GENEL BAŞKAN, “ADİL, HAKKANİYETE UYGUN VE KUL HAKKINA SAYGILI BİR YÖNETİM ANLAYIŞI HAYATA GEÇİRİLMELİDİR.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yaşar Şahindoğan ile birlikte 21-22.09.2018 tarihlerinde Denizli’de istişarelerde bulundu. Denizli’nin Tavas ilçesinde ilçe yönetim kurulu üyelerimizle istişare toplantısı gerçekleştiren Genel Başkan Geylan, Tavas İlçe Milli Eğitim Müdürü Özkan Duvarcı’yı ziyaret etti ve Tavas’taki üyelerimizle bir araya geldi.

Genel Başkan Geylan, Denizli Şubelerinin düzenlediği Genişletilmiş İstişare toplantısına da katıldı. Toplantıda Denizli 1 No’lu Şube Başkanı Emre Erdoğan, Denizli Aydın Üniversite Şube Başkanı Sezai Uğur, Denizli Şubelerinin Yönetim Kurulu Üyeleri, ilçe ve işyeri temsilcileri hazır bulundu.

Genel Başkanımız Talip Geylan ve beraberindeki heyet 22 Eylül 2018 tarihinde de Denizli Şubelerinin düzenlediği geleneksel piknik şölenine katıldı.

Bakan’ın devir teslim töreninde ortaya koyduğu öğretmen ve çalışan odaklı tutumunun, MEB’in merkez ve taşra teşkilatlarındaki yerleşik anlayışa da sirayet etmesini temenni ediyoruz.

MEB’in uzun zamandır adaletten uzak yönetildiğini ve eğitim çalışanlarının artık yorulduğunu belirten Geylan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u ziyaret ettiklerini hatırlattı. Geylan, “Yeni bakanımıza yaptığımız ziyarette eğitim alanında yaşanan sorunları tek tek dile getirdik. Bu sorunları bir rapor halinde kendisine ilettik. Yönetici atamalarındaki liyakatsizliğe son verilmesi, yönetici ve öğretmen atamalarında mülakatın kaldırılması, sözleşmeli öğretmen istihdamına son verilmesi, tüm öğretmenlerin kadrolu olarak atanması, öğretmen atamalarının yetersizliği, 2018 yılında 20 bin atamaya ilaveten ek 40 bin atama talebimiz, öğretmenlere getirilen performans değerlendirme sisteminden vazgeçilmesi rotasyon uygulamasına son verilmesi, MEB’de teftiş sisteminin yeniden yapılandırılması, yargı kararlarının uygulanmamasının doğurduğu olumsuz sonuçlar, memur, hizmetli ve diğer personeli ile ilgili görev tanımı sorunu, görevde yükselme sınavlarının en kısa sürede yapılması, mesai saatleri dışında yüklenen angarya işler, 40 yaş mağduriyeti, kariyer basamakları ile ilgili yeni yasal düzenlemenin gerçekleştirilmesi, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere Zorunlu Hizmet Tazminatı ödenmesi, nöbet görevi, özür grubu yer değiştirmeleri, sendikal tarafsızlık, alan değişikliği, okul öncesi öğretmenlerine teneffüs hakkı verilmesi, değerler eğitiminde okullarımıza ne idiğü grup, cemiyet, vakıf ya da dernekler adı altında yapılar girmesi, artırımlı hizmet puanı, KHK ile göreve iade edilenlerin hakları, ek derslerin vergiden muaf tutulması, ek gösterge oranlarının artırılması, eğitim çalışanlarına yapılan şiddeti önceleyecek düzenlemeler yapılması, eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanları ödenmesi konularını dile getirdik.”

Bakan Selçuk’tan umutlu olduklarını bildiren Geylan, “Öğretmen yetiştiren bir öğretmen olan Sayın Selçuk’un Milli Eğitim Bakanı olması eğitim camiasında heyecan uyandırmıştır. Dileriz, bu heyecan, çalışanların motivasyonunu artıran adaletli bir yönetim anlayışı ile devam eder. Bakan’ın devir teslim töreninde ortaya koyduğu öğretmen ve çalışan odaklı tutumunun, MEB’in merkez ve taşra teşkilatlarındaki yerleşik anlayışa da sirayet etmesini temenni ediyoruz” dedi.

Sözlü sınav yerine daha objektif bir sınav sistemi olan yazılı sınav sisteminin benimsenmelidir.

Sendikal ayrımcılığın önüne geçilmesi gerektiğini ifade eden Geylan, objektif bir uygulama için sözlü sınava son verilmesini istedi. Sözlü sınav yerine daha objektif bir sınav sistemi olan yazılı sınav sisteminin benimsenmesi gerektiğini kaydeden Geylan, “Eğitim çalışanları, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve eğitim kurumlarının yöneticileri tarafından mensup olduğu sendikalar bahane edilerek haksız uygulamalara maruz kalmakta, çalışanlar lehine verilen yargı kararları dahi türlü bahanelerle uygulanmamaktadır" dedi.

Bununla birlikte, kamu çalışanları, korkutulma ve üzerlerinde baskı kurulması suretiyle belirli bir sendikaya üye yapılmaya çalışıldığını bildiren Geylan, “Kamu çalışanlarına uygulanan bu baskı, T.C. Anayasası’na aykırı olduğu gibi Türk Ceza Kanunu’na göre de açıkça suç teşkil etmektedir. Bu noktada Bakanlığınızca sendikal ayrımcılığa neden olan tutum ve davranışların engellenmesi yolunda somut tavır alınmalıdır” dedi.

Yapılan 20 bin öğretmen ataması yetersiz kalacağından 40 bin ek atama yapılması ilk etapta öğretmen ihtiyacını karşılama noktasında faydalı olacaktır.

Öğretmen atamalarının yetersizliğine vurgu yapan Geylan, “Milli Eğitim Bakanlığı, 100 bin civarında öğretmen açığımız olduğunu belirtti. 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında 63 bin civarında ücretli öğretmen okullarımızda çalışmıştır. Yapılan 20 bin öğretmen ataması yetersiz kalacağından 40 bin ek atama yapılması ilk etapta öğretmen ihtiyacını karşılama noktasında faydalı olacaktır” diye konuştu.

Sözleşmeli öğretmenlerimizin tamamının kadroya geçirilmesi, kadroya geçiş süreci tamamlanana kadar kadrolu öğretmenlerin yararlandığı tüm mali ve özlük haklardan yararlandırılması gerekmektedir.

Sözleşmeli öğretmenliğin çalışma barışını da bozduğunu, aynı öğretmenler odasında özlük hakları farklı öğretmenler oluşturulduğunu ifade eden Geylan, sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımına son verilmesini istedi. Geylan, “Bu yöntem geçmişte de denenmiş ve verim alınamadığı görülerek vazgeçilmiştir. Bu sebeple sözleşmeli öğretmen istihdamından derhal vazgeçilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlerimizin tamamının kadroya geçirilmesi, kadroya geçiş süreci tamamlanana kadar kadrolu öğretmenlerin yararlandığı tüm mali ve özlük haklardan yararlandırılması gerekmektedir” diye konuştu.

Zorunlu Hizmet Tazminatı talebini bir kez daha yineleyen Genel Başkan Geylan, “Sözleşmeli öğretmen istihdamı ile amaçlanan kalkınmada öncelikli bölgelerdeki öğretmen ihtiyacının karşılanması ise, bu sorunun çözümü sözleşmeli öğretmen istihdamı yerine, Zorunlu Hizmet tazminatı gibi yöntemlerle bu bölgelerde çalışmayı cazip hale getirmek olmalıdır” dedi.

MEB çetelerden temizlenmelidir.

Memur, hizmetli ve diğer kamu personelinin görev tanımlarının somut bir biçimde yapılması gerektiğini de söyleyen Geylan, “Bulundukları hizmet sınıfının dışında ve sınıfı içinde derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılmaması hususuna dikkat edilmesi, amirlere bu konuda sınırsız takdir yetkisi bırakılmaması gerekmektedir. Bir kez daha ifade ediyoruz ki; Türk Eğitim-Sen olarak beklentimiz; MEB merkez ve taşra teşkilatlarında adil, hakkaniyetli, kul hakkına saygılı bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesidir. MEB teşkilatlarının sendika, vakıf, cemiyet görünümlü işgalci çetelerden kurtarılarak, eğitimin ve eğitim çalışanlarının ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda yönetildiği bir düzende bizler de her zaman taşın altına değil elimizi, gövdemizi dahi koyarız” dedi.