GENEL BAŞKAN: “MÜLAKATIN OLDUĞU YERDE ADALET OLMAZ.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Bengütürk’te yayınlanan Söz Hakkı programında, 1 Mayıs’tan, öğretmenlere yönelik şiddete, sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımından, sözleşmeli çalışanların kadroya alınmasına kadar birçok konuda önemli açıklamalar yaptı.

Emek ve alın terine karşı hissettiğimiz sadakati somut olarak göstermek için Anıtkabir’deydik.

Tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan Geylan, Türkiye Kamu-Sen’in Anıtkabir ziyaretinin önemine dikkat çekti. Geylan, “Hem Cumhuriyetimize ve devletimize bağlılığımızı hem de emek ve alın terine karşı hissettiğimiz sadakati somut olarak göstermek, aynı zamanda 1 Mayıs’ta Türkiye Kamu-Sen’in ‘Türkiye sevdamız ekmek için kavgamız’ sloganında ifade edilen değerleri ortaya koymak için Anıtkabir’deydik” dedi. 

Uzun yıllar 1 Mayısların çatışmanın, siyasi didişmenin malzemesi haline getirildiğini, 1 Mayıs’ta çalışanların sorunlarının, beklentilerinin yeterince konuşulmadığını söyleyen Geylan, “Yıllarca 1 Mayıslar, kısır ve ideolojik tartışmalar arasında boğuldu. Artık bu dönemler geride kaldı. Türkiye kamu-Sen, her 1 Mayıs’ta olduğu gibi bu 1 Mayıs’ta da çalışanın sesi oldu. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen, Türk sendikacılığına yeni bir nefes getirdi. Birtakım sözde sendikal yapılar, çalışandan aldığı gücü farklı siyasi emellere kanalize ediyorlardı. Türkiye Kamu-Sen bu düzeni değiştirdi.  Konfederasyonumuz üyelerinden aldığı gücü yine ve yalnız üyeleri için kullanıyor” diye konuştu.

Öğretmene yönelik şiddet olaylarında kamu davası açılmalıdır.

Öğretmenlere yönelik şiddete değinen Geylan, şiddet olaylarının toplumsal bir sorun olduğunu bildirdi. Hemen hemen her gün basında, gerek öğrenciler gerekse öğrenci yakınları tarafından fiziki, sözlü psikolojik olarak şiddete maruz kalan, öldürülen öğretmen haberlerinin yer aldığını kaydeden Geylan, “Bu acı bir durumdur. En kıymetli varlığını yani evladını, ‘eti senin kemiği benim’ diyerek öğretmene teslim eden bu toplum, nasıl bu noktaya geldi? Bu durumun en başta ülkemizi yönetenler tarafından ciddiyetle sorgulanması lazım.

Bildiğiniz gibi sendikamız, 26 Nisan tarihinde öğretmenlere yönelik şiddeti tüm Türkiye genelinde protesto ederek, öğretmenlerin derslere ‘Öğretmenime Dokunma’ kokartları ile girmesi için kampanya başlattık. Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine bir kez daha sesleniyorum: Öğretmene yönelik şiddete karşı caydırıcı, önleyici tedbirler alınmaz ise, bütün eğitim çalışanları ile birlikte iş bırakmaya kadar giden eylemler yaparız.”

Öğretmenlere yönelik şiddeti önlemek için okulların güvenlik görevlisi çalıştırması, güvenlik kameraları ile donatılması gerektiğini söyleyen Geylan, yasal düzenlemeler de yapılması gerektiğine dikkat çekti. Öğretmene yönelik şiddet olaylarında şikâyete bağlı olmaksızın ya da öğretmen şikâyetinden vazgeçse bile kamu davası açılması gerektiğini ifade eden Geylan, Şiddeti Önleme Kanunu çıkarılmasını talep etti. Disiplin yönetmeliklerinin yetersizliğine vurgu yapan Geylan, ülkeyi yönetenlerin ‘Öğretmenler az çalışıyor, çok tatil yapıyor’ şeklindeki küçümseyici sözlerin öğretmenlerin itibarını rencide ettiğini bildirdi. Sendikamızın konu hakkında Meclis Araştırma Önergesi ve kanun teklifi hazırladığını da söyleyen Geylan, “Özellikle Meclis’te temsil edilen bütün siyasi partilerimize çağrıda bulunuyorum: Bu önergeye destek verin” dedi.  

Sözleşmelilerin kadroya alınması için imza kampanyamız devam ediyor.

4/B statüsünde görev yapanların 4/A kadrosuna alınması amacı ile bir imza kampanyası başlattıklarına vurgu yapan Geylan, “20 Mayıs tarihine kadar imza kampanyamız devam edecektir. Tüm imzalar Genel Merkezimizde toplanacaktır, daha sonra bu imzaları Başbakanlığa ileteceğiz” dedi.

Şu anda Hükümet Anayasa’nın amir hükmünü ihlal etmektedir.

Sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımına karşı olduklarını söyleyen Geylan, Türk Eğitim-Sen’in sözleşmeli öğretmenler için yaptığı mücadeleleri anlattı. Sözleşmeli öğretmenlerin çakılı kadro ile 6 yıl çalışmak zorunda kaldığını belirten Geylan, “Sözleşmeli öğretmenlerin tayin hakkı yok. Sözleşmeli öğretmenler eş durumundan tayin isteyemiyorlar. Sözleşmeli öğretmenlerin aileleri parçalanıyor. Çocuklar anne ya da babalarından ayrı yaşıyor. 2 çocukları varsa biri annesinin diğeri babasının yanında kalıyor. Bu yaşanan büyük bir dramdır. 4/B’lilerin kadroya geçirilmesini talep ederken, bu yapılana kadar eş durumu mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir. Aile bütünlüğünün koruması Anayasa’nın amir hükmünde de yer almaktadır. Şu anda Hükümet Anayasa’nın amir hükmünü ihlal etmektedir” diye konuştu.

Geylan sözlerini şöyle sürdürdü: “ ‘Aile birliğini sağlayın’ dediğimizde, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ‘ Eşi öğretmenin yanına gelsin’ demişti. Şöyle bir örnek vereyim: Bengütürk’te kameraman olarak çalışan bir kişiyi düşünelim. Eşinin tayini Ağrı’nın Patnos ilçesine çıkarsa, Bengütürk Patnos’ta stüdyo mu açacak? Bu kabul edilemez bir yaklaşımdır.”

Sözleşmeli öğretmenlerin evlenemediğini, evlilik planlarını 6 yıl sonrasına ötelediğini söyleyen Geylan, ‘Evliliklerin önündeki en büyük engel sözleşmeli istihdamdır.” dedi. Çakılı kadro uygulamasının bu yönüyle sosyal bir problem olduğuna dikkat çeken Geylan, “Cumhurbaşkanımız sık sık genç nüfusumuzla övünüyor, 3 çocuk öneriyor. Ama genç nüfusu istihdam edemiyoruz, istihdam etsek de bu insanların önüne engel koyuyoruz. Gençlerimiz nasıl evlenecek, nasıl 3 çocuk yapacak?” diye sordu.

İnşallah mülakat kökten kaldırılır, iyi niyetli girişimlere gerek kalmaz.

Mülakat uygulamasını da eleştiren Geylan, “Mülakatın olduğu yerde adalet olmaz” dedi. Öğretmen alımlarına ilişkin mülakat sürecinin 8 Mayıs tarihine kadar süreceğini hatırlatan Geylan, “Farklı illerdeki komisyon üyelerinin her birinin istisnasız iyi niyetli olduğunu düşünsek dahi mülakatı yapanların kişisel donanımı, bilgi birikimi, muhakeme kabiliyeti farklıdır. Dolayısıyla her komisyon üyesinin değerlendirmesi de farklı olacaktır. Bu durum objektif sonuçlar vermez” diye konuştu.  

Geçtiğimiz yıllarda öğretmen atama mülakat komisyonlarında büyük sıkıntılar yaşandığını ifade eden Geylan, şöyle konuştu: “KPSS puanı düşük olanlara yüksek puan verildi, KPSS puanı yüksek olanlar, mülakatta verilen düşük puanlar nedeniyle elendi. Bu da infial uyandırdı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, komisyonlara ‘+, - 5 puan verebilirsiniz’ demişti. Ancak bu talimatta havada kaldı.

Bu yıla gelindiğinde; bazı bürokratların mülakat komisyonlarına müdahale ettiği duyumları alındı. Bunun üzerine Sayın Bakan sürece müdahale ederek, güvenlik soruşturması temiz adaylara, KPSS puanları ölçüsünde mülakat puanları verilmesini istedi.  Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz’a bu sene öğretmen adaylarımızın hayallerinin elinden alınmasına izin vermediği için hem öğretmen adayları ve hem de sendikamız adına teşekkür ediyorum. Mülakatlar ile ilgili şu ana kadar bize ulaşan olumsuz bir bilgi yok. İnşallah mülakat kökten kaldırılır, iyi niyetli girişimlere gerek kalmaz. Biliyorsunuz Türk Eğitim-Sen, sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımını yargıya taşımıştı. İnşallah yargı talebimiz doğrultusuna karar verir ve tüm öğretmenlerimiz kadrolu ve KPSS puan üstünlüğüne göre atanır.”

 

...:: GENAL BAŞKANIN AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYINIZ ::...