GENEL MERKEZ BURSA VE ÇANAKKALE’DEYDİ.

Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, 16 Mart tarihinde Bursa 1 ve 2 No’lu Şube, 17 Mart tarihinde de Çanakkale Şubesinin düzenlediği istişare toplantılarına katıldı. Toplantılarda Bursa 1 ve 2 No’lu Şube Başkanları, Çanakkale Şube Başkanı, şubelerin yönetim kurulu üyeleri, işyeri ve ilçe temsilcileri ile şubelerin kadın komisyonu üyeleri katıldı.

Toplantılarda konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 101’inci yıldönümünü kutlayarak sözlerine başladı. Özdemir, “Anadolu’yu vatan yapmak için canını veren 253 bin şehidimizi de rahmet ve minnetle anıyoruz” dedi. Bu coğrafyanın şehitlerimizin kanlarıyla sulandığını, bugün ise vatanımızın birilerinin şahsi ikbali uğruna peşkeş çekildiğini ve bölünme noktasına getirildiğini kaydeden Özdemir, terör saldırılarına değindi. Özdemir, “Ankara’nın göbeğinde bombalar patlıyor. Terörist saldırılarını önleyemeyen istihbarat birimlerinin ve bu siyasi erki 13 yıldır ülkenin başına bela edenlerin yaşananlarda hiç mi payı yok? Değerlerimizin yok olması, vatanımızın bütünlüğüne yönelik saldırılar, her gün şehit vermemiz ne yazık ki toplumun büyük bir kesiminin umurunda değil. Gazetelerde ‘Ya başkanlık ya kaos’ manşetleri atılıyor. Ülkemizde ihanet içinde olanların sayısı giderek artıyor. İnsanlar artık sadece kendi çıkarlarını düşünüyor. Buradan soruyorum: Hani analar ağlamayacak, huzur bulacaktı. Bu söylemler gerçekleşti mi? Türk milleti olarak Habur rezaletini, Oslo görüşmelerini, Dolmabahçe mutabakatını unuttuk mu? Çözüm süreci döneminde iki yıl boyunca bu milleti uyutmaya çalışan akillerin bugün sesi çıkmıyor. Aslında bu ülkenin akilleri de, aydınları da sizlersiniz. Millet üzerinde oynanan oyunu, ihaneti en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Biz makam, mevki ihale dağıtmıyoruz. Biz gönül birliğini, ülke birliğini, ülkü birliğini paylaşıyoruz. Bu ülkenin size ihtiyacı var” diye konuştu. Türkiye Kamu-Sen’in milli refleksleri ortaya koyan ve teslim olmayan tek sivil toplum kuruluşu olduğunu söyleyen Özdemir, “Bu oyunu Türkiye Kamu-Sen bozacak” dedi.

Mevcut Hükümetin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değiştirilmesi, iş güvencemizin elimizden alınması gibi bir düşüncesi olduğunu söyleyen Özdemir, “İş güvencemizin elimizden alınmasına müsaade etmeyeceğiz. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun köhneleştiğini söyleyenler var. 657 Sayılı DMK elbette değiştirilebilir ama Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda, kamunun ihtiyaçları ve devlet memurlarının ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilebilir. Bunu bahane ederek, paralel yapıyla mücadele edilecek gibi görünerek iş güvencemizin elimizden alınmasına izin vermeyiz. Amaç devletin memuru değil, hükümetlerin memurunu yaratmaktır. Anayasa’nın 128. Maddesinde ‘Devletin asli ve sürekli işleri, devlet memuru eliyle yürütülür.’ der. Bu madde çok önemlidir. İş güvencesi elimizden alınmaya çalışılırsa, Türkiye’nin her yerini eylem alanına çeviririz” dedi.

Genel Sekreter Musa Akkaş da yaptığı konuşmada terör saldırılarını kınadı. Akkaş şunları kaydetti: “Terör saldırıları nedeniyle yüreğimiz yanıyor. Acımız gerecekten büyük.  Ankara’da Ekim ayından bu yana 162 vatandaşımızı kaybettik.  Terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Vatan, bayrak, millet ve Allah için şahadet şerbetini içen aziz şehitlerimizin de ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-sen olarak terörle mücadele eden emniyet güçlerinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yanındayız. Ama bugünlere nasıl geldiğimizin de iyi okunması gerekir. Hatırlarsanız açılım süreci adı verilen ihanet süreci, TRT Şeş’in açılması ile başladı. Bebek katili ile yapılan görüşmeler, Habur’da yaşanan rezillik, Oslo görüşmeleri ve Dolmabahçe mutabakatı sonucunda terör örgütü PKK adeta şımartıldı. Sözde akiller Türkiye’de şehir şehir gezerek, çözüm sürecini anlattı, ikna turları yaptı.  Tabi milli değerleri yüksek olan arkadaşlarımız akillere gerekli cevabı verdi. Öte yandan ihanet sürecinde terör örgütü silahlandı, şehirlerde asfaltların altına bombalar döşediler, hendekler kazdılar. Tarihin her döneminde Türk milletinin birliğine beraberliğine kasteden düşmanlar ile mücadele edilmiştir. Türk milleti bundan sonra da bu hainlere gerekli dersi mutlaka verecektir. Tarihe adını şan ve şerefle yazdıran necip Türk milleti asla ideallerinden, duruşundan, ülküsünden, vatanseverliğinden, hürriyetinden vazgeçmemiştir.

Maalesef son 14 yıldır Türk milleti derin bir gaflet uykusundadır. Türk milletinin fıtratında bezginlik, boş vermişlik gibi kavramlar yer almamaktadır. Şunu herkes bilmelidir ki; ihanetin hesabı sorulmadığı müddetçe bize biçilen onursuz kaftanları giymek zorunda kalacağız. Gelecekler nesillerin daha özgür olarak yetişmesi Türkiye Kamu-Sen gibi ülke sevdalılarına görev düşmektedir. Bizim varlık sebebimiz budur. İyi ki Türkiye Kamu-Sen var, iyi ki Türkiye Kamu-Sen’e gönül verenler var. Özellikle değer yargılarının alt üst edildiği bir dönemde adaletsizliğe, haksızlığa, yolsuzluğa, hırsızlığa karşı durmak, sesini yükseltmek her sivil toplum kuruluşunun harcı değildir.”

Eğitim hayatımız ile ilgili çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya kaldığımızı da belirten Akkaş, “Eğitim bir milletin kültür, sanat ve her alanda ilerlemesini sağlayan çok önemli bir faktördür. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, yüksek bir cemiyet halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder’ diyor. Türk milli eğitimi bugün maalesef siyasete ve ideolojilere alet edildiği için sorunlar ile karşı karşıyadır. Eğitimde yöneticilik çok önemlidir. Atamalar, görevlendirmeler liyakat ve kariyer ilkelerine göre yapılmazsa, ülke olarak iyi yöneticiler yetiştiremezsiniz, eğitimde kalite sağlamanız mümkün olmaz” diye konuştu.

MEB Yasası ile 100 bin kişinin yöneticilik görevlerinden alındığını söyleyen Akkaş, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi MEB Yasası çıkarıldı. Hiç hak etmediği halde, çok başarılı olmasına rağmen görevden alınan arkadaşlarımız var. MEB Yasası ile birlikte Türkiye’de 100 bine yakın yönetici görevden alındı. Yönetim kademesinde birtakım sorunlar ya da başarısızlık söz konusu olduğunda 657 DMK’nın disiplin yönetmeliği işletilmektedir. Geçmişte MEB müfettişleri vardı. Bu müfettişlerimiz hem öğretmenleri hem de okul yöneticilerini her yıl denetlemekteydi. Görevden alınan okul müdürlerinin denetleme sonucuna baktığımızda; hepsinin çok başarılı olduğunu görebiliriz. Hatta bazı okul müdürleri, bizzat bakan ya da vali tarafından başarı belgesi ile ödüllendirilmiştir. Peki bu kadar başarılı okul müdürlerinin görevden alınması hak mıdır? Maalesef başarılı olmak günümüzde suç haline gelmiştir. Bu haksızlığı yapanlar da dini referans alanlardır. Din, adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı çıkmaktır. Yüce dinimiz; ‘İşi ehline verin’ diyor. Buna rağmen başarılı olmasına rağmen görevden alınan insanların yerine yandaşlar, mevzuat bilgisi olmayanlar, liyakatsiz, bilgisiz insanlar iş başına getirildi. Dolayısıyla bugün eğitim sistemimiz çıkmaz bir noktaya gitmektedir. Vatanını, milletini seven Türk Eğitim-Sen üyelerinin yönetici olma hakkı yok mu? Bu insanlar hırsızlık mı yaptı? Bu insanların tek suçu yandaş olmamak, vatanını, milletini çok sevmeleri midir? Eğer bu suç ise, biz bu suçu bundan sonra da işlemeye devam edeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, haksızlıkların hukuksuzlukların üzerine gideceğiz.”

Akkaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Peygamber Efendimiz, ‘Bunu bilesin ki, ey amca! Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler, ben yine bu dinden, bu tebliğden vazgeçmem. Ya Allah, bu dini hâkim kılar, yahut ben bu uğurda canımı veririm’ demiştir. Dolayısıyla Türkiye Kamu-Sen, Türk Eğitim-Sen olarak yaptığımız; haksızlığa, hukuksuzluğa tepki göstermektir. Tüm haksızlıkların, hukuksuzlukların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

14 yıl önce 20 bin olan taşeron çalışan sayısının 720 bine ulaştığını da söyleyen Akkaş, “Seçim beyannamesinde taşeron çalışanların kadroya alınacağını ifade eden Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün ise asıl iş tanımına uyanları kadroya alacaklarını söylüyor. Asıl iş tanımına uyan taşeron sayısı ise 120 bin ile 150 bin arasındadır. Geriye kalan 570 bin kişi taşeron çalışan olarak kalacaktır ve taşeronlaşma yine devam edecektir. Bazı insanlar dişinden tırnağından artırarak bin bir zorlukla okuttuğu çocuklarının işe girmesi için iktidar partisinin il, ilçe başkanlıklarının, belediye başkanlıklarının kapısını çalacaktır. Evlatlarımızın kaderinin taşeron patronların iki dudağı arasında olmasına izin mi vereceğiz?” diye konuştu.