GENEL BAŞKAN İSMAİL KONCUK KANAL B’DE GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

Kanal B TV’de yayınlanan “GÜNCEL” programına katılan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, çalışma hayatı gündemini değerlendirdi. 

Çalışma hayatında çözüm bekleyen yığınla sorun olduğunu belirten Genel Başkan İsmail Koncuk, artan döviz kurlarından vergi dilimlerine, kamudaki ihraçlardan 657’ye kadar bir çok konuda açıklamalarda bulundu.

 

KONCUK: DOLARIN YÜKSELİŞİ KARŞISINDA MAAŞLAR 10 YIL GERİYE GİTTİ 

3,90’ları gören Dolar kurunun memur maaşlarını alıp götürdüğüne vurgu yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, “10 yıllık maaş politikası, gayret ve emek dolar yükselişi karşısında havaya uçmuştur. Maliye Bakanlığı’nın da bu konuda bir tedbir almadığını görüyoruz” dedi. Koncuk, “Tüm maaşlarda bir azalma var. Dolar 3.90’ları gördü. Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezinin yaptığı bir çalışma var. 2007’de memur maaşı 979,5 TL  bu maaşla neredeyse 732 dolar alınıyor. 2007’den bu yana geçen 10 yılda bugün yine 2007 yılına dönmüşüz. 2012’de 1036, 2014’de 1049 dolar ve 2014’de  1018 dolar alırken, bugün ortalama yine 732 dolara düşmüşüz. Yüzde 30,6’lık bir azalma var. 2007’den bu yana dolar kurunda yüzde 185,6’lık bir artış var ama sadece 2015 yılını baz aldığımızda yüzde 30,6’lık bir devalüasyon yaşanmış. 10 yıllık maaş politikası, gayret ve emek dolar yükselişi karşısında havaya uçmuştur. Maliye Bakanlığı’nın bu konuda bir tedbir almadığını görüyoruz. Bu ekonomik şartlarda yılın ilk yarısı için yüzde 3 zam aldık” dedi.

 

KONCUK: MEMURLARIMIZ İÇİN GERÇEK BİR VERGİ DİLİMİ HESABI YAPILMALI

Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın vergi dilimlerine yönelik yaptığı açıklamaları da değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, “Vergi dilimleri konusunda kamu çalışanlarının reel durumlarını, gerçek durumlarını yansıtan bir vergi düzenlemesi yapılması lazım” dedi. Koncuk, “Vergi dilimleri konusunda sıkıntılar sürüyor. Mesela yüzde 15’lik vergi dilimi geçen yıl tavanı 12 bin 600 TL idi. Bu sene 400 TL artışla 13 bin TL’ye çıktı. Dolayısıyla memurlarımızın yüzde 15’lik vergi diliminden yüzde 20’lik vergi dilimine girmesi bu yıl biraz daha hızlı olacak.  Geçtiğimiz yıl 8. Ayda yüzde 20’lik vergi dilimine girdiklerini düşünürsek memurlarımızın büyük kısmı 2017 yılının dördüncü, beşinci belki de altıncı ayında vergi dilimine girecekler. Zaten memurlarımızın bir yıl içinde yüzde 21,6’lık dolar karşısında gelirlerinde bir azalma meydana gelmiş. Tedbir alınıyor mu maalesef hiçbir tedbir söz konusu değil. 

Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal’ın açıklamalarına bakıldığında 2017 Ağustos ayında yapılacak Toplu sözleşmede bırakın yeni kazanımları, kayıplarımızın bile karşılanacağını düşünmüyorum. Dolar karşısında Yüzde 21,6’lık bir erime var. Ağustos ayındaki toplu sözleşmede yüzde 21 artış olacak denilebilir mi? Yetkili konfederasyonun kim olduğu hesap edildiğinde, asılabilen, ısrarcı olamayan emir ve talimatla hareket edenlerin varlığını da değerlendirince, bırakın yeni kazanımları geçmiş kayıpların telafisi bile mümkün değil. 

Bugün basın mensupları Maliye Bakanına sordular, “Memurlar için ayrı bir vergi dilimi düşünüyor musunuz? diye, sayın Bakan, “Hayır” dedi. Biz geçmişte sayın Bakan’a, o dönem Maliye Müsteşarı idi, buna benzer bir teklif götürdük ama vergi dilimleri konusunda bile geri adım atmayan, taviz vermeyen bir Maliye anlayışı var şu anda karşımızda. Yetkili konfederasyon bir başarı elde edememiş bu konuda. Bu sorunun çözülmesi lazım.

Yüzde 15’lik vergi diliminin tavan rakamı yükseltilebilir. 2016’da yüzde 20’lik dilimin tavanı 30 bin TL 2017’de tavan 30 Bin TL, hiç oynanmamış. 2016’da yüzde 15’lik  dilimin tavanı 12 bin 600 TL iken, 2016’da 400 TL artışla 13 bin TL’ye çıkarılmış. Bu Allah’tan reva mıdır? 

Vergi dilimleri  konusunda kamu çalışanlarının reel durumlarını, gerçek durumlarını yansıtan bir vergi düzenlemesi yapılması lazım. Bir çok kişi kalem oynatmalarla, matematik hesaplarla milyarlarca TL kar etmişken zarar gösterebiliyor. Esnaflarımızı töhmet altında bırakmak istemem ama bunu yapan insanlar var bu ülkede. Memurların bir kuruşu dahi gösterememe durumu söz konusu değil. Memur çocuğu, bu net gelir sebebiyle Kredi yurtlar Kurumuna giremezken, memuru onlarca defa satın alabilecek bir insan evladını oraya yerleştirebiliyor. Memurlarımız için gerçek bir vergi dilimi hesabı yapılmalıdır. Mesela taban aylık miktarı kadar her ay gelirlerinden düşülebilir. Memura uygun bir vergi dilimi getirilebilir ama Maliye Bakanlığı  bu çözümlerden uzak duruyor” dedi.

 

KONCUK: OHAL KRALLIK YETKİSİ VEREN BİR YASA DEĞİLDİR 

Kamuda yaşanan ihraçlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan İsmail Koncuk, “Şu an devlet dediğimiz yapı yaşananları adeta seyrediyor, böyle problem çözülmez” dedi. Koncuk, “Şunu umut ediyorum devlet aklı harekete geçsin. Biz ne yapıyoruz? Demeli bu akıl. Türkiye içte, dışta mücadele veriyor. Bir yandan da birlik ve beraberliği tehlikeye atabilecek adımların atıldığını ifade ettiğimiz halde inatla aynı adımlar atılıyor. Bizlerin FETÖ’cü olmadığı zaten biliniyor ama “Haksızlık var” diyoruz. “Hakka, hukuka, insan haklarına uygun olmayan olaylar var, düzeltin” diyoruz. OHAL’i, her türlü haksızlığı yapmak gibi gören idareciler var Türkiye’de. OHAL padişahlık ya da krallık yasası mıdır? Böyle mi anlaşılıyor? 

Şu an kamuda yaşananları değerlendirdiğimizde, OHAl monarşik bir anlayış, astığım astık, kestiğim kestik bir sistem olarak görülüyor. Şu an devlet dediğimiz yapı yaşananları adeta seyrediyor. Vali, Kaymakam, Başbakan , Bakan, Rektör herkes seyrediyor,  adalet sistemi tıkanmış, karar verme merciinde olan Hakim ve Savcılar vereceği karardan imtina ediyor. Böyle problem çözülmez. Ben devlete saygılı bir insanım. Burada devlet vicdanı, adalet, hukuk, “Biz ne yapıyoruz?” demeli. Türkiye kurumsal devlet olmaktan uzaklaşıyor. Birbirini tolere eden bir yapıdır devlet.  Şu anda bu mekanizma ciddi bir arıza içinde. Bir müdahale şart. Aklı selim inşalar sayın  Cumhurbaşkanı, sayın Başbakan, sayın Bakanlar  burada artık “Ne yapılıyor?” demeli. Banka, sendika üyeliği, hatta hiçbir şey. İşten atılmışsınız sebebini bilmiyorsunuz. Bu insanlara “Neden, niçin sorgulaması yapmayın, işinizden oldunuz, aklınızdan olmayın” diyorum. 

Herkesin umudu AİHM’in vereceği kararlar. Ne zaman? 3-5 yıl sonra. Eğer böyle düşünülüyorsa bu son derece sakattır. Bize adaleti, hukuku AİHM’mi öğretecek? O mu bunları yapmalı? Bugünden bunu öngörerek yönetenler tedbirini almalıdır. Diyoruz ki, gelin 17-25 Aralık’a milat deniyor, bunu 15 Temmuz’a çekelim. 

FETÖ’nün gerçek yüzünün herkes tarafından görüldüğü tarih 15 Temmuz’dur. Siyaset 17-25 Aralık’ı kendine hak vermişse, milat kabul etmişse, kendilerini affettirme tarihidir bu tarih ama milletimizin de affedileceği mantık tarihi, vicdan tarihi olmalıdır.  Darbeye bulaşanlar değil, gariban insanlardan bahsediyorum. Nice insanlar tanıyorum ihraç edilmiş, böyle olmaz. Devlet aklının hak ve adalet olarak geri dönüşünü istiyoruz. 15 Temmuz’da bir musibet yaşadık artık normalleşmemiz gerek. OHAL yasası terörle mücadele için çıkarılmıştır.  Kimseye krallık yetkisi veren bir yasa değildir. Bir dönem  gelir bunu ihlal edenler bunun hesabını verir. Atalar demiş ki, “Duvara dayanma çöker, insana dayanma ölür” darbe dönemlerini yaşadık bugün yerlerinde yeller esiyor. Biz sivil toplum  kuruluşu olarak doğruyu söyleyeceğiz. Hukuk içinde kalalım, masun insanların daha fazla acı çekmesine, evlatların, ana babaların gözyaşına dökmesine göz yummayalım.

 

KONCUK: DEVLET İŞ ARAYAN GENÇLERE, “BANA NE” DİYEMEZ!

Gençlerin ciddi bir potansiyel oluşturduğunu ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, genç işsizlik, taşeron konusu ve kamudaki farklı istihdam türlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koncuk, “Bu ülkede 440 bin İİBF mezunu, 2 milyon lise mezunu, 1 milyon MYO mezunu, 300 bin sağlık çalışanı  iş arıyorsa devletin göz yumması, bana ne demesi mümkün değildir. Başka yerden kesin ama insana yatırımdan asla vazgeçemezsiniz. Hiçbir gerekçeniz bu konuda gerekçe olarak kabul edilemez. 

2002 yılında 15-20 bin olan taşeron  sayısı 15 yılda 730 bine çıkmış. Sayın Ahmet Davutoğlu 1 Kasım seçimleri öncesi söz verdi, “Taşerona kadro” diye sayın Davutoğlu döneminde bir çalışma yapıldı. Tasvip ettiğimiz bir çalışma değildi ama umut verdi en azından. O gittikten sonra hiçbir çalışma olmadı. Bazen bölük pörçük açıklamalar geliyor. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz gün Türk-İş heyetini kabulünde, “Çalışmalar sürüyor” dedi ama nasıl bir çalışma bilmiyoruz. Maliyenin çalışmaları bu konuda çalışmaları ağırlatıcı bir durumda olduğunu biliyoruz. Aslında bütçeye bir yükü yok bunun ama Maliye Bakanlığı ketum davranıyor. Bu konu mutlaka AKP’nin 1 Kasım öncesi sözü olduğundan hareketle bunu yerine getireceksiniz. 730 bin memleket evladının umudu ertelenemez. 

4 –C, 23 bin bile kalmadı sayıları. 15 bin civarı kaldılar sanki devlet batacak. Toplu sözleşme kararları arasında olmasına rağmen hala hayata geçmedi. 2011’ de 4-B’liler 4-A’ya geçirildi hala 4-B’li aldılar. Vekil ebeler, vekil hemşireler, vekil imamlar var. Bunlar çalışma hayatının kara delikleri oldu. Hepsi 4-B’liler, 5393’lüler figan ediyor, haksızlar mı? Haklılar. Farklı farklı hukuki hakları olan, aynı işi yapanlar olur mu? Hukuk devletinde insanlar benzeri sosyal ve ekonomik haklara sahip olurlar. Bunlar son 15 yılın başımıza açtığı işlerdir” dedi.    

 

KONCUK: MEMURLAR UYANIK OLMALI! 

“Devlet memurunu ortadan kaldırmak sistemi kökten bozar” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Ayaklar yere basmış gibi görünüyor bunu da ifade edeyim ama tehlike halen var. Memurlar uyanık olmalı hükümet de dikkat etmeli” dedi. Koncuk, “657 ile ilgili çalışmalardan bahsediliyor. Bursa’da Çalışma Bakanlığı tarafından yapılan çalıştay’da  son derece güzel kararlar çıktı. 657’nin değişmesinin fayda sağlamayacağı, yani bizim iddialarımız teyit edildi. Şu an 657’nin değişmesi anayasanın 128. Maddesi değişmeden  olmaz. 

Sayın Cumhurbaşkanının Başbakanlığı döneminden beri kafasında “İşçi ve memur tek kalemde tek istihdam türü olarak birleştirilsin, devlet memurluğu kavramı ortadan kaldırılsın , gerektiğinde kıdemini verelim kapı önüne koyalım” gibi bir düşünce vardı. Bunu kurgulamak öyle kolay bir şey değil. Memurluk devleti cisim haline getiren bir kavramdır. Devlet dediğimiz kavram memurla anlamlı olur. Devlet memurunu ortadan kaldırmak sistemi kökten bozar. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığının ekonomik anlamda oluşturduğu kurulda görev yapan bir profesör yaptığı açıklamada “Çalışma hayatına yönelik bir çalışma yapıyoruz ama orada işçi ayrı memur ayrı” diye bir açıklaması vardı. 

Bu açıklamadan hareketle acaba bu çalışmadan vaz mı geçildi? Devlet memuru kavramı devam mı edecek, yoksa sayın Cumhurbaşkanının Başbakanlığı döneminde hayal ettiği üzere işçi memur bir potada eritilerek yeni bir istihdam türü mü ortaya çıkartılacak bunu göreceğiz. Bunu yapmak kolay değil. Özlük haklarını değiştirmek devletin işleyişini de sekteye uğratır. Ayaklar yere basmalıdır. Ayaklar yere basmış gibi görünüyor bunu da ifade edeyim. Ama tehlike halen var. Memurlar uyanık olmalı hükümet de dikkat etmeli. Tabi tüm bunlar anayasa değişikliğinin gölgesinde kaldı ama Türkiye Kamu-Sen olarak bunları konuşmaya devam edeceğiz” dedi.  

 

 

...:: GENEL BAŞKANIN AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYINIZ ::...