayram ikramiyesi veriliyor. Bu ikramiyeden sadece görevi başındaki kamu çalışanları mahrum. Bu bir ayrımcılıktır. Memura da verilecek Bayram ikramiyelerinin devlete maliyeti yılda 6,5 milyar TL’dir. Türk devletinin ekonomisi, bayram ikramiyesini hali hazırda görevi başındaki 3 milyon kamu çalışanına da verebilecek güçtedir. Gelin kamu görevlilerimize de bayram ikramiyesi verin” diye konuştu.