GENEL BAŞKAN: “HAYATI SADECE DÜNYA HAYATINDAN İBARET OLDUĞUNU ZANNEDENLERİN DÖNEMİ BİTMİŞTİR

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Merkezi tarafından düzenlenen Başkanlar Kurulu Toplantısına katılan Genel Başkan İsmail Koncuk, açılış konuşmasını yaptı.

 GENEL BAŞKAN: “HAYATI SADECE DÜNYA HAYATINDAN İBARET OLDUĞUNU ZANNEDENLERİN DÖNEMİ BİTMİŞTİR”

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, toplantının açılış konuşmasında, toplumun bazı aydın kesimlerinin sorumluluklarını yerine getirmelerinin engellendiğini söyledi.

“Doğrularıyla, yanlışlarıyla, acılarıyla tatlılarıyla bir dönemi arkada bıraktık. Sizler toplumun, olayları idrak kabiliyeti en yüksek olan insanlarısınız. Toplumda yanlış giden ne varsa, onu düzeltecek olanlar hocalarımız, öğretmenlerim ve aydınlarımızın içinde bulunduğu mekanizmalardır.  Bunlar sorumluluk alması gereken meslek gruplarıdır.  Peki geçtiğimiz dönemde, sorumluluk alması gereken insanlar ne kadar buna imkan bulabildi, bu sorumluluğu ne kadar yerine getirebildi tartışılır. Herkes kendi nefsinde bu sorgulamayı yapmak zorunda.

Dinimiz “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” diyor. Bu dönemde ise bir çok insan hiç ölmeyecekmiş gibi meseleleri değerlendirdi. İlginç olan ise,  bunu vaaz eden insanların da bir kısmının hiç ölmeyecekmiş gibi davranmalarıdır. Üzücü olan bizi kahreden budur. Helali ve haramı öğretecek olan, yanlışa yanlış diyecek olan insanlar bile (sadece din görevlileri değil), bir kısım aydınlar böyle davrandılar. Bu hayatın sadece dünya hayatından ibaret olduğunu zannettiler. Dilleri başka söyledi ama uygulamaları tam tersine idi. Unvan almak için, para kazanmak için yarıştılar. Bilhassa kendilerini yaşatmak için yarıştılar. Bir söz vardır; “yemek için yaşama, yaşamak için ye” diye. Maalesef yemek için yaşayan insanlarımız çoğaldı. Peki bunları kim düzeltmeliydi? Kimin sorumluluğundaydı ?  Toplumun aydın kesimi dediğimiz, toplum adına sorumluluk alması gereken en üst seviyede sorumlu olan insanlar bunu düzeltecekti. Her şeyi göze alarak bu yanlışlıkları düzelteceklerdi. Maalesef baskılar ve rant kaygısı yüzünden başaramadılar.”

GENEL BAŞKAN: “13 YILDIR YAŞANAN ZULME SESSİZ KALMADIK, DİLSİZ ŞEYTAN OLMADIK!”

Özellikle kamuda yaşanan yanlışlıklara göz yumulduğunu ve bazı din görevlileri başta olmak üzere toplum önderliğini yapan bazı aydınlarımız vasıtasıyla dinin siyasallaştırıldığına işaret eden Genel Başkan, “Türkiye Kamu-Sen asla taviz vermeden, mücadelesini bu dönemde sürdürerek, çalışanların yanında olmaya devam etmiştir” dedi.

“Türkiye Kamu-Sen olarak biz her şeyi göze aldık. Türkiye Kamu-Sen’in tüm yöneticileri her şeyi göze alarak, hep doğruları yapmaya çalıştı. Hiç kimse konfederasyonumuzun “şu nefsi davranışı yapmıştır, şu yanlışa sessiz kalmıştır” şeklinde örnek vermesi mümkün değildir. 13 yıldır yaşadıklarımız meydanda. Maalesef siyaseti din gibi anlayan insanlar türedi. Camilerde hutbelerde, vaazlarda bir kısım insanlar tarafından dinden çok siyasi malzemeler öne çıkartıldı. En acı olan gerçek ise, din görevlilerimiz birilerinin dünya zevklerine alet edildi. “Aman şu yanlışı ifade edeyim “diyenin de başı ezildi. Hangi siyasi anlayış, hangi ideolojik grup bunu yaparsa yapsın, yanlıştır. Kökünden hatalıdır. İnşallah bunların sonuna gelmişizdir.

Ülkemiz seçim sonrasından itibaren, yeni bir döneme girmiştir. Türkiye bir anlamda fabrika ayarlarına dönmüştür. Bu anlayışla birlikte kamuda huzur hakim olacaktır. Din görevlisinin sürülme korkusu ortadan kalkmıştır. Din görevlisinin “dinimizin ışıklı değerlerini vaaz edersem başıma ne gelir” korkusu kalmayacaktır. Din görevlilerimiz artık vatanseverliğin, erdemin, vatanseverliğin bölücülerle kol kola girmek olmadığını; hırsızlığın, adam kayırmacılığın dinimizce de ne kadar kabul edilemez olduğunu vaazlarında korkusuzca dile getirebileceklerdir. Gönül  rahatlığıyla varlık sebepleri olan toplumu aydınlatma görevlerini icra edebileceklerdir.  Peygamber Efendimiz, “Din güzel ahlaktır” diye buyuruyor.  Bütün din görevlilerinin görev tanımı da budur. İmamından müftüsüne kadar tüm din görevlerinin görev tanımı, dinin güzel ahlak olduğunu söyleyen anlayışı sergilemektir. Güzel ahlakı sağlamak adına, görev yapacağız.

Ne olursa olsun, hangi siyasi görüşlerle koalisyon kurulursa kurulsun,  kamuda düzen eskisi gibi olmayacak. Artık tek başına bir siyasi partinin, ülkemizde kanun çıkarma gücü yoktur. Türkiye’yi Ali babanın çiftliği gibi kimse yönetemeyecektir; sivil toplum kuruluşları sorumluluk alacak, bu konuda mutlaka elini taşın altına sokacak, uyarı görevini en iyi şekilde yapacaktır”

Şükürler olsun ki, her türlü zulümlerine rağmen, sesimizi kısmadık, sesimizi en net şekilde ortaya koyduk, asla sessiz şeytan olmadık. Gönlümüz rahat. Bu mantıkla yolumuza devam edeceğiz.”

GENEL BAŞKAN: “ ÇALIŞANLARA SESLENİYORUM: DİK DURUN, HAKLARINIZI MUTLAKA SAVUNUN. BİZ DE KİMSENİN VAGONU OLMADAN, DEĞERLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

 Konfederasyon olarak hiçbir zaman çalışanlar arasında ayrım yapmadıklarını ve çalışanları ötekileştirmediklerini belirten Koncuk,  “artık kamuda huzuru bulmak istiyoruz” dedi.

“Yeni siyasi dönemin toplumuza huzur getirmesini diliyorum. Siyaset kurumunun görevi, insanları mutlu etmektir, vatandaşları arasında senden benden ayrımı yapmamaktır. Kimsenin ayrım yapmaya hakkı yoktur.   Dini ve milli değerlerimizde sadece kendini düşünmek şeklinde bir anlayış yoktur, topyekûn milletimizin mutluluğunu düşünmek vardır. Komşusunun aç olmasının sorumluluğunu bize yükleyen bir dinin mensupları nasıl bu kadar egoist olabilir! Böyle bir anlayış yok. “Çalışanlarınıza, yediklerinizden yediriniz, giydiklerinizden giydiriniz” sözü kime aittir? Birileri sürünürken, birileri saltanat sürmüştür bu ülkede. Biz güzel dinimize uygun olan anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz. Bütün teşkilatımıza buradan seslenerek, bütün insanlarımızı mutlu kılmak adına mücadele etmelerini istiyorum. İnsanlara zulmederek değil, anlayışla ve hoşgörüyle yaklaşmalarını istiyorum. Aynı görüşte olmasak bile, bunlara saygı duymalıyız. Bırakın insanlar istedikleri gibi düşünsünler, bizler  toplumun değerlerine saygılı olan her anlayışın her davranışın yanında olmalıyız. Huzur bulsun insanlar. Sendikaların görevi de tüm kurum ve kuruluşlarda, çalışanlar arasında bu huzuru hakim kıldırmaktır.  Çalışanları bölmek ve ötekileştirmek bizim görevimiz değildir. İnanarak, samimiyetle bir sendikal tercih ortaya koymuş insanlara ancak saygı duyarız. Bu saygıyı göstermeyen her nerede, her kim ise namerttir, adam değildir.  Hiç kimsenin şahsiyetini ezerek, yok ederek, inançlarını pazarlamasını isteyerek yönetme gibi bir arzumuz olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Çalışanlarımız da buna asla fırsat vermemelidir.

Çalışanlarımızdan da , kimsenin kendilerini ezmesine izin vermemesini istiyorum. Dik durun, yanlış yapanlara karşı haklarınızı hukuk içerisinde mutlaka savunun. Kimseden korkmayın, çekinmeyin. Hizmet üreten çalışanlarımız, yaşama hakkını ve bu hakka saygı duyulmasını elbette isteyecek.

Ortadaki pastadan elbette hakkınızı isteyeceksiniz, elbette çocuklarınızın geleceğinin hesabını soracaksınız.  Anlayışı ne olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun herkes, bizden ancak saygı görür. Kimseyi ötekileştirmeyiz. Artık mutlu olmak istiyoruz. Kimsenin trenine vagon olmadan adam gibi, değerlerimiz doğrultusunda yaşamak istiyoruz. Huzur bulmak istiyoruz. Korkmadan çekinmeden yaşamak istiyoruz. Türkiye Kamu-Sen bu kutlu mücadelenin hep içinde oldu. Birliğimizi ve beraberliğimizi bozmadan mücadelemize devam edeceğiz. “