GENEL BAŞKAN: SENDİKALAR DEMOKRATİK HAYATIN VAZGEÇİLMEZLERİNDENDİR.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 07.06.2017 tarihinde Ankara 7 No’lu Şube’nin Gazi Üniversitesi Kültür Merkezi’nde düzenlediği iftar yemeğine katıldı.

İftar yemeğinde Genel Merkez Yöneticileri, Ankara Şubelerinin başkan ve yönetim kurulu üyeleri, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, Gazi Üniversitesi Dekanları ve enstitü yöneticileri, Ankara 7 No’lu Şube’nin faaliyet alanında bulunan Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, ÖSYM, YÖK ve TODAİ’deki işyeri temsilcileri ve üyelerimiz hazır bulundu.

İftar yemeğinde Ankara 7 No’lu Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tayfun Fındık’ın açılış konuşmasının ardından kürsüye Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkan İsmail Koncuk geldi.

Milletimizin dertleriyle dertlenen, ülkemizin başı dara düştüğünde yol gösterici olan, milli değerlerimize, manevi hayatımıza bir saldırı olduğunda tepki gösteren, yani bu coğrafyada varlığımızı tehdit eden her türlü unsura karşı mücadeleyi milli vazife olarak gören bir konfederasyonuz.

Genel Başkan Koncuk, sözlerine şehitlerimize Allah’tan rahmet dileyerek başladı. Koncuk, “Şehitlerimizi rahmetle minnetle yad ediyorum. Allah ailelerine sabır versin. Bütün milletimize başsağlığı diliyorum” dedi.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in sendikacılığın yanında, bu ülkenin değerleri ile bezenmiş, milli ve manevi hayatı son derece önemseyen milli bir sivil toplum örgütü olduğuna dikkat çeken Koncuk, “Madem bu milleti temsil ediyoruz, bu aziz milletin bağrından doğduk, köklerimiz Anadolu’nun derinliklerinde, o halde milletimize hizmet edeceğiz” dedi.

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletimizin içinde bulunduğu durum, yaşadığı acılar, sıkıntılar, bir sivil toplum kuruluşunu ilgilendirmiyorsa, o stk’nın milletle ilgili olması beklenemez. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen olarak kendimizi milli bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlıyoruz. Milletimizin tüm dertleri bizi ilgilendiriyor. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’i bir aydınlar hareketi olarak değerlendiriyoruz. Milletimizin dertleriyle dertlenen, ülkemizin başı dara düştüğünde yol gösterici olan, milli değerlerimize, manevi hayatımıza bir saldırı olduğunda tepki gösteren, yani bu coğrafyada varlığımızı tehdit eden her türlü unsura karşı mücadeleyi milli vazife olarak gören bir konfederasyonuz. Dolayısıyla bu konfederasyonun ve sendikanın mensupları da aydındır, bu ülkeyle, bu milletle beraber nefes alır. Yanlışları muhataplarının yüzüne söyler. Ama yıkmak, yakmak hiçbir zaman bizim işimiz olmadı. Yol gösteririz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasinin solunduğu bir ülke olmasını istiyoruz. Milletimizin hukuku, demokrasiyi, insan haklarını sonuna kadar hak ettiğine inanıyoruz. Bu ülkede etnik kökeni, siyasi anlayışı ne olursa olsun bütün insanların huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Bu noktada ülkemizi yönetenlere büyük görevler düşüyor.”

Aydın vasfı taşıyanların bu ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılar bakımından gerektiğinde risk almasını bilen insanlar olması lazım.

Ülkemizde hukuk, demokrasi, insan hakları konularında sıkıntılı bir süreç yaşandığını söyleyen Koncuk, bunu düzeltecek iradenin bu ülkenin aydınlarında olduğunu kaydetti. Koncuk, şöyle konuştu: Kim bu aydınlar? Bu ülkenin aydınları öncelikle akademisyenleridir. Zira bir sorumluluk paylaşımı yapacaksak, bunun en üst sırasında akademisyenlerimiz yer alır. Aydın vasfı taşıyanların bu ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılar bakımından gerektiğinde risk almasını bilen insanlar olması lazım. Üniversiteleri suskun, susturulmuş ülkelerin geleceği olmaz. Üniversiteler demokrasinin her alanda hissedildiği kurumlar haline getirilmelidir. Dolayısıyla başta Gazi Üniversitesini bu alanda önemli görüyorum. Gazi Üniversitesi’nde bu ülkenin, milletin dertleriyle dertlenen insanlar her alanda hâkimdir. Bu bize gurur veriyor. Buradan yola çıkarak, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, ÖSYM, YÖK ve TODAİ’de faaliyet gösteren Ankara 7 No’lu şubemizi oluşturduk. Hepinizden istirham ediyorum; Ankara 7 No’lu şubemize sahip çıkalım.”

Sivil toplum kuruluşlarının olmadığı, görüşlerinin yansımadığı bir ülkenin gerçek anlamda demokrasiyle yönetildiğini iddia etmek mümkün değildir.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in, gerçekten bu ülkenin tüm dertleriyle dertlenen bir sivil toplum kuruluşu olduğunu bildiren Koncuk, “Çalışma hayatında, üniversitelerde, kısacası her alanda varız. Siyaset bir ülkeyi tek başına yönetemez. Sivil toplum kuruluşlarının olmadığı, görüşlerinin yansımadığı bir ülkenin gerçek anlamda demokrasiyle yönetildiğini iddia etmek mümkün değildir. Sendikalar demokratik hayatın vazgeçilmezlerindendir. Çalışma hayatı, eğitimin sorunları ile ilgili her alanda elini taşın altına sokmaya hazır bir sivil toplum kuruluşuyuz. Bu milletin bağrından çıkmış bu yapının güçlü olması, tüm bu anlattığım problemlerin de çözümü için önemli bir adımıdır” dedi.

Toplu sözleşmeye yetkili konfederasyon olarak oturan yapı ne denilse eyvallah diyen bir konfederasyondur. Böyle bir sendikal anlayışın Türkiye’de bu kadar destek görmesi asla kabul edilemez. Yanlışları söyleyemeyen bir sendikanın sendikal faaliyet yapması bir anlam ifade etmez.

1 Ağustos’ta toplu sözleşmenin başlayacağını ifade eden Koncuk, şunları söyledi: “Toplu sözleşmeye yetkili konfederasyon olarak oturan yapı, ne yazık ki ne denilse eyvallah diyen bir konfederasyondur. Böyle bir sendikal anlayışın Türkiye’de bu kadar destek görmesi asla kabul edilemez. Sendikal faaliyet, amacına uygun yapılmalıdır. Bu noktada Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in güçlendirilmesi son derece önemlidir. Elbette bunları el birliğiyle yapacağız. Hep birlikte kamu çalışanlarının tek umudu olan Türkiye Kamu-Sen’i en yükseğe çıkaracağız. Çalışanların kazanımlarını korumanın en etkili mücadelesini vereceğiz. Bunu yaparken tavizsiz ve kararlı bir mücadele ortaya koyacağız. Ancak aynı zamanda diyalog yollarını da sonuna kadar kullanacağız. Pek tabi ki gerektiğinde rektörlüklerle, YÖK ile dirsek teması içine gerçekleştireceğiz. Onlar bizim rakiplerimiz değil. Ama yanlışları da cesaretle söyleyeceğiz. Yanlışları söyleyemeyen bir sendikanın sendikal faaliyet yapması bir anlam ifade etmez.”

Türk Eğitim-Sen olarak 7-10 Aralık 2017 tarihinde Mühendislik ve Fen Bilimleri alanında, Uluslararası Türk Dünyası Mühendislik ve Fen Bilimleri Kongresi düzenleyeceğimizi de bildiren Koncuk, şöyle konuştu: “Hatırlanacağı üzere Türk Eğitim Sen olarak, 2016 Yılının UNESCO tarafından Hoca Ahmet Yesevi Yılı ilan edilmesi münasebetiyle, 1-4 Aralık 2016 tarihlerinde Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği (UAESEB) ile işbirliği içinde Uluslararası Türk Dünyası Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimler Kongresi’ni düzenlemiştik. 19 ülkeden yabancı kalıtımcılar olmuştu. Son derece başarılı bir kongreydi. 7-10 Aralık 2017 tarihleri arasında Mühendislik ve Fen Bilimleri alanında, Uluslararası Türk Dünyası Mühendislik ve Fen Bilimleri Kongresi düzenleyeceğiz.”