GENEL BAŞKAN; “SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE İŞÇİ MEMUR AYRIMI VAR.”

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 29.11.2015 tarihinde Antalya 1 No’lu Şube’nin Finike İlçesinde düzenlediği 24 Kasım Öğretmenler Günü programına katıldı. Programda Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan, İLKSAN Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Torun, Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Bünyamin Seçme ve çok sayıda öğretmen hazır bulundu.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk önemli açıklamalar yaptı. Koncuk: “ Bütün zor şartlar altında çalışanlarımızın Allah yar ve  yardımcıları olsun. Bir öğretmenler gününü daha geride bıraktık. Öğretmenlik mesleği Peygamberlik mesleğidir. Atatürk’ün de ifade ettiği gibi; ‘Milletleri kurtaracak olanlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.’ Maalesef Türkiye’de öğretmenlerimize, memurlarımıza yeteri kadar önem verildiğini ben şahsen görmedim. Tam tersi onları toplum karşında tahkir edici, küçük düşürücü beyanları görüyoruz. Bir yanda milletlerin geleceğini kurtaracak yalnız ve ancak öğretmenlerdir diyenler, bir yandan da ‘öğretmenler haftada kaç gün çalışıyor’ ‘bir de maaşını beğenmez’ diyen yöneticiler var. Öğretmenlik mesleğinin ne anlama geldiğinden haberdar olmayan  sözde devlet yöneticileri var. Bunları her zaman kınadığımızı da ifade ediyoruz.” dedi.

MEMURA KAFAYI TAKMIŞLAR. İSTİYORLAR Kİ, DEVLET MEMURLARI DA İŞÇİLER VE TAŞERONLAR GİBİ GEREKTİĞİNDE HEMEN KAPININ ÖNÜNE KONULA BİLEN İNSANLAR HALİNE GETİRİLSİN, ANCAK BUNU YAPMAK MÜMKÜN DEĞİL

Devlet memurlarının iş güvencesinin kaldırılmak istendiğini yineleyen Koncuk şöyle konuştu; “Son günlerde 657 devlet memurları kanunu ile ilgili birtakım değişiklikler yapılacağına dair bilgileri hepimiz duyuyoruz. Bunu açmak gerekirse, 657 ile devlet memurları ile ilgili değişlik yapılmasından kasıt nedir acaba? İş güvencesini ortadan kaldırmak. Evet 657 sayılı  kanunda değiştirilmesi gereken çok maddeler var. Hatta bu konu gündeme geldiğinde Türkiye Kamu-Sen olarak bir çalışma yaptık, 657 sayılı devlet memurları kanununun 80 maddesini değiştirdik ve bu çalışmamızı eski Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e bizzat götürdüm ve Bakan’a ‘657  değişsin diye sürekli söylüyorsunuz eğer değiştirecekseniz değiştirilmesi gereken maddeler bunlardır.’ dedim.  Mesela en basit bir tanesini söyleyim; ek gösterge rakamları, bu yıllar önce belirlenmiş rakamlardır ve fakat hala biz öğretmenler 3600 ek gösterge konusunu kabul ettiremedik. Seçim öncesinde emniyet teşkilatının  oyunu kazanabilmek için  polislerimizin ek göstergelerinin artırılacağı sözü verildi. Hatta şu anda onunla ilgili bir çalışma da var. Tabii biz polislerimizin ek göstergelerinin artırılmasına falan karşı değiliz, hatta hakediyorlar ama diğer memurlarımız haketmiyorlar mu? Hizmetlimiz, ebemiz, hemşiremiz, öğretmenimiz bunlar ek gösterge rakamlarının artırılmasını hak etmiyor mu? O zaman disiplin hükümleri de dâhil 80 maddede çalışma yapmıştık. Ama bunların kafasında başka bir şey var. Memura takmışlar istiyorlar ki, devlet memurları da işçi ve taşeronlar gibi gerektiğinde hemen kapının önüne konulabilen insanlar haline getirilsin. Sayın Cumhurbaşkanı  yaptığı açıklamalarda şunu söylüyor; ‘dünyanın neresinde işçi-memur ayrımı var?’  Halbuki Sayın Cumhurbaşkanı bu konuşmaları yapmadan önce  Devlet Personel Başkanlığı’nın  sitesine bakmış olsaydı; ABD, İngiltere, Fransa, Belçika gibi birçok gelişmiş ülkede hem iş güvencesi olduğunu hem de farklı hukuki normlara tabi tutulduğunu  görecekti. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde işçi memur ayrımı var. Tüm bu olaylar gerçekken sanki devlet memurunu çalışmayan, iş üretmeyen gibi göstermek bir çabaları var. Bu,  devlet memurlarına karşı haince bir bakıştır, anlamakta zorlanıyorum.” dedi.

BU 657 SAYILI KANUNUN NE OLDUĞUNU BİLMEYEN BAZI YAZARLAR KÖŞE YAZILARINDA 657 DEĞİŞSİN DİYE BAS BAS BAĞIRMAYA BAŞLADILAR. BUNLAR YAĞDANLIK TAKIMI.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bakan ve bir kısım STK’ların katıldığı ve kamu çalışanlarının yaşadığı problemlerin konuşulduğu toplantıya iştirak ettiğini belirten Genel Başkan Koncuk şunları söyledi: ‘Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan ile 7 saat süren bir toplantıya katıldım. Söz konusu toplantıda şunları ifade ettim:  ‘Türkiye’de her 29 vatandaşımıza bir devlet memuru düşüyor, OESD ülkelerinin ortalamasına göre ise, 15 vatandaşa bir devlet memuru düştüğü, hatta Belçika’yı baz aldığımızda orada 12 vatandaşa bir devlet memuru düştüğü görülecektir. Bu heyet içerinde bu istatistikleri bilen var olduğunu düşünmüyorum.’ Toplantı esnasında   hatta STK Başkanı dedi ki; ‘ 657 sayılı kanun değişmelidir.’ Ben de dayanamadım ‘bu konu sizi ilgilendirmez. Seni 657 neden ilgilendiriyor?  Sen devlet memuru değilsin. Burada ahkam kesme hakkına da sahip değilsin. Hayatında 657 sayılı devlet memuru kanunu okudun mu?’ O da okumadığını söyledi. Yani ne yazdığını bilmediği bir kanunun değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Peki bunu neden söylüyor? Çünkü daha önce Sayın Cumhurbaşkanı 657 sayılı kanun değişmeli demişti, ona yağcılık yapmak için söylüyor. Özellikle bazı gazetelerin köşe yazarları bu kanunun ne olduğunu bilmedikleri halde köşe yazılarında 657 değişsin diye bas bas bağırmaya başladılar. Bunlar yağdanlık takımı.” dedi.

Devlet memurlarının iş güvencesinin kaldırılamayacağına vurgu yapan Koncuk,  “Herkes müsterih olsun kimse bunu başaramaz. Şöyle ki; devlet memurlarının iş güvencesini kaldırmak için 657 değiştirmek yetmez. Anayasa’nın 128. Maddesinin de değiştirilmesi gerekir. Şu anda hiçbir siyasi parti tek başına Anayasa’nın 128. maddesini değiştirme hakkına sahip değil. 367 milletvekili sayısına kimse ulaşamıyor.  Değiştirmek sadece bir şekilde mümkün, o da yargı hakkımızın elimizden alması ama onda da vatandaş olarak bizim yargı hakkımız var. Onun için ne yaparlarsa yapsınlar memuru tehdit etmekten öteye geçemezler. Ben bunları neden anlatıyorum? Çünkü bunların memura bakış açılarının olumlu olmadığını biliyorum.” dedi.

YETİŞTİRİYORUZ BİN BİR ZORLUKLA SONRASINDA TAŞERON PATRONLARINA ‘AL BENİM EVLADIMI SÖMÜR’ DİYORUZ. BÖYLE BİR ANLAYIŞ OLAMAZ. SESSİZ KALAN HİÇBİR EBEVEYNİN İDRAK NOKTASINDA OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM.

Kamuda taşeronlaşmanın 13 yılda arttığını, son zamanlarda  taşeronları kadroya alacaklarını söyledikleri ancak orada da bir aldatmaca olduğunu belirten Koncuk; “Şu anda taşeronların kadroya alınması söz konusu, 2002 yılında kamuda sadece 20 bin taşeron vardı. Bugün sayı 720 bin ulaştı. Bu iktidar 13 yılda 20 binden 720 bine getirdi. Şimdi ise taşeronları kadroya alacaklarını söylüyorlar. Orada da bir aldatmaca var. Şöyle ki; 720 bin taşeron çalışanın  içerisinde asıl iş ve yardımcı iş diye bir tanım getiriyorlar, o da 100 bin kişiyi kapsıyor, geride kalan  620 bin kişi taşeron kalmaya mahkum. Türkiye’de çalışma hayatı bozulmak istenip taşeron modeli istihdamı getirmek istiyorlar. Bu anlayış belki şu anda çalışanları tehdit etmiyor gibi görünüyor ama evlatlarımızın geleceğini etkileyen bir konudur. Yarın onların nasıl bir çalışma hayatı beklediğini düşünmek, bunlara bir tepki ortaya koymak bizim anne baba olarak görevimiz değil mi? Yetiştiriyoruz bin bir zorluklar sonrasında taşeron patronlarına ‘al benim evladımı sömür’ diyoruz. Böyle bir anlayış olamaz. Sessiz kalan hiçbir ebeveynin idrak noktasında olduğunu düşünmüyorum. Peki bu mücadeleyi kim yapacak. Elbette bütün vatandaşlarımız tepki ortaya koyacak. Ama bu mücadelenin göbeğinde olması gereken kesim önce öğretmenlerimizdir.  Yüce Allah’ta Ayet-i Kerimesi’nde de buyuruyor; ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Esasında bilenlere Allahü Teala daha çok sorumluluk yüklüyor. Bir öğretmen, öğrencisine sadece kendi branş dersini öğretmiyor. Aynı zamanda öğretmenlik hayat içerisinde mücadele etmeyi dik durmayı öğreten insanların yaptığı mesleğin adıdır.” dedi.

BU PARALEL SENDİKA VAR OLDUĞU SÜRECE, O SENDİKANIN ÜYELERİ DE BUNU BİLSİN Kİ; BAŞIMIZ BELADAN KURTULMAZ!

İş güvencesine yönelik tehdit  hangi siyasi teşekkülden gelirse gelsin, ayaklarının altında olduğunun altını çizen Koncuk “Her zaman şunu ifade ettim; memurla derdi olanın bizimle de derdi vardır. Kimlere destek vereceğimizi memurların da artık fark etmesi gerekir. Bakınız paralel bir sarı sendika var. Adeta bir mikrop gibi kamuya girmiş; okullarımızda,  hastanelerimizde, tüm devlet kurumlarında düzeni bozmuştur. Bu paralel sendika var olduğu sürece, o sendikanın üyeleri de şunu bilsin ki; başımız beladan kurtulmaz! Çalışma hayatı ile ilgili tüm kazanımlarımızı, dostluğumuzu bu hastalıklı anlayış yüzünden kaybederiz. Onun için bu arazlı sendikal anlayışın Türkiye’de yok edilmesi lazım. Allah’ın izniyle biz her zaman doğruyu yaptık. Bundan sonra da el birliği ile doğruyu yapmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.