LİYAKATSİZ YANDAŞLARLA DEVLET YÖNETMEYE DEVAM EDERSENİZ, BAŞKA 15 TEMMUZ’LAR KAÇINILMAZ OLUR

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Korkuteli İlçe Temsilciliği’nin düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Genel Başkan’a Genel Sekreter Musa Akkaş ile Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan eşlik etti. Toplantıda Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Bünyamin Seçme ve şube yönetim kurulu, Türk Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Fethi Kurt, Korkuteli İlçe Temsilcisi Emin İçöz ve ilçe yönetim kurulu, Korkuteli Belediye Başkan Vekili, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların şube başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri de katıldı.

Sivil toplum örgütleri ülkenin yanlış yönetilmemesinin sigortasıdır.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen hareketinin kamu çalışanları bakımından son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Biz sivil toplum kuruluşlarının bu milletin değerlerinden beslenmesi gerektiğini üstüne basa basa söylüyoruz. Bu coğrafyadan, bu milletin milli ve manevi değerlerinden besleneceksin ve ülkemize hizmet etmeyi hedef olarak ortaya koyacaksın. O zaman bu ülkenin gerçek anlamda sivil toplum örgütü olursun. Yandaş ve yalaka olmayacaksın, doğruları yüreklice söyleyeceksin. Ahlaksızlığı, kokuşmuşluğu, kirliliği sineye çekerek, bunu varlık stratejisi yaparak sivil toplum örgütü olmak hiçbir şey ifade etmez. Sivil toplum örgütleri son derece önemlidir. Sivil toplum örgütleri, siyaset kurumlarının yanlışlarını hem milletimiz hem de temsil ettiğimiz kitle adına ortaya koyması gereken yapılardır. Sivil toplum örgütleri bir ülkede iktidara yandaşlık yapmak felsefesiyle hareket ediyorsa, onun adı sivil toplum örgütü olmaz. Sivil toplum örgütleri aynı zamanda ülkenin yanlış yönetilmemesinin sigortasıdır. Bu yönüyle STK’lar, esasen yanlış yapıldığında siyaset kurumuna da yön gösteren kuruluşlardır. Ama Türkiye’de maalesef dün başka siyasi iktidara, bugün bu siyasi iktidara yağ çekerek sivil toplum örgütü iddia olduğunu iddia edenler var.”

Birileri omuzlarımıza basarak, bizi satarak, pazarlayarak, istismar ederek sendika olduğunu iddia ediyorsa ve bu alanda maalesef bir milyona yakın üye buluyorsa, kamu çalışanlarının kendisini nefis muhasebesine tabi tutması gerekir.

Koncuk, kamu çalışanlarını satan, pazarlayan yapılara dikkat edilmesi gerektiğini bildirerek şöyle konuştu: “Türkiye’nin en aydın kesimi olan kamu çalışanlarının sendikal alanda sağlam bir anlayışın varlığını daha da güçlendirmesi gerektiğini bilmesi gerekiyor. Birileri omuzlarımıza basarak, bizi satarak, pazarlayarak, istismar ederek sendika olduğunu iddia ediyorsa ve bu alanda maalesef bir milyona yakın üye buluyorsa, kamu çalışanlarının kendisini nefis muhasebesine tabi tutması gerekir. Çünkü sendikacılık niye yapılır? Bu sorunun cevabını vermeden sendikal tercihler ortaya koymak lazım. Bir sendikanın üyesi ihraç edilmiş ya da açığa alınıyor, üye olduğu sendikanın kapısını çalıyor, yüzüne bakan yok, adeta adam yerine koyan yok. Bu nasıl sendikacılık? Sen yargı karar vermeden kararını vermişsin, açığa alınan ya da ihraç edilenlerin tamamını suçlu ilan etmişsin. Sendika olarak en azından o insanların dertleriyle dertlen, onlara yol göster, bunu dahi yapamıyorlar ama ‘Ben sendikayım’ diyorlar. Maalesef bazı kamu çalışanları, 15 Temmuz’dan bu yana yaşadığımız olayları görmesine rağmen, yarın da kendisini de pazarlayacak olan o yapının içinde hala gözünü kırpmadan bulunuyor.

En zor anımızda, başımız belaya girdiğinde yanımızda yoksa, o zaman sendikalı olmanın ne anlamı var ki? Biz ise her zaman olduğu gibi bugün de çalışanlara ve üyelerimize insanca yaklaşıyoruz, yol gösteriyoruz. Türkiye Kamu-Sen, Türk Eğitim-Sen olarak; ‘Doğruları yapacağız, sizin yüzünüzü öne eğdirecek bir davranışımız olmayacak’ dedik. Bu sözü verdik. Sözümüzün arkasında da durduk. Bir kişi dahi ‘Beni aldattınız, başım dara düştüğünde yanımda olmadınız’ diyemez. Elimizden geleni yaparız; insanların acısını, sevincini paylaşırız.

Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimizde, sivil toplum örgütleri meselesini çok dikkatle değerlendirmemiz ve sivil toplum örgütlerinin bir ayağı olan sendikalaşmayı yeniden masaya yatırmamız lazım. Bunu kendimizi eleştirerek yapmamız lazım. Eğer eleştirilecek kurum Türkiye Kamu-Sen ise Türkiye Kamu-Sen’i eleştirelim. Ama başkaları varsa onları da konuşalım, tedbir alalım. Birilerinin kamu çalışanlarının meselesini istismar etmesine, pazarlamasına izin vermeyelim. Bu mücadeleyi de hep beraber yapmalıyız.”

Devlet memurlarına takmışlar. Sanki Türkiye’de her meseleyi çözmüşler, her rengi boyamışlar, fıstığın yeşili kalmış!

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin tehdit altında olduğuna dikkat çeken Koncuk, “Şu anda iş güvencesi tartışılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanlığı döneminden bu yana 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişmesinden bahsediyor. Hatta ‘İşçi ile memur arasındaki farkı kaldıralım, yeni bir çalışan modeli ortaya koyalım’ şeklinde teklifleri var. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak bunu yapmak için önce Anayasa’nın 128. Maddesi’nin değişmesi gerektiğini söylemiştik. Çünkü Anayasa’nın 128. Maddesi devlet memurlarını tanımlayan en önemli maddedir. O madde varlığını koruduğu sürece devlet memurluğu kavramını ortadan kaldırmak mümkün değildir. Nitekim bugünlerde Anayasa’nın 128. Maddesi’nin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Muhalefet partilerinin Anayasa’nın 128. Maddesi konusundaki anayasa değişikliğine evet demeyeceğine yürekten inanıyorum. Asla buna izin verilmemelidir. Devlet memurlarına takmışlar. Sanki Türkiye’de her meseleyi çözmüşler, her rengi boyamışlar, fıstığın yeşili kalmış!” diye konuştu.

Türkiye’de birtakım kurumlara bir sızma olmuşsa bunun sorumlusu devlet memurları değildir. Bunun sorumlusu 657 Sayılı DMK’nın delinmesine göz yumanlardır.

Kamu personel rejimi ile ilgili Bursa’da yapılan Çalıştay hakkında konuşan Koncuk, şunları kaydetti: “Geçenlerde Bursa’da bir çalıştaya katıldım. Çalıştay’da 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değiştirilmesi yine gündeme geldi, konuyla ilgili düşüncelerimizi ifade ettik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu yaptığı konuşmada, sanki 15 Temmuz darbe girişiminin sebebini devlet memurlarıymış gibi gösterdi. Bunun esas suçlusunun da 657 Sayılı DMK olduğunu ifade etti. Ben de kendisine gereken cevabı verdim.

Bakınız; Türkiye’de birtakım kurumlara bir sızma olmuşsa, bunun sorumlusu devlet memurları değildir. Bunun sorumlusu 657 sayılı DMK’nın delinmesine göz yumanlardır. Adalet teşkilatında, yargıda, paralel bir yapılanma olacak, KPSS’de el altından sorular verilecek, bunu görmeyeceksiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri neredeyse ele geçirilmiş hale gelecek, bunu görmeyeceksiniz. Sonra da suçu 657 sayılı DMK’ya atacaksınız. Bir kez daha söylüyorum: Suçlu, 657 sayılı DMK’nın delinmesine göz yumanlardır.”

15 Temmuz darbe girişiminden bir ders çıkarılması gerektiğini ifade eden Koncuk, “Bu ülkenin bir bakanı, suçu 657 Sayılı DMK’ya atıyorsa, o zaman ben de siyasetçi 15 Temmuz’dan hiç ders almamış derim. Torpili kim meşru hale getirdi? Biz olmasaydık KPSS’de yaşanan kopya rezaletini kim ortaya çıkaracaktı?” diye konuştu.

Bugün paralel yönetim bitti mi? Hayır. Kamuda paralel bir yapı daha var. Yandaş sendika adeta kamuyu kokuttu, kirletti.

Koncuk kamudaki yeni paralel yapılanmaya dikkat çekti. Genel Başkan şöyle konuştu: “Çalıştay’da Sayın Bakana şunları da söyledim: Sayın Bakan, 2010 yılında KPSS hırsızlığını ortaya çıkardığımızda neredeyse beni hırsız yapıyorlardı. O meşhur yapının gazetelerinde, televizyonlarında aleyhimde haberler çıktı. Dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, ‘Sendika başkanı doğruyu söylemiyor, tertemiz bir sınav’ dedi. KPSS’de hırsızlık yapıldığına kanaat getirilince, ‘Özür borcunuz yok mu? Yalan söylemekle itham ettiğiniz insanın dedikleri doğru çıktı’ dedim. Biz bunları bas bas bağırırken, siz Hükümet olarak görmezden geldiniz. Şimdi ise 15 Temmuz’un sebebi 657 sayılı DMK diyorsunuz. Yok böyle bir şey! Doğru konuşmak ve doğru tespit yapmak önemli.”

Koncuk, “15 Temmuza nasıl gelindi? Paralel yönetimlere izin verildi. Bugün paralel yönetim bitti mi? Hayır. Kamuda paralel bir yapı daha var. Paralel, yandaş sendika kamuyu adeta kokuttu, kirletti. Şimdi ne yapalım? Bunları söylemeyelim mi?” dedi.

Sayın Cumhurbaşkanı ‘Yenikapı ruhu’, ‘birlik ve beraberlik’, ‘yekvücut olalım’ derken, buradaki yandaş yalaka takımı aynı türküyü söylemeye devam ediyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözünü ettiği Yenikapı Ruhuna vurgu yapan Koncuk, bu ruhun külliyenin duvarlarının dışına sirayet ettiğini görmediğini belirtti. Koncuk, “Yenikapı Ruhu Korkuteli’ne geldi mi? Hayır. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Yenikapı Ruhu’, ‘birlik ve beraberlik’, ‘yekvücut olalım’ derken, buradaki yandaş yalaka takımı eski türküyü söylemeye devam ediyor. Peki bu tür adamlara ne yapıyorsunuz? Bir lafı söyleyip çekilmek yok. Bu lafı söylediyseniz gereğini yerine getirin. Ben Korkuteli’nden ihbar ediyorum. Yenikapı Ruhu filan yok! Yenikapı Ruhunun sözü var, kendisi yok. Birçok kamu kurumunda olduğu gibi Yenikapı Ruhunu Milli Eğitim Bakanlığı’nda da göremedik. İlçe milli eğitim müdürü, müdür yardımcısını atarken hala sendika üyeliğine bakıyorsa, bu ülkede okul müdürleri ile ilgili yargı kararları uygulanmıyorsa, yandaş şube müdürleri, , ilçe müdürleri, il müdürleri atanıyorsa, Yenikapı ruhundan söz etmemiz mümkün olur mu? ”

Türkiye Kamu-Sen mensupları gibi yüzde 100 yerli ve yüzde 100 milli olan insanları devlet kademelerinden ekarte ederek, birçok kamu kurumunda defalarca şahit olduğumuz gibi bir sürü yandaşla, ahlaksızla, iki koyunu verseniz kaybedecek insanlarla devlet yönetmeye devam ederseniz, başka 15 Temmuz’lar elbette kaçınılmaz olur.

Koncuk, Cumhurbaşkanı’na da çağrıda bulunarak şöyle dedi: “Sayın Cumhurbaşkanı’ndan istirham ediyorum: Biz kamu yönetiminde gerçek anlamda Yenikapı Ruhu yerleşsin istiyoruz. Madem bu söz söylendi, gelin bu sözün gereğini yapalım. Hangi alçak, namussuz bu birliğin oluşmasına engelse, o alçaklarla beraber mücadele edelim. 15 Temmuz ve benzeri olayları bir daha yaşamak istemiyorsak, birlik ve beraberliğin tam anlamıyla tesis edilmesi lazım. Türkiye Kamu-Sen mensupları gibi yüzde 100 yerli ve yüzde 100 milli olan insanları devlet kademelerinden ekarte ederek, birçok kamu kurumunda defalarca şahit olduğumuz gibi bir sürü yandaşla, ahlaksızla, iki koyunu verseniz kaybedecek insanlarla devlet yönetmeye kalkarsanız, başka 15 Temmuz’lar elbette kaçınılmaz olur.”