GENEL BAŞKAN: “MESLEK KANUNU ÇIKARILIRKEN, 657 SAYILI DMK’DAN DOĞAN HAKLARIMIZ BAKİ KALMALIDIR.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 02.10.2019 tarihinde Bolu Şube’nin yeni hizmet binasının açılışına katıldı. Geylan’a Genel Başkan Yardımcısı Fuat Yiğit eşlik etti.

Hizmet binasının açılışında TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Türk Haber Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu, Türk Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Köse ve komşu illerin şube başkanları da hazır bulundu. Bir konuşma yapan Geylan, “Şube Başkanımız Erhan Bayram ve şube yönetim kurulunu emeklerinden dolayı kutluyorum” dedi.

Genel Başkan Geylan, Genel Başkan Yardımcısı Fuat Yiğit ile birlikte aynı gün akşam Bolu Şube’nin düzenlediği programda işyeri ve ilçe temsilcilerimizle de bir araya geldi.

Önümüzdeki süreçte Türkiye Kamu-Sen yeniden yetkiyi alacaktır.

Bir konuşma yapan Genel Başkan Talip Geylan Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların başarılarına dikkat çekerek, üyemiz olsun olmasın herkesin Türkiye Kamu-Sen’i takdir ettiğini bildirdi. Olumsuz siyasi konjonktürün başladığı 2002 yılında Türk Eğitim-Sen’in üye sayısının 125 bin 863 olduğunu, son mutabakatta bu sayının 207 bin 500’e yükseldiğini ifade eden Geylan, “100 bin net artış sağladık. Kamudan ayrılanları, emekli olanları, istifa edenleri göz önüne aldığımızda 100 bin net artış, 300 bin ile 350 bin arasında yeni üye kaydı yapılması anlamına gelmektedir. Kimseye ‘Türk Eğitim Sen’e üye olursan seni müdür yaparım, Kıbrıscık’tan Bolu merkeze tayin işini hallederim, yakınını şu hastanenin taşeron firmasında işe sokarım’ demediniz. Sadece işinizi yaptınız. Adam gibi sendikacılık yaptınız ve yüz binlerce çalışanı yolculuğumuza dahil ettiniz. Bu konuda mütevazi olmayın. Elde ettiğiniz önemli bir başarıdır. İnanıyorum ki, önümüzdeki süreçte Türkiye Kamu-Sen yeniden yetkiyi alacaktır” dedi.

Türkiye Kamu Sen o masada yaşananlara şahitlik etmemiş olsa, kamu çalışanlarını öyle bir manipülasyonla karşı karşıya bırakacaklardı ki, bütün bu rezaletleri başarı gibi göstereceklerdi.

Toplu sözleşme sürecine değinen Geylan, toplu sözleşme masasında diğer sendikaları istemeyen yetkili konfederasyonun başkanını eleştirdi. Geylan şunları kaydetti: “Yetkili konfederasyon başkanı, ‘Hizmet kolunda yetkili olmayan sendikaların bağlı olduğu konfederasyonlar koltuk işgal etmesin’ dedi. Malumunuz yasa gereği Türkiye Kamu Sen’in o masada imza yetkisi yok, itiraz yetkisi yok ya da süreci Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na taşıma yetkisi yok. Masada adeta gözlemci sıfatı ile oturuyoruz. O halde yetkili konfederasyon başkanı tarafından neden istenmiyoruz? Bu sorunun cevabı yapılan pazarlıklarda gizli. İçerideki başarısızlığın, öngörüsüzlüğün, beceriksizliklerinin ifşa olmasını istemiyorlar. Türkiye Kamu Sen o masada yaşananlara şahitlik etmemiş olsa, kamu çalışanlarını öyle bir manipülasyonla karşı karşıya bırakacaklardı ki, bütün bu rezaletleri başarı gibi göstereceklerdi. Ama Türkiye Kamu-Sen yasadan aldığı güç ile toplu sözleşme masasında oturuyor ve yaşananları ifşa ediyor. Buna kimse engel olamaz.”

Senin muhatabın işveren! Neden sendikalar ile uğraşıyorsun?

Türkiye Kamu-Sen’in  2020-2021 yıllarında taban aylığa seyyanen 600 lira, ilk yıl yüzde 10+10, ikinci yıl yüzde 8+8 zam ve her iki yıl için yüzde 3 refah payı talep ettiğini söyleyen Geylan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yetkili konfederasyon genel başkanı ‘Biz çok makul bir teklif ortaya koyduk ancak diğer konfederasyonlar afaki talepler ile masaya geldiler’ dedi.  Senin muhatabın işveren! Neden sendikalar ile uğraşıyorsun? Türkiye Kamu Sen’in bütün mali talepleri kabul edilmiş olsaydı dahi 2020 yılının sonu itibari ile ortalama devlet memuru maaşı 5 bin 750 TL olacaktı. Bizim taleplerimizi afaki diye nitelendiren malum konfederasyon başkanı Temmuz ayında 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını 6 bin 610 TL olarak açıkladı. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!”

Türkiye Kamu-Sen yetkili olduğu dönemde ortalama yıllık enflasyon yüzde 13.5 idi, alınan ücret artışı ise yıllık ortalama yüzde 31.4 oldu. Memur-Sen’in yetkili olduğu dönemde ise yıllık ortalama enflasyon yüzde 14.5 gerçekleşmiş, elde ettikleri kazanımların oransal yansıması ise yüzde 17.4 olmuştur.

Anlaşma sağlanamadığından sürecin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na taşındığını, bu kurulun da hükümetin teklifini aynen kabul ettiğini hatırlatan Geylan, Türkiye Kamu-Sen ile malum sendikanın mali kazanımlar açısından arasındaki farkı anlattı. Geylan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilindiği gibi Türkiye Kamu-Sen yetkili olduğu dönemde ortalama yıllık enflasyon yüzde 13.5 idi, alınan ücret artışı ise yıllık ortalama yüzde 31.4 oldu. Memur Sen’in yetkili olduğu dönemde ise yıllık ortalama enflasyon yüzde 14.5 gerçekleşmiş, elde ettikleri kazanımların oransal yansıması ise yüzde 17.4 olmuştur. O halde soruyoruz: Kim daha başarılı?”

Önümüzdeki 2 yılı iyi değerlendireceklerini belirten Geylan, “Bu tabloyu kamu çalışanlarına iyi anlatmamız gerekir. Bu yetkiyi Türkiye Kamu-Sen hak ediyor” dedi.

KGHK’nın yapısı mutlaka değiştirilmelidir.

Önümüzdeki süreçte sendika kanunu hakkında bir takım talepleri olacaklarını bildiren Geylan, “KGHK, 11 kişiden oluşuyor ve 6 kişiyi doğrudan işveren atıyor. Dolayısıyla sadece işverenin dediği oluyor. KGHK’nın yapısı mutlaka değiştirilmelidir. Ayrıca sendika kanununda grev hakkımızın mutlaka olması lazım. Hizmet kollarının toplu sözleşmesi de genel toplu sözleşmeden ayrılmalıdır” diye konuştu.

Sadece 4 meslek grubunun ek göstergelerini yükseltip, diğerlerini kapsam dışında bırakırsanız, çalışma hayatında huzuru bozarsınız.

Ek gösterge ile ilgili açıklamalarda bulunan Geylan, bu sözün hala yerine getirilmemiş olmasını eleştirdi. Sadece 4 meslek grubunun değil, tüm kamu çalışanlarının ek göstergelerinin düzenlenmesi ve yardımcı hizmetler sınıfının ek göstergeden faydalanmasını istediklerini ifade eden Geylan, bu konuda hazırladıkları yasa teklifinin Mustafa Kalaycı marifetiyle TBMM’ye iletildiğini kaydetti. “Sadece 4 meslek grubunun ek göstergelerini düzenler, diğerlerini kapsam dışında bırakırsanız, çalışma hayatında huzuru bozarsınız” diyen Geylan, “Bu konu hakkında da sosyal medya çalışması yapacağız ve gündem oluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan doğan haklarımız baki kalmalıdır.

Genel Başkan Geylan, Bakanlıktan aldığı bilgiye göre Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkmak üzere olduğunu söyledi. Geylan, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılmasını desteklediklerini ifade ederken, kaygılarını da paylaştı. “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım” diyen Geylan, öğretmenlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan doğan haklarının baki kalması gerektiğini belirtti.

Genel Başkan, bu kanunda 3600 ek gösterge, adil bir yönetici atama yönetmeliği, kariyer basamakları, öğretmenlere uygulanan şiddet olayları nedeniyle önleyici tedbirlerin yer alması gerektiğini bildirdi. Geylan, “Kariyer basamakları belirlenirken 10 yılını dolduran öğretmenlere uzman, 20 yılını dolduran öğretmenlere de başöğretmen unvanı verilmelidir; yazılı sınav yapılmamalıdır” dedi.

Eğitimcilere yönelik şiddetin engellenmesi için önleyici ve caydırıcı düzenlemeler yapılması gerektiğini söyleyen Geylan, Ceren Damar Şenel cinayeti davasına da vurgu yaptı. Bu davanın milat olması gerektiğini kaydeden Geylan, “Türk Ceza Kanunu'nun birinci maddesinde belirtilen önleyicilik ve koruyuculuk işlevinin sağlanabilmesi için yeni bir düzenleme yapılarak kamu sağlığının korunması amacı ile harekete geçirilmesine acil ihtiyaç bulunmaktadır. Bu noktada şikâyete bağlı kalmaksızın fail hakkında kamu davası yürütülmeli ve en ağır cezai müeyyideler verilmelidir” diye konuştu.

Yönetici atama mülakatlarına değinen Geylan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un talimatı doğrultusunda mülakatlarda güvenlik soruşturması temiz olan adaylara yazılı sınav puanı verildiğini söyledi. Bu şekilde mülakatların işlevsiz hale getirildiğini bildiren Geylan, bunun Türk Eğitim Sen’in başarısı olduğuna vurgu yaptı ve ‘Sayın Bakan’a uyarılarımızı dikkate aldığı için teşekkür ediyoruz. Ayrıca mülakatın tamamen kaldırılması ve objektif sınav esaslı atama usulünün artık yerleşik hale getirilmesi hususunda da adım atmasını beklediğimizi ifade ediyoruz’ ” dedi.

Değerler eğitimi ile ilgili yapılan protokoller ivedilikle iptal edilmeli, bu eğitimi öğretmenlerimiz vermelidir.

Değerler eğitimine dikkat çeken Geylan, “Birtakım cemiyet, dernek, vakıf v.b. oluşumlarla yapılan protokollere binaen değerler eğitimi adı altında ne idüğü belirsiz tipler okullarımızda cirit atıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın değerler eğitimi konusunda gayretli olmasını destekliyoruz ancak bu eğitimi öğretmenlerin vermesi gerektiğini üzerine basa basa söylüyoruz. Okullarımız hiç kimsenin ideolojik arzusunu tatmin edeceği yerler değildir. Ülkemiz 15 Temmuz felaketini yaşadı. Milletimizi 15 Temmuz’da uçurumun kenarına getiren nedenlerin başında kamusal alanın bir gruba mensubiyet üzerinden tanzim edilmiş olması geliyordu. Artık bizim bir 15 Temmuz daha yaşama lüksümüz yok. Bu nedenle yapılan protokoller ivedilikle iptal edilmeli, bu eğitimi sadece öğretmenlerimiz vermelidir” diye konuştu.

İl içi tayinlerde sıra sisteminin yeniden çalıştırılması ve 50 km mesafesi ile ilçe emri uygulaması getirilmesiyle yaşanan sorunlar çözüme kavuşturulacaktır.

İl içi özür grubu mağdurlarının feryatlarına dikkat çeken Genel Başkan, “Aralarında yüzlerce km mesafe bulunan il içi özür grubu mağduru meslektaşlarımızın feryadına aylardır kulaklar tıkanıyor. Nihayet, bir çalıştay yapılacağı duyuruldu. Aslında problem de çözüm de belli. Ama olsun; aylardır yükselen sese karşılık verilmesi de olumlu bir gelişmedir.

İl içi tayinlerde sıra sisteminin yeniden çalıştırılması ve 50 km mesafesi ile ilçe emri uygulaması getirilmesiyle yaşanan sorunlar çözüme kavuşturulacaktır” diye konuştu.

Genel Başkan ayrıca Diyarbakırlı annelerin eylemine destek verdiklerini ifade etti. Geylan, “Bölücü terörün karşısında kim duruyorsa, ona desteğimiz tamdır” dedi.