GENEL MERKEZ KİLİS, ŞANLIURFA VE GAZİANTEP’TEYDİ

Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ve Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, 24-25 Mart 2016 tarihinde sırasıyla Kilis, Şanlıurfa ve Gaziantep illerinin düzenlediği istişare toplantılarına katıldı. Toplantılara Kilis, Şanlıurfa ve Gaziantep Şube Başkanları, şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve işyeri temsilcileri ile şubelerin kadın komisyonu üyeleri katıldı. 

Geniş katılımın olduğu toplantılarda konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, Çanakkale Zaferi’nin 101. Yıldönümünü kutlayarak, bu vatan için canını feda etmiş aziz şehitlerimizi rahmet ve minnet ile andı.  Özdemir: “253 bin şehidimiz Anadolu coğrafyasını vatan yapmak için Çanakkale’de canlarını verdiler.  Onların yüzü gözü hürmetine Anadolu coğrafyasında her türlü zorluğa rağmen bizler dimdik ayaktayız.” dedi.

Dim dik durduğumuz sürece, baskılar ve zulmün bizleri yıldıramayacağını belirten Özdemir, “Kimse bizim toplantılarımıza gelirken bir beklenti içinde gelmiyor.” dedi.  “Hepimiz buraya bir ülkü, vatan sevdası uğruna bir araya geliyoruz.  Dimdik durduğumuz sürece ne baskılar ne de zulümler bizi asla yıldıramayacaktır. Geçen yıl Şırnak’ı ziyaretimizde 300 kişi ile bir toplantı yaptık.  O gencecik arkadaşlarımız o toplantıdan sonra uzak mesafeli yollara gittiler ama hiç korkmadılar.  Çünkü hepimiz vatan uğruna bir araya geliyoruz” dedi.

“Bir milletin vatanı yoksa, namusu da şerefi de yoktur” diyen Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün ülkemizin yaşadığı sıkıntıları hep birlikte görüyoruz.  Ankara’nın göbeğinde bombalar patlarken, ülkemizin doğusu kan gölüne çevrilmiş. Her gün şehit haberlerini duyuyoruz. Birileri kendi ikbali uğruna ülkeyi bu hale getiriyor. Bugün Suriye’de, Irak’ta yaşanan olayları biliyoruz. Kilis ve Urfa ziyaretlerinde gördüm ki, çok fazla Suriyeli var. O insanlar ülkelerini isteyerek terk etmedi. Şunu unutmamak lazım: Eğer bir milletin vatanı yoksa, namusu da, şerefi de yoktur. Dolayısıyla hepimiz bu ülkeye sahip çıkmak zorundayız. Birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız. Bakınız; Habur, Oslo ve Dolmabahçe rezaletlerini unutmadık. Çözüm süreci adı altında ülkenin her bir tarafını dolaşarak bizleri kandırmaya çalışan sözde akiller bugün nerede? O sözde akillerden birisi de yetkili sendikanın genel başkanıydı. Şimdi ceylan derisi koltuklarda vekillik yapıyor.  Aslında ülkenin gerçek aydınları da, akilleri de değerli kamu çalışanlarıdır.”

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin elinden alınmak istendiğine bir kez daha dikkat çeken Özdemir, “İktidar 14 yıldır kamu çalışanlarının iş güvencesine takmış durumda. Birileri 657 Sayılı DMK’ya köhne bir kanun diyor. Evet doğrudur, bu kanunun değiştirilmesi gereken bazı maddeleri vardır ama bu STK ve paydaşlara danışılarak gerçekleştirilmelidir. 11 yıl beraber yürüdüğünüz, pastanın dilimlerini beraber paylaştığınız paralel yapı ile mücadele etmek için bizim iş güvencemizi elimizden alamazsınız. Anayasa’nın 128. Maddesi ‘Devletin asli ve sürekli işleri, devlet memuru eli ile yürütülür.’ diyor. Bu hakkımızı elimizden alamazsınız.” dedi.

Alın teri ile makam mevkii sahibi olan yöneticilerin bir gecede görevden alındığını ifade eden Özdemir, “ ‘Bizim üyemizsen, bizdensen sıkıntı yok, bizden değilsen yaşama hakkın dahi yok’ diyorlar.  Bunun da en açık örneğini yönetici atamalarında yaşadık. Okullarını en başarılı

okul haline getiren yöneticileri sözde kurulan komisyonlar ile elediler. Onların haklarını gasp ettiler.  Kendi emekleri ile makamlara gelen yönetici arkadaşlarımızı bir gecede görevlerinden ederek, adeta sofralarındaki ekmeği çaldılar” dedi.

Toplantılarda bir konuşma yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan da, “Ülkemizi bölmeye çalışanlar hiç bu kadar güçlü ve pervasız olmamıştı” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye zor günler yaşıyor. Cumhuriyet tarihimiz boyunca belki de hiç bu kadar sıkıntılı bir dönem yaşamamıştık.  Ülkemizi bölmeye çalışanlar hiç bu kadar güçlü ve pervasız olmamıştı. Ülkeyi yönetenler, ülkemizi bölmek isteyenlere karşı hiç bu kadar tavizkar olmamıştı.  Çözüm süreci denilen ihanet sürecinin ülkemizi getirdiği noktayı hepiniz görüyorsunuz.  Ülkemizin belli bir bölgesine ancak operasyonlar yaparak girilebiliyor. Böyle bir tabloyu ne Türkiye Cumhuriyeti ne de Türk insanı hak ediyor. Etle tırnak gibi birbirimizle iç içe geçtiğimiz bu ülkeyi, bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Yeter ki siyasi iktidar kararlılıkla bu hainlerin üstüne gitsin.”

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kimsenin babasının çiftliği olmadığını belirten ve “Hukuk Devletinde kanun ne derse o olur” diyen Şahindoğan şunları söyledi: “14 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidarın yaptıklarını hep beraber görüyor ve yaşıyoruz. Haksızlık, baskı ve zulüm almış başını gidiyor.  Sadece kendilerine oy verenlerin hakkını ve hukukunu gözeten, kendilerinden olmayanların hakkını ve hukukunu yok sayan bir siyasi iktidar var. Bugün haksız yere makam ve mevkileri ellerinden alınan yöneticilerimiz var. Liyakatli kişiler oldukları halde, sırf yandaş olmadıkları için hakkını kaybeden arkadaşlarımız var.  Türk Eğitim-Sen olarak hiçbir arkadaşımızın haksızlığa uğramasına asla sessiz kalmadık. Dün olduğu gibi bugün de hakkın ve hukukun tecellisi için mücadele ediyoruz.  Hakları elinden alınmış olan yönetici arkadaşlarımız rahat olsunlar. Türk Eğitim-Sen onlara adına her türlü mücadeleyi sonuna kadar yapacaktır. İdari Mahkemelerin karalarını tanımıyorlarsa Anayasa Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’ni de tanımıyorlarsa AİHM’e kadar bu işin yolu vardır. Burası bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti kimsenin babasının çiftliği değildir. Hukuk Devleti’nde kanun ne derse o olur.”

Nöbet ücreti konusunda Türk Eğitim-Sen’in gerçek anlamda mücadele ettiğine dikkat çeken Şahindoğan, “Türk Eğitim-Sen olarak örnek bir mücadele yürütüyoruz. Eğer eğitim çalışanlarının elde ettikleri biz kazanım var ise, bunda sendikamızın emeği ve mücadelesi var. Bugün nöbet tutmaya az da olsa bir ücret ödeniyorsa, bu bizim mücadelemiz sayesindedir. Nöbet eylemi yaptık ve bunun angarya iş olarak eğitim çalışanlarına yüklenemeyeceğini belirttik. Ancak bu konuda hiçbir şey yapmayan bazı sendikalar utanmadan ‘Nöbet ücretini biz aldık’ diyebiliyorlar. Herkes kimin sadece iktidara yaslanarak sendikacılık yaptığını görüyor. Bugün de çift nöbet eylemi yapıyoruz. Mevzuatın hiçbir yerinde öğretmenlere haftada birden fazla nöbet verileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamasına rağmen bunun tersi uygulamalar yapılıyor. Haftada birden fazla nöbet verilemeyeceğini iddia ediyoruz. Bu amaçla da Genel Merkezimiz eylem kararı almıştır. Haftada bir günden fazla verilen nöbet görevini hiçbir arkadaşımız yapmak zorunda değildir. Bu amaçla almış olduğumuz yönetim kurulu kararımızı ve okul idaresine arkadaşlarımızın verecekleri dilekçeyi sendikamızın web sitesinde yayınladık.  Lütfen çift nöbet görevi verilen arkadaşlarımız bu dilekçeleri indirsinler ve okul idarelerine versinler.” dedi.

Üniversitelerin problemlerine de değinen Şahindoğan, “Biz Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarını bir bütün olarak görüyoruz. Ülkemiz üniversitelerimiz sayesinde gelişecektir. Ancak bugün maalesef üniversitelerimiz sorunlar yumağı ile uğraşmakta ve asıl görevini yerine getirememektedir. Üniversite çalışanlarımızın pek çok sorunu bulunmaktadır. En başlıca sorunları ise, üniversitelerin demokratik bir şekilde yönetilememesidir. Rektörlere derebeyi yetkisi veren yasalar ile üniversitelerimiz bir yerlere gidemez. Bu yetki mutlaka paylaşılmalı ve rektörün yetkileri sınırlandırılmalıdır. Üniversitelerde çalışan idari personel de tıpkı akademik personel gibi seçimlere doğrudan katılabilmelidir.” şeklinde konuştu.