GENEL MERKEZ IĞDIR, ARDAHAN VE KARS’TAYDI

Genel Merkezimizin Türkiye genelinde sürdürdüğü ziyaretler devam ediyor. Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ile Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan 25 Nisan 2016 tarihinde Iğdır, 26 Nisan 2016 tarihinde ise Ardahan ve Kars Şubelerinin düzenlediği il istişare toplantılarına katıldılar.

Genel Merkez Yöneticileri ve beraberindeki heyet Iğdır’da ilk olarak  8 Eylül 2015 tarihinde Iğdır'ın Hasanhan köyü yakınlarında bölücü terör örgütünün bombalı saldırısı sonucu 13 polis memurunun şehit edildiği yerdeydi. Buraya karanfiller bırakan heyet, şehitlerimiz için dua etti. Öte yandan Genel Merkez Yöneticileri, Iğdır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni, Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Söylemez’i ve Ardahan Üniversitesi Temsilciliğimizi de ziyaret etti.

İstişare toplantılarına ise şube yönetim kurulu üyeleri, Şubelerin kadın komisyonları ve işyeri temsilcileri katıldı. Toplantılarda birer konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, “Türk Eğitim-Sen olarak ülkemizin her tarafını karış karış geziyoruz.  Değerli arkadaşlarımızla istişarede bulunuyor, sorunları paylaşıyoruz. Söylem sendikacılığı değil, eylem sendikacılığı yapıyoruz. Kimse bizim toplantılarımıza makam mevkii sahibi olmak için gelmiyor.  Sizleri buraya getiren gönül ve ülkü birliğidir” dedi.

Terör saldırılarında şehit düşen askerlerimize, emniyet güçlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet dileyen Özdemir şöyle konuştu: “Ülkemizde haksızlığın, hukuksuzluğun ve ötekileştirmenin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.  Öte yandan ülkemizin bir tarafı kan ağlıyor. Her gün neredeyse beş tane yiğidimizin şehit haberini alıyoruz. Hatta bazı basın yayın organları şehit haberlerini o kadar kanıksadı ki, sadece haberlerde alt yazı geçiyorlar. Iğdır da 8 Eylül 2015 tarihinde 13 tane vatan evladımızın şehit düştüğü yerdeydik. Karanfiller bırakıp, şehitlerimiz için dualar ettik.  Bir kez daha tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi.

Özdemir, “Biz bu toprakları karşılıksız seviyoruz. Anadolu coğrafyasını vatan yapmak için Çanakkale’de 253 bin vatan evladımız şehit düştü. Onların yüzü gözü hürmetine bu coğrafyalarda bağımsız yaşıyoruz.  Ama günümüze geldiğimizde sözde akiller il il dolaşarak, çözüm sürecinin faydalı olacağını, anaların ağlamayacağını söylediler. Gözümüzün içine baka baka bizi kandırmaya çalıştılar. Peki akiller bugün nerede? Hiçbiri ortada yok. O dönmede Genel Başkanımız Sayın İsmail Koncuk’a da akil adamlık teklif edildi ancak kendisi bu teklifi ‘İnanmadığım bir süreç içinde olmam söz konusu değildir.’ diyerek reddetti. Herkes bilmelidir ki; bu ülkenin gerçek aydınları ve akilleri Türkiye Kamu-Sen mensuplarıdır.”

Yönetici ataması konusuna da değinen Özdemir, ‘Cumhurbaşkanı yargı kararlarını tanımaz ise, yandaşlar da yargı kararlarını tanımaz.’ dedi. Özdemir, “Bakınız yönetici atamada yaşanan haksızlıkları, hukuksuzları hepimiz biliyoruz. Hırsızlık illaki birilerinin cebinden para çalmak değildir. Birinin emeğini, onurunu, itibarını çalmakta hırsızlıktır. Görevden aldığınız yöneticilerin onurunu, itibarını, hatta onların sofrasındaki ekmeği çaldınız. Yargı kararlarına uyulmuyor.  Hatta ikinci defa yargı karar veriyor, yine bu kararlar da tanınmıyor. Peki yargı kararlarını tanımayanlar kim? Bunlar, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayanlardır. Ama Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar ile Cumhurbaşkanı olmuştur. Geldiğimiz noktada eğer Cumhurbaşkanı yargı kararlarını tanımaz ise, yandaşlar da yargı kararlarını tanımaz. Böyle bir hukuk sistemi ve yönetim anlayışı dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir” diye konuştu.

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin tehdit altında olduğunu vurgulayan Özdemir şunları söyledi: “Anayasa’nın 128’inci maddesinin ‘Devletin asli ve sürekli işleri çalışanlar eliyle yürütülür’ şeklinde değiştirilmesini istiyorlar. Bununla işçi ve memuru birleştirerek ‘çalışanlar’ adı altında bir çalışma sistemi getirmek istiyorlar. Oysa biz hükümetlerin değil, devletin memuru olmak istiyoruz.” dedi.

Özdemir’in ardından kürsüye Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan geldi. Terör saldırılarına değinen M. Yaşar Şahindoğan şunları kaydetti: “Tüm bunlar yıllarca çözüm süreci adı altında bölücü niyetleri olanları şımartanların, onların her türlü melanetlerini görmezden gelenlerin getirdiği bir tablodur. Çözüm süreci akamete uğramasın diye asfaltların altına tonlarca bomba yerleştirilirken, bunları ne hikmetse kimse görmedi. Dağların tepelerine uçaksavar mevzileri kurulurken, bunları da kimse görmedi. Şehirlerimiz cephanelik haline getirilirken, tüneler kazınırken, bunları da kimse görmedi. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak çözüm süreci adı verilen süreçle birlikte bölücülüğün azgınlaşacağını ifade etmiştik. Birileri akil adam kisvesi ile ortada dolanırken, biz bunun ihanet süreci olduğunu söylemiştik. Bir konfederasyonun genel başkanı akil adam oldu. Hatta ‘Çözüm sürecini hayvanlar bile anladı’ diyerek, çözüm sürecine karşı çıkanları hayvandan daha aşağı gördü. Genel Başkanımız İsmail Koncuk’a da akil adam olması için teklifi yapıldı. Genel Başkanımız bu teklifi elinin tersiyle itti ve ‘İnanmadığım, ülkem için zararlı olacak hiçbir faaliyet içinde olmam’ dedi. İki genel başkan arasındaki farkı görebiliyor musunuz? Birisi akil adam olarak ihanete çanak tutuyor, diğeri elinin tersiyle reddediyor. Akil adam olan, kamu çalışanlarını toplu sözleşme masasında satan bu kişi, bunun karşılığında milletvekilliğini kaptı.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen, onurlu ve dik duruşun adıdır. Bizi diğerlerinden ayıran budur. Belki sayıca bizden fazla olabilirler ama bizim arkadaşlarımızdaki inanç, karakter sağlamlığı, ilkeli duruş hiçbirinde yoktur. İnşallah bölücü tehdit devletimizin her alanda yürüteceği kararlı mücadele ile son bulacaktır. Biz buna inanıyoruz. Yeter ki bu işin üzerine kararlılıkla gidilsin. Türkiye Kamu-Sen her zaman bu konuda devletimizin yanındadır.”

Şahindoğan çalışma hayatındaki tehlikelere de dikkat çekerek şunları kaydetti: “Öyle bir siyasi iktidar bizi yönetiyor ki; kendisine biat etmeyen, elini eteğini öpmeyen, onurlu ve dik duran devlet memuru istemiyorlar. Bu iktidar, herkesin önünde el pençe divan dursun istiyor. Bunu başarmak için ise dik duruşumuzun kaynağı olan iş güvencesini elimizden almak istiyorlar, çeşitli hamleler ortaya koyuyorlar. Türkiye Kamuu-Sen olarak iş güvencesini kırmızı çizgi olarak görüyoruz. Bu konudaki her türlü tehdidin sonuna kadar karşısında olacağız. Eğer iş güvencemize dokunurlarsa sokakları, meydanlar dar ederiz. Biz hükümetlerin kapı kulu olmak istemiyoruz. Biz onurlu devlet memuru olmak istiyoruz.”

Bu hükümetin adeta haksızlıklar, hukuksuzluklar hükümeti olduğunu söyleyen Şahindoğan, “Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı tanımıyor. Valiler idari mahkemelerin verdiği kararı tanımıyor. Halbuki adalet üzere olmayan devletin yaşaması mümkün değildir” dedi. Kamuda insanlar arasında ayrım yapan zihniyetin bu ülkeyi yönetiyor olmasının çok üzücü bir durum olduğunu da belirten Şahindoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Pek çok yönetici arkadaşımız biat etmedikleri için, yandaş sendikaya üye olmadıkları için görevden alındı. Kendinden olana her şeyi hak ama kendinden olmayana hiçbir şeyi hak görmeyen bir iktidar bu ülkeyi yönetiyor. Bu noktada sendika olarak yöneticilik haklarının tekrar iade edilmesi için ciddi bir hukuk mücadelesi yürütüyoruz. Haksızlıkların üzerine sonuna kadar gideceğiz.”

Kamuda korkutarak yıldırma döneminin yaşandığını ifade eden Şahindoğan, aday öğretmenlere yapılan baskılara dikkat çekti. Şahindoğan şunları kaydetti: “Stajyer olarak atanan öğretmenlere ‘Bizim sendikaya üye olmazsanız stajyerliğiniz kaldırılmaz’ denilerek, baskısı yapılıyor. Meslek hayatlarının başında olan bir insanı ekmeğiyle tehdit etmekten daha büyük bir alçaklık olabilir mi? baskıyla, korkutarak üye yaptıkları hiçbir öğretmen kendilerine inanmıyor. Dolayısıyla bu insanlar adaylıkları kalkar kalkmaz menfaate dayalı sarı sendikadan istifa ediyor, gönüllerin yatan sendikaya üye oluyor. Biz hçbir zaman insanları ezerek, eğerek bükerek üye yapma anlayışında olmadık. Bizim ezilmiş insanlara değil, dik duran insanlara ihtiyacımız var. Eğitim çalışanları arasında en itibarlı sendika Türk eğitim-Sen’dir. Ataması yapılmayan öğretmenler konusundaki mücadelemizi biliyorsunuz. Türk Eğitim-Sen olmasaydı birçok öğretmen atanma şansı bulamayacaktı. Bundan sonrada her meselelerinde eğitim çalışanlarının yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

İlksan delege seçimlerine de vurgu yapan M. Yaşar Şahindoğan, “İlksan delege seçimleri yapıldı. 1996 yılından beri İlksan Türk Eğitim-Sen delegeleri tarafından yönetiliyor. 3 milyon TL zararla devralınmış İlksan’ın bugün 1 milyar TL nakit varlığı var. İlksan bunu sosyal yardım ve emekli aylığı olarak dağıtabiliyor. İlksan Türk Eğitim-Sen yönetiminde güçlü hale geldi. Biliyorsunuz, İlksan seçimlerinde sendikalar arasında rekabet yaşanıyor. Üye sayısı bizden fazla olan bir yandaş sendika var. Yandaş sendikanın yöneticileri bir önceki seçimlerde meydan okuyarak İlksan yönetimini kendi üyelerinin kazanacaklarını söylediler. Ama kendileri bizim delege sayımızın ancak üçte biri kadar delege çıkarabildi. Önüne sandık konulduğunda insanlar vicdanlarına göre hareket ediyorlar; kim daha liyakatli ise ona oy veriyor. İnsanları baskıyla üye yapabilirsiniz ama öncelerine bir sandık konulduğunda vicdanlarına göre hareket edeceklerdir. Yine bu seçimlerde öyle bir sonuçla karşılaşacaklarını bildikleri için güya delege seçimlerini boykot ettiler. Bu delege seçimlerinde Türk Eğitim-Sen toplam delege sayısının yüzde 85’ini çıkararak, diğer sendikalara açık ara fark atmıştır.  Ben bu başarıda emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.