GENEL BAŞKAN: DEVLET MEMURLUĞU ELİMİZDEN ALINMAK ÜZERE

Ankara 7 No’lu Şube’nin 1. Olağan Genel Kurulu 22.04.2017 tarihinde Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi’nde yapıldı. Genel Kurula Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yönetim Kurulu, Ankara 7 No’lu Şube Başkanı Tayfun Fındık ve Ankara 7 No’lu Şube Yönetim Kurulu ile üyelerimiz katıldı.

Toplantı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Divan teşekkülünün oluşturulmasının ardından Ankara 7 No’lu Şube Başkanı Tayfun Fındık açılış konuşmasını yaptı.

Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesini oluşturduğu temel anlayış; sendikacılığı geçici değerler üzerine bina etmeyen anlayıştır.

Daha sonra kürsüye Genel Başkanımız İsmail Koncuk geldi. Ankara 7 No’lu Şube’nin 1. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Koncuk, şubemizin başarılı çalışmalara imza atacaklarına inandığını söyledi. Başarıyı birlik ve beraberlik içinde daha üst noktalara taşımamız gerektiğini bildiren Koncuk, farklı seslerin de olabileceğini, bunun sendikacılıkta çok normal bir durum olduğunu söyledi. Kahır ekseriyetin yapması gerekenin Ankara 7 No’lu Şube’yi daha itibarlı, sözü alanında daha fazla geçen bir kuruluş haline getirmek olduğunu kaydeden Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu yapamazsak sendikal faaliyetlerden arzu ettiğimiz sonucu çıkarabilmemiz mümkün değildir. Bu sadece şube başkanlarımızın ya da şube yönetim kurulu üyelerimizin görevi değildir; hepimizin başarması gereken bir görevdir. Güçlerimizi birleştirmeliyiz.”

Türkiye Kamu-Sen’in ve Türk Eğitim-Sen’in bir ahlaki duruşu olduğunu söyleyen Koncuk, “Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesini oluşturduğu temel anlayış; sendikacılığı geçici değerler üzerine bina etmeyen anlayıştır” dedi.

‘Ben hiçbir bedel ödemeyeyim ama her şey güllük gülistanlık olsun.’ Böyle bir dünya yok!

Türkiye Kamu-Sen’in ahlaki duruşundan dolayı bugün 400 binin üzerinde üyesi olduğunu bildiren Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte neler yaşadık? Son 15 yılda Türkiye Kamu-Sen üyeleri birçok kurum ve kuruluş ayrıştırma politikalarına tabi tutuldu. Türkiye Kamu-Sen üyelerine ayrımcılık yapıldı. Buna rağmen son 15 yılda üye sayımız 400 binin üzerine çıktı. Bu son derece önemli bir başarıdır. Çünkü birçok kuruluşun tahammül edemeyeceği, direnemeyeceği bir duruşu göstermek aynı zamanda bazı bedeller ödemeyi de gerektiriyor. ‘Ben hiçbir bedel ödemeyeyim ama her şey güllük gülistanlık olsun.’ Böyle bir dünya yok! Türkiye Kamu-Sen’in yerine aynı şartlarda başka bir kuruluşu koyun, şu anda yerle yeksan olmuştu. Türkiye Kamu-Sen dostlarımızın zaten saygı duyduğu ama düşmanlarımızın dahi saygı duymak zorunda kaldığı bir teşkilat yapısı oluşturmuştur. Bununla gurur duyuyorum. Bu teşkilata emek veren bütün gönüldaşlarımı teker teker tebrik ediyorum.”

Gelen ağam giden paşam derseniz, her türlü yanlışı ayakta alkışlarsınız, birçok insan sizinle beraber yürüyebilir ama esasında o insanları da yok oluşa götürürsünüz.

“Kokuşmuşluğun içine girerek, ahlaksızlığa teslim olarak o günü kurtarabilirsiniz ama geleceği kucaklayamazsınız” diyen Koncuk, Türkiye Kamu-Sen mensuplarının her zaman geleceği kucaklamaya talip olduğunu söyledi. Her kuruluşun bir ahlakı olması gerektiğine dikkat çeken Koncuk, “Sendikacılığın da bir ahlaki olmalıdır” dedi.

Kojonktürel düşünerek ve günü kurtararak geleceği inşa edemeyeceğimizi; aksine geleceği yok edeceğimizi ifade eden Genel Başkan Koncuk, şunları kaydetti: “Gelen ağam giden paşam derseniz, her türlü yanlışı ayakta alkışlarsınız, birçok insan sizinle beraber yürüyebilir ama esasında o insanları da yok oluşa götürürsünüz. Türkiye Kamu-Sen böyle bir yöntemi asla kabul etmedi ve inşallah bundan sonra da aynı ahlaki anlayışla, feyz aldıkları değerleri asla terk etmeden mücadelesini devam ettirecektir. Bu kolay bir mücadele değildir Beyaz atlı prens bekleme alışkanlığından millet olarak kurtulmak zorundayız.

Hiç kimse sorumluluk almayacak, herkes kendi nefsinin peşinde koşacak ama Türkiye’de hukuk düzelecek, demokrasi, insan hakları arzu ettiğimiz duruma gelecek ve haklarımızı alacağız. Böyle bir dünya yok!

Aydın vasfı taşıyan tüm insanların Türkiye’nin geleceği ile ilgili sorumluluk alması çok önemlidir.

Türkiye’nin en entelektüel kesimi dediğimiz kamu çalışanlarının Türkiye’nin geleceği ile ilgili sorumlulukları olduğunu bildiren Koncuk şunları söyledi: “Okumuş, bu milletin değerleriyle beslenmiş insanların sadece kendi nefsi için yaşama hakkı yoktur. Bu nedenle aydın vasfı taşıyan tüm insanların Türkiye’nin geleceği ile ilgili sorumluluk alması çok önemlidir. Türkiye’nin en aydın kesimin bulunduğu yerler üniversitelerdir. Üniversiteler, bilim ve aklın öne çıkması gereken yuvalardır. Üniversiteler demokrasinin en çok solunduğu alanlar olmalıdır. Üniversitelerin bu anlayışla sendikal tercihlerini ortaya koyması lazım. Yoksa Türkiye’de geleceği inşa edemezsiniz.”

Genel Başkan İsmail Koncuk, Türkiye’nin demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü alanlarında dünya ülkeleriyle kıyaslandığında çok gerilerde olduğunu vurgulayarak, “2015 yılı verilerine göre ülkemiz "Hukukun üstünlüğü" kategorisinde, 0.46 endeks puanı ile 102 ülke arasında 80. sırada gözükmektedir. Yine Türkiye demokrasi endeksinde, 167 ülke arasında 97. sırada, basın özgürlüğünde ise, 179 ülke arasında 151. sıradadır. Şu anda bir ölçüm yapılsa acaba daha iyi bir yerde miyiz? Herhalde bugün daha iyi bir noktada olduğumuzu söyleyecek akıl sahibi kimse yoktur diye düşünüyorum. Peki bu yaşananların sorumlusu kim? Bu ülkeyi yöneten Hükümet mi? Hayır. Hepimiz bunun sorumlusuyuz. Necip Fazıl Kısakürek’in, Reis Bey adlı kitabında ‘Herkes boynuna suçlu benim yaftası asmadan bu işler düzelmez’ der. Eğer Türkiye’de hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi, adalet konularında problemler yaşanıyorsa, herkesin bundan üzerine alması gerekenler vardır. Topu taca atarak kimse kurtulamaz.” dedi.

Toplu sözleşme metninin 20 maddesi hala uygulanmadı. Bu metnin sorumluluğunu imzayı atan yetkili konfederasyonun taşıması lazım. Peki taşıdılar mı? Hayır.

2015 yılında yapılan toplu sözleşmenin 21 maddesinin uygulanmadığını, geçtiğimiz günlerde sözleşmeli personelin izin hakları ile ilgili maddenin yeni uygulandığını söyleyen Koncuk, “Bu madde aradan geçen 15 aydan sonra uygulanmıştır. Toplu sözleşme metninin 20 maddesi hala uygulanmadı. Oysa toplu sözleşme hükümleri mutlaka uygulanması gereken hükümlerdir. Ortada 20 maddesi uygulanmayan bir metin var. Bu metnin sorumluluğunu imzayı atan yetkili konfederasyonun taşıması lazım. Peki taşıdılar mı? Hayır” diye konuştu.

Şimdi ben bu 1 milyon üyeye soruyorum: İmzaladığı toplu sözleşmenin 20 maddesi uygulanmamış bir konfederasyona söyleyecek iki kelamınız yok mu?

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “KPDK toplantısında Çalışma ve Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu ‘İki maddeyi uygulamak üzereyiz’ dedi. Bu iki maddeden biri KİT’lerdeki ücret gruplarının 5’ten 3 düşürülmesi idi. Bu çalışmanın, 31.01.2016 tarihinde sonuçlanması gerekiyordu. Bir diğer madde de ulaştırma, havayollarında çalışanlara havacılık tazminatı ödenmesi ile ilgili maddedir. Bunun üzerine yetkili konferedasyon başkanı; ‘Sayın Bakan çok teşekkür ederiz.’ dedi. Ben de ‘Neye teşekkür ediyorsunuz? 15 ay önce uygulanması gereken toplu sözleşme maddelerini uygulamayan bir hükümet var, hala da uygulanmamış ve sen de teşekkür ediyorsun’ dedim.

Sendikacılık bu kadar iğdiş mi oldu? Bu kadar ayaklara mı düştü? Bu Sayın Bakan’ın şahsıyla ilgili değil. Burada bir mantık arızası var. İşin sendika boyutu var, hükümet boyutu var ama bir de kamu çalışanları boyutu var. ‘1 milyon üye sayımız var’ diye övünüyorlar. Şimdi ben bu 1 milyon üyeye soruyorum: İmzaladığı toplu sözleşmenin 20 maddesi uygulanmamış bir konfederasyona söyleyecek iki kelamınız yok mu?

Memurlarımız; başaramayan, satan, pazarlayan bir anlayıştan hesap sorabilmelidir.

Koncuk şunları da söyledi: “Toplu sözleşmeye ‘Kültür Bakanlığı çalışanlarının ekonomik ve sosyal durumlarını iyileştirmek için çalışma yapılacaktır.’ diye yazılmış. Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, ‘Bu nasıl bir madde? Biz bunun neresini uygulayalım’ dedi. Memur-Sen’in temsilcisi, ‘Bu karar, kültür hizmet kolu temsilcisinin bizim de çalışanlarımıza söyleyeceğimiz bir şeyler olsun dediğimiz için böyle yazıldı.' dedi. Yani bu; uygulanmayacağını bile bile insanları aldatmak için bir madde yazdıklarının itirafıdır. Peki Kültür Bakanlığı çalışanlarının bu sendikanın temsilcisinin yakasına yapışması gerekmez mi? Sen bizi aldatıyor musun diye hesap sorması gerekmez mi? Aslında her alanda hesap sorulabilmelidir. Memurlarımız; başaramayan, satan, pazarlayan bir anlayıştan hesap sorabilmelidir. Ama ne yazık ki kimse hesap sormuyor. Pazarlanıyor, koşar adım üye oluyor.”

Bütün devlet memurlarına sesleniyorum: Devlet memurluğu elinizden alınmak üzere. Çok daha ciddi tehditlerle karşı karşıyayız.

Devlet memurlarının iş güvencelerinin tehlikede olduğunu söyleyen Koncuk, “Geçenlerde bir gazetede ‘657 Sayılı DMK kökten değişiyor’ şeklinde bir haber vardı. Sanki müjde verir gibi haber yazmışlar. Bu haber müjde falan değil. Bunların dertleri belli. Devlet memurları için farklı bir istihdam modeli oluşturmak, devlet memurluğu kavramını ortadan kaldırmak, devlet memurlarına kıdem tazminatını verip, onları kapının önüne koyabilecekleri bir yapıyı oluşturmak istiyorlar. Ben bunu yıllardır anlatıyorum. Sayın Başbakan Binali Yıldırım referandum sürecinde ‘Böyle bir şey olmayacak’ dedi. İnşallah bu söz yerine getirilir. Tabi bunu yaşayarak göreceğiz. Bu durum sadece 2 milyon 600 bin kamu çalışanını ilgilendiren durum değildir. Yarın bu alanda istihdam edilecek olan evlatlarımızı, torunlarımızı da ilgilendiren ucube bir istihdam türü getirilmek istenmektedir. Ana problemlerimizi görmezden gelip, ‘kademe ilerlememde problem oldu’ gibi dertlerle uğraşırsanız bir yere varamayız. Bütün devlet memurlarına sesleniyorum: Devlet memurluğu elinizden alınmak üzere. Çok daha ciddi tehditlerle karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Bunun ilk tedbirinin sağlam sendikal tercihler ortaya koymak olduğunu söyleyen Koncuk, “Yandaş sendikayı besleyip, büyüttüğünüz sürece bütün kazanımlarımızın elimizden alınmasına zemin yaratırsınız. Bindiğiniz dalı kesersiniz, kendi kendinizi hançerlersiniz” dedi.

Türkiye Kamu-Sen ilkelerinden asla sapmayan bir sendikacılık anlayışının Türkiye’deki tek temsilcisidir, ideolojik bağnazlığı olmayan bir sendikal anlayıştır.

Kamu çalışanlarının günü kurtarma derdinde olmaması gerektiğini belirten Koncuk, kamu çalışanlarını Türkiye Kamu-Sen’e üye olmaya çağırdı. Koncuk şöyle konuştu: “Türkiye Kamu-Sen dimdik ayaktadır. Türkiye Kamu-Sen ilkelerinden asla sapmayan bir sendikacılık anlayışının Türkiye’deki tek temsilcisidir, ideolojik bağnazlığı olmayan bir sendikal anlayıştır. Hem milletimizin birlik ve beraberliğini merkeze koyan, milli düşünebilen ve gayri milli unsurlarla da her zaman mücadele etmiş, bu milletin değerleri ile bezenmiş bir sendikal harekettir. Bilindiği gibi bunlar dün başka şeyler savunurlardı, bugün başka şeyler savunurlar. Çünkü ne savunacaklarına kendileri karar veremezler. Dün Andımızın kaldırılmasını alkışlarlar, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünden rahatsız olurlar, bugün başka şeyleri savunurlar. Oysa Türkiye Kamu-Sen’in kırılmaları yoktur, u dönüşleri hiç olmamıştır.

Milletimizin geleceği bakımından savunduğumuz değerler çok açıktır. O değerler Türkiye Kamu-Sen’in kuruluş felsefesinde yazan değerlerdir. 1992 yılında kurulduğumuzda ne dedi isek, neyi savunduk isek 2017 yılında da Türkiye Kamu-Sen aynı değerlerden feyz alarak mücadelesini yapmaktadır. “

Koncuk sözlerini şöyle tamamladı: “Hepinizden isteğim bu teşkilata daha çok sarılın. Eksiklerimiz, kusurlarımız olabilir. İnsanız elbette hata yapacağız. Hatalarımızı beraberce tamamlayalım. Burası bizim kuruluşumuz. Türkiye Kamu-Sen’i, Türk Eğitim-Sen’i ne kadar yüceltirsek, biz de o kadar yüceliriz. Daha güçlü, daha itibarlı oluruz.”