GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ İSTANBUL’DA İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDI.

Türk Eğitim-Sen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan ile Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, İstanbul 2 No’lu Şube’nin düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Temsilcisi Mustafa Kavlu, Türkiye Kamu-Sen İstanbul Eski İl Temsilcisi Hanefi Bostan, Türk Eğitim-Sen İstanbul Şube Başkanları, şube yönetim kurulu üyeleri, okul yöneticileri ve üyelerimiz katıldı. 
Toplantının açılışında Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Temsilcisi Mustafa Kavlu, Türkiye Kamu-Sen İstanbul Eski İl Temsilcisi Hanefi Bostan ve İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Halil İbrahim Çakmak birer konuşma yaptı.
Toplantıda bir konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, 13 yıllık AKP iktidarı döneminde, Türkiye Kamu-Sen mensuplarının ciddi bir ötekileştirme ile karşı karşıya kaldığını kaydederek,  “Bu süreç hepimiz için çok kolay olmadı. Ama bizim camiamız her zaman zoru tercih etmiştir. Dün nasılsa, bugünde aynı mücadele ile yolumuza devam edeceğiz” dedi.  
Türk Eğitim-Sen’in 220 bin üyesi olduğunu kaydeden Özdemir, “Her yıl üye sayımız 10-15 bin civarında artıyordu.  Bu yıl yönetici atama konusu bizim açımızdan da ciddi sorunlar yarattı. Ama her şeye rağmen 220 bin üye ile Türk Eğitim-Sen yoluna devam etmektedir” diye konuştu.
7 Haziran seçimlerinin yanlışları yapanlarla hesaplaşma günü olduğunu söyleyen Özdemir şunları kaydetti: “Bizi görmezlikten gelenler, bu ülkeyi karşılıksız seven eğitim çalışanlarını ötekileştirenler 7 Haziran tarihinde yanlışları ile hesaplaştılar. Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır, istedikleri zaman bizleri ötekileştiremeyeceklerdir. Bu nedenle de çok daha fazla çalışacağız, birbirimize kenetleneceğiz ve küçük hesaplar peşinde olmayacağız.  Küçük hesaplar peşinde olan insanlar emin olun ki, her şey değiştiğinde kimsenin yüzüne bakamayacaklardır.  Çünkü bu davanın üyeleri, inandıkları değerler uğruna mücadele ederek daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir.  Şimdiye kadar bizi görmeyenler, bizleri ötekileştirenlerin değirmenine su taşıyanlar, 3-5 aylık görevlendirme ile inandığı değerleri terk edenler yarın hukuk önünde bunların hesabını verecektir. Allah her zaman doğrunun yanındadır.”  
Yeni kurulacak hükümetten hukukun ve insan haklarının üstün tutulduğu bir yönetim anlayışı istediklerine vurgu yapan Özdemir şöyle konuştu: “Türk Eğitim-Sen’in yaptığı mücadele sayesinde hukuk karşında bizim haklılığımızı ortaya çıkardı. Çünkü biz hukukun hakim olduğu bir yönetim şekli istiyoruz.  İnsan haklarına saygı, liyakatin göz önünde bulundurulduğu  bir yönetim şekli istiyoruz. Umuyoruz ki;  bu ülkeyi yöneten siyasi iradeler bunun farkında olur;  önümüzdeki günlerde kurulacak yeni hükümet yaşadığımız sıkıntıları görür, bu ülkenin ve kamu çalışanlarının geleceği için aklıselim kararlar verirler.” 
Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan da 13 yıldır zor bir dönem yaşandığını, kamu çalışanlarının birçok haksızlığa maruz kaldığını belirterek, şunları kaydetti: “Çoğu zaman hakkımızı sokaklarda ve mahkeme koridorlarında aramak zorunda kaldık. Türk Eğitim-Sen olarak mücadeleden vazgeçen bir sendika değiliz. Mücadelenin her türlüsünü geçmişte yaptığımız gibi, bundan sonra da ortaya koyarız. Ancak bundan önceki iktidarlar döneminde demokratik sınırlar içerisinde yürütülen mücadele, 13 yıllık iktidar döneminde anti-demokratik ve hukuk tanımaz mantıkla yürütüldü. Siz bir haksızlığa uğradığınızda gideceğiniz bir mahkeme olmalıdır. Demokratik ülkelerde haksızlığa uğrayan kişi devlet tarafından da haksızlık yapılsa hakkını arar. Türkiye’de de bu iktidardan önce böyle oluyordu. İnsanlar haksızlığa uğradığında mahkemelere gidiyordu, mahkeme kararını alınca kaybettiği hakkına tekrar kavuşuyordu. Ancak mahkemelerin kararını tanımamak, kanunları tanımamak, Anayasayı tanımamak gibi kavramlar bu siyasi iktidar döneminde literatüre girdi.  Hiç kimse hukuktan, kanundan üstün değildir. Eğer kendini hukukun üstünde görenler varsa bilsin ki Türk Eğitim-Sen onlara sokakları da meydanları da dar eder, onların koltuklarında rahat oturmasına müsaade etmez. Bu ülke kimsenin çiftliği değildir. ‘Mahkeme kararını işime gelirse uygularım, işime gelmezse yok sayarım’ mantığını kabul etmiyoruz. Hiçbir hukuksuzluğu kimsenin yanına bırakmayız.” 
MEB Hukuk Müşavirliğinin İDDK’nın eski yöneticilerin görevlerine iade edilmesine ilişkin kararına yönelik yayınladığı görüş yazısına sert tepki gösteren Şahindoğan, “Güya MEB Hukuk Müşavirliği, Bakanlığın hukukla ilgili sorunlarını çözecek bir birimdir. MEB Hukuk Müşavirliği İDDK’nın okul yöneticileri ile ilgili kararının uygulanmasına gerek olmadığı şeklinde görüş yayınladı.  Böyle bir hukuk müşavirliği ve böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi? Mahkeme karar vermiş, 6 ay birlikte çalışmayan bir değerlendirici yönetici değerlendirmesi yapamaz. Demek ki bu değerlendirmeler geçersizdir. Hakkında yapılan değerlendirme geçersiz olan arkadaşımızın da derhal görevine döndürülmesi gerekir. Görevine döndüreceksin, değerlendirmeni de yönetmelik doğrultusunda tekrar yapacaksın. İDDK duyuru yapmadan, herhangi bir kriter getirmeden müdür yardımcısı ve müdür baş yardımcısı görevlendirmesi yapamazsın demiş. Sen yaptın mı? Yaptın. El altından kendi adamlarını müdür yardımcısı yaptın hatta müdür yardımcısı atamayı yeni bir tayin şekli haline getirdin. Köyde, kasabada ne kadar yandaşın varsa idareci yaparak onları merkeze çektin. Yargı sana dur diyor. Mahkeme sen bunu böyle yapamazsın, senin yaptığın bu uygulamalar hukuksuz ve geçersiz diyor. Bu mahkeme kararını tanımam, uygulamama mantığı demokratik bir kafanın ürünü değildir. Türkiye 13 yıldır totalitarizme yakın bir anlayışla yönetiliyor.  Kendisini her şeyin hatta hukukun bile üstünde gören bir insan ve onun kendisi gibi düşünen yandaşları bu ülkeyi yönetiyor. Biz Türk Eğitim-Sen olarak Türkiye’yi onların çiftliği haline getirtmeyeceğiz. Türkiye’nin demokratik, üniter ve hukuk devleti yapısını kimseye çiğnetmeyeceğiz. Danıştay’ın verdiği karar çerçevesinde yönetici arkadaşlarımızın acilen görevlerine iade edilmesi gerekir. Mahkeme kararını uygulamamak, uygulamakla görevli olanlar bakımından hapis cezasını gerektiren ciddi bir suçtur” diye konuştu. 
Türk Eğitim-Sen’ın hukuksuzlukta direnen, mahkeme kararını uygulamayacağını söyleyenler hakkında gerekli  girişimlerde bulunacağını kaydeden Şahindoğan, konuyu nereye kadar gitmesi gerekiyorsa oraya kadar götüreceklerini de ifade etti. Şahindoğan şöyle konuştu: “Hukuki yolların yanı sıra diğer her türlü eylemi de Ankara’da ve illerimizde yapacağız.  Perşembe günü Anayasa Mahkemesi’nde tüm bu olumsuzlukların temeli olan MEB Yasası görüşülecek. MEB Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu, insanların kazanılmış haklarını ellerinden aldığını düşünüyoruz. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin bu yasayı iptal ederek, konuştuğumuz problemlerin hepsini kökten çözeceğine inanıyoruz. Türkiye’de her şeye rağmen hukuk adamları var,  hakimler var. Biz hakimlerin sağ duyusuna güveniyoruz. Anayasa Mahkemesi’nden sonuç alamazsak, konuyu AİHM’e kadar götürerek arkadaşlarımızın hakkını arayacağız. Buna kimsenin şüphesi olmasın. Hiç kimse yapılan haksızlığın bunların yanına kar kalacağını düşünmesin.”
Türk Eğitim-Sen’in çok çetin mücadelelerden süzülerek gelen bir geleneğin günümüzdeki temsilcisi olduğunu söyleyen Şahindoğan, “Türk Eğitim-Sen kurşunlardan, zindanlardan, sürgünlerden ve baskınlardan yılmadan bugüne gelen insanların temsilcisidir. Dolayısıyla bu yaşananlar bize vız gelir, tırıs gider. Bu yaşananlar bizim ancak mücadele azmimizi kamçılar. Sizler teşkilatınıza güvenin, teşkilatınızın arkasında durun. Bu teşkilat sizlerle var, sizin için var” dedi.
Şahindoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir seçim süreci yaşadık. 13 yıldır diktatörce zihniyetle ülkeyi yönetenler bu ülkenin tapulu mülkleri olmadığını eksik bir mesajla da olsa anlamışlardır. Bundan sonra inşallah demokratik bir çizgiye gelirler. Sandıkta Milletimiz bunların yaptığı hukuksuzluktan memnun olmadığını, dolaylı bir şekilde ifade etmiştir. Bundan mesaj almayıp, aynı zihniyeti devam ettirirlerse, ülkemiz daha beter bir kaosa hızla ilerler. Bunun dönüşü çok zor olacaktır. Bizler bu noktaya gelmeden herkesin aklı selim içinde hareket etmesini ve üzerine düşen görevi sorumluluk bilinciyle yapmasını istiyoruz. Ülkedeki bu ötekileştirmenin bir an önce defedilmesi lazım. Türkiye’de insanların tamamını kucaklayan ve birbirine eşit gören bir anlayışın yeniden hakim olması lazım.”
Rotasyon uygulamasına değinen Şahindoğan, bu uygulamadan ivedilikle vazgeçilmesi gerektiğini bildirdi. Şahindoğan şunları söyledi: “Rotasyon en son yapılan değişiklikle 12 yıl olarak düzenlendi. Ancak 12 yıldan 15 yıla kadar olan sürece kademeli geçiş öngörüldü. Biz Türk Eğitim-Sen olarak insanların zorunlu yer değişikliğine tabi tutulmasına karşıyız. Rotasyonun eğitime hiçbir fayda sağlamayacağını söylüyoruz. Eğitim sisteminde zaten bir değişkenlik söz konusudur. Öğrenciler ve şartlar sürekli değişiyor. Bu noktada öğretmenin de değişmiş olması eğitime herhangi bir katkı sağlamaz. Bu nedenle MEB’in rotasyon uygulamasından vazgeçmesi gerekir. Bu uygulama eğer ısrarla yapılmak isterse, Türk Eğitim-Sen buna karşı duruşunu da gösterecektir.”
Toplu sözleşme süreci ile ilgili de önemli açıklamalar yapan Şahindoğan, “Önümüzde 1 Ağustos tarihi itibariyle yapılacak ve 1 ay sürecek toplu sözleşme süreci var. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen yetkili sendika değil. Sendikalar için yetkili olmak önemli bir vasıftır ancak sendikacılıkla yetkili olmaktan daha önemli olan etkili bir sendika olmaktır. Biz kendisini yetkili kabul eden sendikalarda daha etkili olduğumuzu, daha çok gündem belirlediğimizi ve çalışanların sorunlarını daha çok çözdüğümüzü biliyor ve buna inanıyoruz. Biz bu çizgimizi korumaya, etkili sendika olmaya devam edeceğiz. Toplu sözleşmelere konfederasyon bazında katılarak, çalışanları sorunlarını masaya taşıyacağız. Toplu sözleşme masasında sözde yetkili sendikaların kamu çalışanlarını pazarlamasına, hükümete peşkeş çekmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Toplu sözleşmede hükümetten öncelikli taleplerimiz olacak. Bunlardan bazılarını paylaşmak istiyorum: Tüm öğretmenlerimizin göstergelerinin 3600’e yükseltilmesi, ek göstergeden yararlanamayan hizmetli arkadaşlarımıza ek gösterge verilmesi, ek göstergeden yararlanan diğer eğitim çalışanlarının ek göstergelerinin 800 puan yükseltilmesi hükümetten talebimizdir. Tüm öğretmenlerin maaş karşılığı girdiği derslerin 15 saate eşitlenmesi, idarecilerin maaş karşılığı derse girme zorunluluğunun kaldırılması, ek ders ücretlerinin yüzde 100 artırılması, nöbetçi öğretmenlere 6 saat ek ders ücreti verilmesi, 4/C’li çalışanların kadroya geçirilmesi, eğitime-hazırlık ödeneğinden tüm eğitim çalışanlarının yararlandırılması öncelikli taleplerimizdir. Sizler adına bunların mücadelesini yapacağız. Biz gücümüzü sizden alıyoruz” şeklinde konuştu.