GENEL MERKEZ KAYSERİ VE AFŞİN`DEYDİ

Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ve Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan 09.03.2016 tarihinde Kayseri Şubelerinin, 10.03.2016 tarihinde ise Kahramanmaraş 2 No’lu Şube’nin düzenlediği il istişare toplantılarına katıldı. Toplantılarda Kayseri 1 ve 2 No’lu Şube Başkanları Ali Benli ve Ali İhsan Öztürk, Kahramanmaraş 2 No’lu Şube Başkanı Bünyamin Özberk Kayseri  ve Kahramanmaraş  Şubelerinin Yönetim Kurulu Üyeleri, Kadın Komisyonları, İlçe ve İşyeri Temsilcileri katıldı.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir mevcut iktidarın kamu çalışanlarına olan tutumunu eleştirdi. Özdemir, “Türk milleti olarak iyi günlerden geçmiyoruz.  Özellikle 14 yıllık AKP iktidarı döneminde kamu çalışanları ile bu ülkenin sevdalıları olan Türkiye Kamu-Sen’lilere uygulanan baskı ve zülüm, ülkenin bölünmesine sebep olacak terör örgütüne dahi uygulanmıyor” dedi.

Ülkenin bu hale gelmesinde çözüm sürecinin çok büyük payı olduğunu kaydeden Özdemir, “Oslo görüşmeleri ve Dolmabahçe mutabakatına rağmen mevcut iktidar yerini koruyor. Ülkemizin kalbinde, Ankara’da bomba patlıyor, Güneydoğu ise kan gölüne dönmüş durumda. Bu tablodan terör örgütlerine bugüne kadar göz yumanlar sorumlu değil mi?  Bakınız; akil adamlar Türkiye’nin her yerini dolaşarak çözüm sürecini anlattılar. Hatta o akillerden birisi de ‘Çözüm sürecini hayvanlar bile anladı, bunlar anlamadı’ dedi.  Evet, biz çözüm sürecini kabul etmiyorduk. Zira haklı olduğumuz bugün daha net ortaya çıktı. İki yıllık süreç içerisinde bu ülkenin yollarına bombalar nasıl konuldu? Neden bunlara göz yumuldu? Hani ‘analar ağlamayacaktı?’  Bunları milletimize anlatmak zorundayız.  Çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz” diye konuştu.

Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben 14 yıl boyunca Diyarbakır’da görev yaptım. O dönemde her 5 km’de bir kontrol vardı. Ama bundan iki yıl önce bölgeye gittiğimizde çok farklı bir manzara ile karşılaştık. Güvenlik güçlerimizin halkın içinde olması, o bölgede tahrik unsuru olacağı düşüncesi oluşturulmuş.”

Alkış sendikacılığı yapıldığını ifade eden Özdemir, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın eşi bir açıklamasında ’90 yıllık enkazı kaldırdık.’ diyor. Şimdi sayın hanımefendiye birileri sormaz mı; ‘Kadınlara seçme ve seçilme hakkı birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına verilmedi mi?’ Hanımefendi bu sözleri sarf ederken diğer hanımefendiler de alkışlıyor. Böyle biat kültürüne sahip bir toplum nereye gider? 1930 yılında kadınlarımıza verilen haklar, Avrupa ülkelerinde verilmemişti. Bazı Avrupa ülkelerini örnek göstermek gerekirse; Fransa 1944 yılında, Japonya 1945 yılında, İtalya 1946 yılında, Çin 1947 yılında, İsviçre ise 1971 yılında  kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Bunun neresi enkaz? Size biat eden o topluluklara sadece şirin gözükmek için söylemlerde bulunuyorsunuz. Yandaş sendika da toplu sözleşme masasında aynısını yaptı, memurların haklarını gasp etti ama ne yazık ki yandaşları bunları alkışladı. Memuru pazarlayanlar ceylan dersi koltuklarda oturuyor ama kamu çalışanları halen bunlara yetki vermeye devam ediyor.” dedi.

Hukukun iğdiş edildiğini ifade eden Özdemir şunları söyledi: “Hukuksuz bir yönetici atama süreci yaşadık. Hani hukukun üstünlüğünü savunuyordunuz? Mahkeme karalarına rağmen arkadaşlarımız görevlerine iade edilmiyor. Gerçi Sayın Cumhurbaşkanı bile bu ülkenin en üst hukuk kurumu olan Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararları tanımıyor. Böyle olunca da illerdeki yöneticilerde hukuku tanımaz hale gelmiş. Ama herkes şunu iyi bilmelidir; bugün iğdiş edilen hukuk, yarın sizi de bulacaktır.  Sizler hak ettiği yönetici hakkını onların elinden almakla tam bir kul hakkı yiyorsunuz. Aynı zamanda onun sofrasındaki ekmeği çalıyorsunuz. Buna ne zaman dur diyeceksiniz? Siz vatansever kişilere çok büyük görevler düşüyor. Yaşananları herkese anlatmak zorundasınız. Sanki milletin üzerine ölü toprağı ekilmiş.”

Özdemir, “Önümüzdeki hafta Çanakkale Zaferi’nin 101’inci yıl dönümünü kutlayacağız. 250 bin vatan evladımız bu Anadolu coğrafyasını vatan yapmak için can verdi. Ecdadımız gibi bizler de gerekirse bu ülkenin bağımsızlığı için canımızı veririz. Ama kanunları yönetmelikleri kendisine uydurmaya çalışan bir mantıkla bu ülke bir yere gitmez” diye konuştu.

Özdemir’in ardından Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan bir konuşma yaptı. Çözüm sürecini ve akil adamlar heyetini sert bir dille eleştiren Şahindoğan şunları kaydetti: “Türkiye her alanda zor zamanlar geçiriyor. Belki Cumhuriyet tarihi boyunca yaşamış olduğumuz bölücülük tehlikesi hiç bu kadar ciddi boyutlara ulaşmamıştı. Artık ülkenin bir bölgesinde resmen ayaklanma diyebileceğimiz şekilde ülkemize ve devletimize karşı bir başkaldırı var.  Üstelik bunların birçok şehrimizde ciddi bir tabanı ve yandaşları var. Bir anda ülkenin her tarafını kargaşa içine sokabiliyorlar. Ülkenin her tarafında anarşiyi hortlatabiliyorlar. Maalesef bu sürece kendiliğinden gelinmedi. Bizi yöneten, birlik ve beraberliğimizi koruması için görevlendirdiğimiz insanların gaflet içerinde hareket etmesi, çözüm süreci adı verilen ne idüğü belirsiz ancak bize göre ülkemizin çözülmesinin başlangıcı olan bir süreç yürütüldü. Bu süreçte birçok sözde aydın akil olarak görevlendirildi. Taşıdıkları zehri bu millete ilaç diye gösterdiler. Gaflet o kadar derin boyutlardaydı ki, yollarımızın altına bombalar yerleştirilirken, dağların başına taşınması zor silahlar taşınırken, şehirler bir cephaneliğe dönüştürülürken çözüm süreci zarar görmesin diye tüm bu yapılanlara ses çıkarılmadı. Güvenlik güçleri adeta toplumun içerisinden çekildi. Asker kışlasına, polis karakoluna hapsedildi ve teröre zemin bu şekilde sağlandı. Şimdi gelen her şehit tabutunda bu gaflet sürecinin faturası ödenmektedir. Biz o dönemde gaflet sürecine karşı çıktığımızda, bunun bir ihanetle çözülme süreci olduğunu ifade ettiğimizde bizleri ‘paranoyaklıkla’ suçlayanlar, ne kadar haklı olduğumuzu gördüler. 73 günde İstanbul fethedildi ancak 3 aydır Sur’a girilemedi. Bu sıkıntılı süreç tabi böyle kalmayacak. Kamu çalışanları gelinen bu noktanın gerçek müsebbiplerini de görecek ve demokrasinin en önemli unsuru olan sandıkta gereken cevabı vererektir. En azından bu kötü süreçten çıkış yolunu sandıkta aşacaktır. Vatanseverler var oldukça ülkemizin birlik ve beraberliğinin devam edeceğinin ümit ediyoruz.”

Yargı kararlarının uygulanmadığını kaydeden Şahindoğan, “Sadece ülkemiz için kötü bir dönem değil, kamu çalışanları açısından da kötü bir dönem yaşanıyor. 14 yıldır mevcut iktidar toplumun yarısıyla kavgalı, yarısını ise sahipleniyor. Kendisinden olmayana, biat etmeyene hiçbir hak ve hukuk tanımıyor. Yandaşlarının lehine olan mahkeme kararların karşyı son derece saygı değer ancak aleyhlerinde olan kararları tanımıyorlar. İşte böyle bir çifte standart hukuk anlayışına sahip iktidar var. Bu iktidar Sayın Cumhurbaşkanı’ndan, en alt bürokratına kadar  aynı zihniyette. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir kararı ayakta alkışlayanlar, beğenmedikleri bir başka karar olduğunda tanımadıklarını ifade ediyorlar. Böyle bir hukuk devleti olabilir mi? Memlekete güzel adalet sarayları yapıyorsunuz. Ülkede adalet, hukuk bırakmadıktan sonra istediğiniz kadar adalet sarayı yapın ne işe yarayacak” dedi.

Yönetici atama konusuna da değinen Şahindoğan, Türk Eğitim-Sen olarak okul ve kurum yöneticilerinin haklarını savunduklarını belirtti. Şahindoğan şunları kaydetti: “Mevcut iktidar döneminde ciddi haksızlıklar yaşandı. Yöneticilerimize çok büyük haksızlıklar yapıldı. Yıllardır okullarını, kurumlarını başarı ile yöneten, dişiyle tırnağıyla mücadele ederek yönetici olmuş insanların bir kanun yoluyla yöneticilik görevleri ellerinden alındı. Güya yöneticilik görevlerini değerlendirmede başarılı olanları devam ettirdiler, başarılı olmayanları öğretmenlik görevine döndürdüler. Bu değerlendirme gerçekten objektif bir değerlendirme miydi? Liyakatsiz birçok insan sırf bunlara yandaş olduğu için çeşitli yöneticilik makamlarına getirildiler ve gerçekten liyakatli insanlar sırf yandaş olmadıkları için yöneticilik görevlerinden uzaklaştırıldılar. Hiçbir akıl ve vicdan sahibinin kabul edemeyeceği bir süreç yaşandı. İnsanların hakları gasp edildi. İslamiyet’in temeli olan adalet duygusu zedelendi. Üstelik bunu da güya Müslüman olduğunu söyleyen insanlar yaptı. Her şeye rağmen Türkiye’de hukuk ve adalet var. Yönetici arkadaşlarımızın hakkını Türk Eğitim-Sen olarak mahkemelerde arıyoruz, aramaya da devam edeceğiz. Onlar arkadaşlarımızın lehine çıkmış mahkeme kararlarını uygulamamak için ne kadar direnirlerse dirensinler bu işin kaçışı yok. Gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne ya da AİHM’e giderek bu arkadaşlarımızın gasp edilen haklarını mutlaka alacağız. Çünkü er ya da geç hak galip gelecektir. Biz buna inanıyoruz.”

Stajyer öğretmenlerin üzerinde yandaş sendika tarafından baskı kurulmak istendiğini ifade eden Şahindoğan, “Bu iktidar kamuya personel alımı ya da personel terfisinde sürekli olarak mülakat sistemini ön plana çıkarmaktadır. Özellikle yazılı sınavdan kaçıyorlar. Göstermelik bir yazılı sınavın ardından mülakat yapıyorlar. Türk Eğitim-Sen olarak objektif bir yazılı sınavın yapılmasını destekliyoruz. Arkadaşlarımızın yazılı sınavlarda başarı göstereceğine inanıyoruz. Tabi bunlar yandaşlarının ne kadar yetersiz olduğunu ve objektif yapılan yazılı bir sınavda başarı gösteremeyeceklerini bildiklerinden her alana mülakatı dahil etmeye çalışıyorlar. Bildiğiniz gibi stajyer öğretmenlerimizin adaylıklarının kaldırılması da mülakata bağladılar. Yandaş sendika, mesleğe yeni başlayan stajyer öğretmenlere ‘Eğer bize üye olmazsan senin stajyerliğin kalkmaz’ şeklinde şantaj yapıyor. İnsanları korkutmanın adı sendikacılık olamaz.” diye konuştu.