GENEL BAŞKAN BENGÜTÜRK TV'YE KONUK OLDU


Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, BengüTürk Tv’de yayınlanan “Söz Hakkı” programına konuk oldu.

Tarihi hezimet olarak nitelenen Toplu Sözleşme sürecinin enine boyuna değerlendirildiği programda Genel Başkanımız, sürecin detaylarını izleyicilerle paylaştı.

 

KONCUK: TARİHİ BAŞARI DEĞİL, TARİHİ REZALET

Sözlerine geride bıraktığımız Ramazan Bayramını kutlayarak başlayan İsmail Koncuk, bayram öncesi apar topar imzalanan Toplu Sözleşmenin birileri tarafından tarihi başarı olarak lanse edilmeye çalışıldığını söyledi. Koncuk, “Aziz milletimizin geçmiş ramazan bayramını tebrik ediyorum. Nice bayramlara hep birlikte ulaşmayı Yüce Allahtan niyaz ediyorum. Milletimizin huzuru son derece önemli, bu coğrafya’da hür ve bağımsız yaşaması son derece önemli.  Bu mübarek aylarda  Cenab-ı Allah’tan bunu diledik.

Toplu Sözleşme süreci kamu çalışanlarının birçok bölgenin tabiriyle, katakulliye getirildiği bir süreç oldu. Arife günü yaptığım açıklamalarla, memur masada satılmıştır cümlesiyle bunu ifade ettim. Birileri Toplu Sözleşme sürecini tarihi bir başarı olarak yutturmaya çalışıyor. Bunun tarihi bir başarı değil, tarihi bir rezalet olduğunu anlatmak isterim. İnsanlar aldatılıyor. Belki birçok memur arkadaşımızda aldatıldığını tam olarak bilmiyor, hala bunun  farkında değiller. Sorumlu sendikacılık anlayışı çerçevesinde milletimizi doğru bilgilendirmemiz gerekir.” dedi.

 

KONCUK: SEÇİM ÖNCESİ GÜCÜNÜZÜ MASAYA YANSITAMIYORSANIZ, BUNUN ADI BECERİKSİZLİKTİR

31 günlük sürecin 2 günde sona erdirildiğini söyleyen Genel Başkan İsmail Koncuk, peş peşe gelen seçimler öncesi böyle bir anlaşmaya imza atmanın tek adı, “Beceriksizliktir” dedi. Koncuk, “Deveye sormuşlar, boynun neden eğri diye, nerem doğru ki? demiş. Şimdi ben bu sürecin hangi eğri tarafından başlayayım bilemiyorum. Bu süre 1 Ağustos’ta başlar, 31 Ağustos’ta sona erer. Kanun bunu söylemektedir. O masada kamu çalışanlarının, 1 milyon 800 bin civarındaki emeklinin, muhtarların, gazilerin, şehitlerin, dul ve yetimlerin hatta köy korucularının maaşlarını etkileyecek memur maaş katsayısı ve memurlarımızın ve emeklilerimizin bütün problemleri bu masanın konusudur. Toplu sözleşme süreci 5 milyon kişiyi doğrudan, aileleri birlikte ise 20-22 milyon insanı dolaylı olarak etkileyen son derece önemli bir süreçtir. Bu masaya oturmadan önce sendikaların eli çok güçlüydü. 30 Mart tarihinde bir yerel seçim yaşayacağız, akabinde Cumhurbaşkanlığı, 2015 de ise Genel Seçimleri yaşayacağız. Yani bu süreçler sendikalarının ellerinin çok güçlü olduğu süreçlerdir. Eğer sendikalar bu gücü rakamlara yansıtamıyorlarsa bunun tek bir adı vardır, beceriksizlik ya da sarı sendikacılıktır.

31 günlük süreç 2 günde sona erdirilmiştir. 1 Ağustos’ta masanın gündemi belirlenmiştir. 6 Ağustos’ta hizmet kollarının problemleri konuşulmuştur. Programınıza katılmadan önce sayın Faruk Çelik’in sürecin doğru olduğuna yönelik bir açıklamasını okudum. Üzülerek söylüyorum sayın Çelik kamuoyunu burada aldatmaktadır. Buradan sayın Bakana soruyorum, şayet süreç doğru işletildiyse o masada rakamlar bir kez olsun tartışılırdı, hiçbir tartışma yapılmadı. Salı günü saat 18.20 civarında toplantı sona erdi. Bayram dolayısıyla memleketimize gideceğimizi ifade ettik, kendisi bize gitmeyin yarın bu toplantı devam edecek, sizinde bulunmanız gerekmektedir demedi. Bu söylenseydi biz gitmezdik. Çarşamba toplantı olmayacağını biliyoruz, devleti temsil eden heyetle toplantı olacağını biliyorduk. Bayramdan sonra devam ederiz şeklinde biliyorduk. Sayın Bakanın kendi yaptığı programda 21 Ağustos son gündü, eğer bir uzlaşma sağlanmazsa, yetkili Konfederasyonun Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz hakkı üç gün içinde olacaktı ve ondan sonraki 5 gün içinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu karar verecekti ve 31 Ağustos’u bulacaktı ve süreç bu şekilde tamamlanacaktı.

Peki ne oldu? 7 Ağustos günü açıklamadan yarım saat önce karar verilmiş ve ben aranmışım, bizi sadece basın açıklaması yapmaya davet ediyorlar. Tabii ben Türkiye Kamu-Sen’i temsil etmesi bakımından Genel Toplu Sözleşme Sekreterimiz Sayın Necati Alsancak’ı aradım kendisinin o toplantıda hazır bulunmasını sağladım. Tabii bu rakamlar müzakere edilmeden sayın Bakan, Ahmet Gündoğdu ile beraber kapalı kapılar ardında çalışmış, bu rakamları tespit edip anlaşmışlar ve imzayı atmışlar. Böyle bir Toplu Sözleşme olur mu? Toplu Sözleşme iki tarafın tartışması, müzakeresi ve pazarlık metoduyla yapılan bir süreçtir.” dedi.

 

KONCUK: GEÇEN YIL REZALET BU YIL İSE HEZİMET DÖNEMİDİR

Yapılan anlaşmanın ardından ortaya çıkan rakamların yanıltmalarla dolu olduğunu ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, “bu anlaşmanın nesini tebrik edelim” dedi. Koncuk, “Burada iki taraf vardır, birisi Kamu İşveren tarafı, sayın Bakan ve ilgili bürokratların bulunduğu taraf, ikincisi ise, Kamu Görevlilerini temsilen sendika temsilcileri vardır. Yani otuz kişi karşılıklı oturacak ve bir müzakere yürüteceklerdir. Ortaya ne çıkmıştır, koskoca bir garabet. 175 TL. seyyanen zam çıkmıştır. Bunu ilk duyan vatandaşlar brüt olarak 175 TL. alacaklarını düşündüler ama 2014 yılında alınacak rakam net olarak 123 TL. dir. Bu oransal zam olmadığı için enflasyon farkı da yok. Burada sendikal bir acemilik yapılmıştır. Bu metine bir orta nokta bulunarak zammın yüzde 6 olduğu kabul edilip, yüzde 6’nın üzerinde bir enflasyon çıkması halinde tüm memurlara enflasyon farkının yansıtılacağı şeklinde bir madde konulabilirdi. Bu dahi düşünülememiştir. Bu sendikal bir acemiliktir, siz 31 gün sürdürebileceğiniz süreci iki ayağınızı bir pabuca sokarak, alel acele bir günde yaparsanız işte bu sonuçlar ortaya çıkar. Enflasyon farkı yok, aile yardımında artış sıfır, çocuk yardımında artış sıfır ben 123 TL.nin nesini tebrik edeyim.

Memur-Sen 10 hizmet kolunda yetkili. Hizmet kollarının  talepleri binden fazla. Bu kadar talebin sadece 30 tanesi mutabakat metninde yer almış. Ondan sonra siz kalkıp başarıdan söz edeceksiniz. Hatta tarihi bir başarı elde ettik gibi doğru olmayan, insanları aldatmaya, kandırmaya yönelik açıklamalarda bulunacaksınız. Geçen yıl ki Toplu Sözleşme dönemi rezalet bu sene ise hezimet dönemidir.

Esas sorgulanması gereken nokta şudur, şayet 21 Ağustos tarihine kadar bu görüşmeleri devam ettirseydik 14 gün daha vardı önümüzde ve bu süre içinde biz hizmet kollarının taleplerini gündeme taşıyabilirdik. Her gün bir madde elde etsek 14 problemi çözerdik. Mesela, emeklilikte 30 yıl sınırlamasını çözerdik, ek ödemelerin, döner sermayelerin, fazla çalışma ücretlerinin, ek derslerin, görevde yükselmelerde kazanımlar elde ederdik, vergi dilimleri problemini dile getirebilirdik. Yani birçok maddeyi kabul ettirmemiz mümkündü, Hükümet bunu acele bir şekilde bitirmek isteyebilir ama siz sendikasınız memuru temsil ediyorsunuz. Orada siz 4 milyon 400 bin emekli ve çalışan adına müzakere yapıyorsunuz, bu sorumlulukla davranmanız lazım. Bunlar sizin amiriniz değil ki.” dedi.

 

KONCUK: KARŞINIZDAKİ İNSANA ZAT-I ŞAHANE DERSENİZ O DA BAŞINIZA ŞAHANE İŞLER  AÇAR

Toplu Sözleşme masasında yaşanan bir olayı da programda anlatan Genel Başkanımız İsmail Koncuk, Yetkili Konfederasyona bağlı bir sendika Genel Başkanı’nın Bakan Faruk Çelik’e dizdiği methiyelerin masaya gölge düşürdüğünü söyledi. Koncuk, “ Masada ki bir anektodu paylaşmak isterim. Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar konuşmasına başlarken, sayın Faruk Çelik’e hitaben “sizin yardımınızla din görevlilerinin birçok sorunlarını hallettik, Zat-ı şahanelerinizin yardımlarıyla başka meselelerimizi de çözeceğiz” diyor. Siz sayın Bakan’a zat-ı şahane diye hitap ederseniz ki bu kimlere denir, Padişahlara denir. Demokrasilerde zat-ı şahane yoktur. Eğer bir sendika pazarlık yaptığı insanı bu noktaya koyarsa onunda her dediğini kabul etmek noktasına gelir. Saygıda bir mecburiyet vardır ama bizim saygımız bizim muhataplarımıza zat-ı şahane demeyi gerektirecek bir saygı değildir. Bunun adı teslimiyettir. Siz karşınızdakine zat-ı şahane derseniz o da şahane işler açar başınıza.” dedi.

 

KONCUK: ACEMİ SENDİKACILAR MASADA TUŞ OLMUŞTU

Arife günü alel acele Toplu Sözleşme metnini imzalayan Bakan Çelik ve Ahmet Gündoğdu’yu eleştiren Genel Başkan, bu davranışın ahlaki olmadığının altını çizdi. Koncuk, “Sayın Bakan dün yaptığı bir açıklamada, 4 – 5 milyon insanı ilgilendiren bir Toplu Sözleşme yaptık. Bunu hemen yapmalıydık o nedenle acele hareket ettik diyor. Sayın Bakan’a şunu sormak gerekir, siz Salı ya da Çarşamba karar verdiyseniz Perşembe günü bu para insanların cebinde mi olacak? 2014 yılının Ocak ayında alınacak bu zamlar. Bu yangından mal kaçırmaktır.  Faruk Çelik yangından mal kaçırmış,  acemi sendikacıları masada tuş etmiştir. Bu süreci yanlış yönetmiştir. Bu kanunen de yanlıştır. Biliyorsunuz saat 13:00’da resmi tatil başladığı halde saat 14:00’a doğru hala açıklamaları devam ediyordu. Diyebilirler ki, biz saat 13’den önce imzayı atmışız, eğer 13’den önce imzayı attıysanız zaten o da başka bir ayıptır ki, diğer Konfederasyonlar orada yok. Konfederasyonların olmadığı bir yerde iki kişi oturuyor anlaşma sağlıyor. Bu ahlaki bir yaklaşım değildir. Siz bir Bakan olarak diğer Konfederasyonları yok sayacak,kanunun amir hükümlerine uygulamayacaksanız bizi hiç yormasaydınız, 1 Ağustos’ta kendi başınıza oturup bu anlaşmayı yapsaydınız.” dedi.

 

KONCUK: KAMU ÇALIŞANLARI KENDİSİNİ SATANLARDAN HESAP SORMALIDIR

Toplu Sözleşmenin yapılan hatalarla sakat olduğuna dikkat çeken Genel Başkan İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’in her platformda bu yanlışları dile getireceğini söyledi. Koncuk, “Tabii burada sadece 2014 yılı değil 2015 yılını da kapsayan bir Toplu Sözleşme var. 2015’de 3+3 var. Tüm çalışanlara 3+3 zam verilecek. Burada oransal zam olduğu için enflasyon farkı olacak. 2015 yılı zamları hiç tartışılmamış, adeta unutulmuştur.

Yasal olan 31 gün kullanılmamıştır, ben bunun için söylüyorum memur satılmıştır diye. Çünkü 31 gün sürseydi bu görüşmeler masayı baskı altına almak adına diğer Konfederasyonlarla eylemlerde yapacaktık. Ankara’da 15-16-17 Ağustos tarihlerinde Şube Başkanlarımız yastık ve yorganlarıyla gelecek, Abdi İpekçi parkında çadır kuracak ve 2 ayrı miting yapacaktık. Biz masayı ablukaya alacak ve demokratik eylemler yapacaktık. Ancak bir sendika bir günde bu işi çözüyor diğer günleri ise değerlendirmiyor. Şimdi o sendika Başkanı’nın çıkıp bu acelenin sebebini açıklaması lazım.

 

Şimdi Toplu Sözleşme metnine bakıyorum, eğitim ve öğretim hizmet kolunda yetkili olan Eğitim-Bir-Sen’in talepleri var onlarca teklif getirmişler. Bu kadar tekliften kabul edileni sadece 1 tane. 900 binden fazla çalışanı olan bu hizmet kolunda 1 tane madde kabul ediliyor. Siz bunun altına nasıl imza atıyorsunuz? Bunlar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz dahi etmiyorlar.

Buradan o sendikanın yöneticilerine sesleniyorum, akademisyenlerimize, Profesörlerimize, Doçentlerimize, Öğretim görevlilerimize yönelik tek bir kazanım yok. Öğretmenlerimize brüt  75+75 TL. veriliyor. Geçen yıldan bilindiği üzere verilen ek ödemeleri son derece düşük, öğretmenlerimize yakın memurlar 800 – 900 TL. ek ödeme alırken öğretmenler 470 TL. alıyor bu son 150 TL. yi de ekleyince 610 TL. civarı yapıyor. Bu ek ödeme değil tabi, bu eğitim ve öğretim tazminatındaki artış. 666 sayılı KHK değiştiğinden beridir 800 – 900 TL . alan çalışanlar var. Öğretmenlik mesleği gibi son derece önemli bir görevi ifa eden insanlara 600 TL. vereceksiniz. Akademisyenlerin hiç hakkı yok mu? Bu memuru satmak değil midir?

Şimdi internet sitelerine, çıkıp tarihi başarı elde ettik diye reklam veriyorlar. Bari susun, elinize yüzünüze bulaştırdınız. Faruk Çelik’in oyununa geldiniz. Burada bir başarılı var o da Faruk Çelik’tir. 31 gün uğraşacağına 1 günde işi bitirdi. Yapılacak eylemlerin önünü kesti, protestolardan kurtuldu. Yetkili Konfederasyonun memurlar tarafından cezalandırılması lazımdır. Eğer biz bu satış karşısında boynumuzu büker, sineye çekersen yarın başkaları da bizi satar. Kamu çalışanları kime destek verdiğini görmeli, kendilerini satanlardan hesap sormalıdır. Yetkiyi onlardan alarak bu sorumluluğu taşıyabileceklere bunu vermelidir.

Eğer 31 Ağustos’a kadar bu süreci götürseler ve sonunda altına imza atmasalardı ben yine onlara bravo derdim ama şimdi böyle bir tavrı ve böyle bir yaklaşımı nasıl öveyim, nasıl tebrik edeyim. Eğer ben bunların yaptıklarını anlatmazsam, protesto etmezsem insanların benim yakama sarılma hakkı vardır. Bu süreçte biz tüm illerimizde il Temsilcilerimiz basın açıklamalarıyla bu süreci protesto edecektir.

Memur satılmıştır sözüyle tüm illerimizde protesto gerçekleştireceklerdir. Biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne siyah çelenk koyduk ve ilgili Konfederasyon ve Sayın Bakanın başarısızlığını protesto ettik. Tabii eylemlerimiz burada kalmayacak. Önümüzdeki süreçte bu süreci yerden yere vurmaya devam edeceğiz.

Bu süreç iki yönlü olarak sakattır, hem sendikacılık başarısızlığı hem de diğer heyet üyelerini muhatap almayan masayı işlevsiz hale getiren Faruk Çelik’in yaklaşımları kanuna ters olduğu için süreç sakat olarak yürütülmüştür.   Biz bu yapılanları sineye çekmeyeceğiz, her zaman protesto edeceğiz. Allah izin verirse iki yıl sonra yine bu masadayız. Bu yaptıklarınızı ifade edeceğiz. Bu yapılanları iki sene boyunca anlatacağız. Sayın Bakan’la ilgili olarak güven duygumuzu kaybettiğimizi de bilmelerini isterim. Şu masada yapılan oyunların ardından bu güveni kaybetme noktasına geldiğimizi buradan bir kez daha ifade ediyorum.” dedi.

 

KONCUK: 4/C LİLERE KADRO VERİLSEYDİ ORTALAMA MAAŞLARI 2000 TL. OLACAKTI

4/C lilerin masadan kazançlı çıktığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyleyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Eğer 4/C lilere kadro verilseydi en düşük 4/C li maaşı 2000 TL. olacaktı” dedi. Koncuk, “ 4/C lilerin aile ve çocuk yardımını 2014 Ocak ayından sonra alacağını biliyoruz ayrıca, 175 +175 TL. zam verilecek. Burada en karlı çıkanlar 23 bin kişi civarında olan 4/C liler gibi görünüyor. Ancak durum göründüğü gibi değil.

Bizim Türkiye Kamu-Sen olarak derdimiz 4/C lilere kadrodur. Eğer bu masadan 4/C li çalışanlarımıza kadro çıksaydı maaşları ortalama 2000 TL. olacaktı, iş güvenceleri olacaktı. Kadro vermediler ama diyorlar ki, aile ve çocuk yardımı verdik. Bu sizin zaten borcunuzdu. Tüm çalışanlara bu yardımları verirken onlara vermemek koskoca bir ayıptı zaten. Ben bunu verilmiş bir hak olarak değil, bu ayıbı yapanların, ayıptan kurtulmaları olarak değerlendiriyorum.

175+175 TL. nin neti 250 TL. civarında yapar. Bu yeterli mi, hayır değil. Bu masada 4/C lilerin kadrosu için baskı yapmak lazımdı. Sayın Bakan, bu masada 4/C lilere statü getiremeyiz, bu masanın buna yetkisi yok diyor. Yine burada insanlar aldatılıyor. Sistem değişikliği bu masada yapıldı. ARFF memurları dediğimiz memurlar Genel idari hizmetler sınıfına alındı. Mesela, İLKSAN üyeliği  kanunla düzenlenmiştir. Siz bu kanuna rağmen bu masada İLKSAN üyeliğini isteğe bağlı hale getirdiniz. Bizde destekliyoruz bunları ama 4/C lilere kadro sözkonusu olunca, bu masanın bu konuda yetkisi yok diye doğru olmayan şeyler söyleyeceksiniz.

Şimdi bu masada bunlar yapılırken 4/C lilere kadro neden konuşulmasın. 4/C TBMM’nin görevidir diyorlar, doğru ama zaten orada çözülse idi problem yoktu, çözülemediği için bu masaya gelmiştir. Elbette bu problem bu masada çözülebilirdi ve 4/C liler kadro alsaydı en düşük 4/C linin maaşı 2000 TL. civarında olacaktı. Şimdi bu kar mı, zarar mı?” dedi.

 

KONCUK: 31 GÜNLÜK SÜREYİ SONUNA KADAR KULLANMAYANLAR MEMURA İHANET ETMİŞTİR

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Toplu Sözleşme takviminin sonuna kadar sürdürülmemesini kamu çalışanlarına ihanet olarak niteledi. Koncuk, Türkiye Kamu-Sen masada yaşanan bu tarihi hezimeti her platformda anlatmaya devam edecektir. Hiçbir sendikanın  memuru pazarlamasına , satmasına müsaade etmeyeceğiz. Toplu Sözleşmeyi son gününe kadar sürdürmemeyi ben kamu çalışanlarına bir ihanet olarak gördüğümü ifade ediyorum. Bu şartlarda elimizin güçlü olduğu bu dönemde bu kadar başarısız bir anlaşmaya imza atıldıysa o Konfederasyon Genel Başkanı ve Hizmet Kollarının Genel Başkanlarının derhal istifa etmesi gerekir.  

Eğer süre sonuna kadar kullanılabilseydi fazla çalışma ücretleri, aile ve çocuk yardımı, evlilik, tatil, kira, kreş yardımları  alınabilirdi,  çok yazık oldu. Bu masa 2 yılını kaybetti, kamu çalışanları 2 yılını kaybetti. 730 gün bu insanlar bu zamlarla yetinmek zorunda kalacaktır. Şu anda enflasyon oranı 8.88, daha henüz yıl sonu gelmedi. Bu yıl bile böyle ise seçim döneminde kaç haneli enflasyon rakamı bizleri bekliyor acaba? 2014 yılı anlaşması bu yönüyle çok sakat bir anlaşmadır. Çünkü enflasyonun çok yüksek çıkması halinde enflasyon farkı ödenmeyecek ve memurlarımız oradan da bir darbe yemiş olacaktır.

Burada yüzdelik bir artış olmadığı için öğretmen ve akademisyenlerimizin almış olduğu ek ders ücretlerinde de bir artış yansımayacak. Öğretmelerimiz 75+75 TL. aldım diyebilir ama yüzdelik zam söz konusu olmadığından ek derslerinde, aile ve çocuk yardımlarında , enflasyon farkı konusunda kayıplar yaşayacaklardır.” dedi.

 

KONCUK: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN TALEPLERİNİN ALTI DOLUDUR

Türkiye Kamu-Sen’in masadaki taleplerinin temelinin sağlam olduğuna vurgu yapan Genel Başkan, “bilimsel verilere dayanmadan bir talepte bulunmayız” dedi. Koncuk, “Türkiye ekonomisi son 10.5 yılda reel olarak yüzde 77 oranında büyümüş ama Kamu çalışanlarının alım gücü ise yüzde 24.6 oranında alım gücü düşmüş. Biz Toplu Sözleşmede kamu çalışanlarına nasıl bir zam isteyelim diye düşündüğümüzde oturduk ve yıllar içinde kamu çalışanlarının alım gücündeki azalmayı hesap ettik.

Bu pazarlık masasında elinizdeki gerekçelerin çok sağlam olması gerekir. Yüzde 10+10 istiyoruz dedik. Birisi neden dese, işte cevabı budur. Şimdi yapılan bu zamla memurun alım gücü daha da düşecek ve yüzde 24.6 azalan alım gücü yüzde26, 27’ye doğru çıkacaktır. Biz bir şey talep ederken onun altını beslemeden, bilimsel gerekçeleri ortaya koymadan talep etmeyiz.

 

Biz Toplu Sözleşmeleri çalışanlarla birlikte emeklilerimiz açısından da çok önemli görüyoruz. Çünkü emeklilerimiz zor durumda. 1300 TL. ortalama maaşla geçiniyorlar. 30-40 yılını bu ülkeye veren insanlar bunu hak etmiyorlar. Ancak bu masada emeklilerimize de 140 TL. civarında bir artış yapıldı. 2015 yılında ise sadece 3+3. Keşke 400-500 TL. tutarında zam alınabilseydi ama işte bir günde yapılan Toplu Sözleşmede bu masa heba edilmiştir.” dedi.

 

KONCUK: 42 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI DERHAL YAPILMALIDIR

Eğitim konusunda yaşanan sıkıntıları da değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, 42 bin öğretmen atamasının  yeterli olmayacağını ancak, bir an önce bu konuda da resmi bir açıklama yapılarak branşların belirlenmesini istedi. Koncuk, “ Öğretmenler önemli bir görev ifa ediyorlar. İyi bir eğitim, kaliteli nüfus demektir. Sokaklarda yaşanan olayların altında kaliteli ve kabul edilebilir bir eğitim sistemine sahip olmamamız yatıyor. Önce öğretmen meselesi çözülmelidir. Okulları , derslikleri, öğrencileri öğretmensiz bırakırsanız ya da öğretmenlik formasyonu olmayanlarla öğretmenlik mesleğini yapmaya çalışırsanız başarınızda o kadar olur.

Öğretmenlerimizi mutlu edemedik. Öğretmenlerimize sosyal ve ekonomik olarak hak ettikleri değeri veremedik. Hala 150 TL. lik bir zamla övünen sendika var. Bu koskoca bir ayıptır. Ortalama öğretmen maaşı 2 bin – 2 bin 200 TL. civarına çıkıyor, bununla mı övünüyorsunuz. Bir ülkenin geleceğini şekillendirmek kudretinde olan tek meslektir öğretmenlik. O’nun için her zaman öğretmenlik mesleğine özel bir önem  atfetmişimdir.

Öğretmen atamaları yapılacak, Ağustos’ta yapılması gerekiyordu ama herhalde gecikecek gibi görünüyor. Resmi bir açıklamada yapılmadı. Bizim eğitim öğretim sistemimizin 250 bin öğretmene ihtiyacı var. 4+4+4 sistemi başlı başına 80-90 bin öğretmen ihtiyacı ortaya çıkardı. Siz Hükümet olarak yeni bir sistem ortaya koyuyorsunuz, bu sistem ortaya yeni öğretmen ihtiyaçları çıkarıyor ama siz bu sorumluluğu taşımıyorsunuz. Peki sormazlar mı? madem öğretmen atamayacaksınız, neden sistemi değiştirdiniz?

Biz 2013 yılı için 100 bin öğretmen ataması yapılamasının bir ihtiyaç olduğunu defalarca seslendirdik. Devlet Personel Başkanı sayın Kumbuzoğlu 2013 yılı için 42 bin öğretmen atanacağını ifade etmiştir. Daha sonra sayın Faruk Çelik ve ardından Devlet Personel Başkanı’nı referans göstererek Milli Eğitim bakanı Sayın Nabi Avcı’da 42 bin öğretmen alacaklarını ifade etmiştir.

 

Biz bunun yetersiz bir rakam olduğunu ifade ediyoruz. Tabii eğer alınacaksa 42 bin rakamının bir an önce branşlara dağıtılması lazım. Adil bir dağılım olması yönünde talepler var elbette. Kimya, Fizik, biyoloji, Teknik öğretmenler, Sosyal bilgiler, Beden eğitimi, Almanca ve Fransızca gibi dallarda ciddi problemler var. Geçtiğimiz günlerde MEB müsteşarı sayın Yusuf Tekin’in “42 bin öğretmen atayacağız diye bir sözümüz yok” diye bir açıklamasını duydum. Sayın Müsteşar bunu söylememiş olabilir ama sayın Bakan Nabi Avcı’nın söylediği ortaya çıktı, Devlet Personel Başkanı bunun  zaten Başbakanlık tarafından verilmiş bir karar olduğunu ifade ediyor. Başbakanlık böyle bir karar verecek, Müsteşarın bundan haberi olmayacak. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

42 bin öğretmen defaten atanmalıdır. 42 binden fazla eğer bir atama yapılmayacaksa, Şubat ayında ikinci grup öğretmen ataması mutlaka yapılmalıdır. Biz ataması yapılmayan öğretmenlerimizi asla yalnız bırakmayacağız. İşsiz gezen İ.İ.B.F. mezunlarının meselesini, Üniversiteyi bitirmiş işsiz gençlerimizin, lise mezunu işsiz olan 3.5 milyon gencimizin derdini unutmayacağız, onların derdiyle  dertlenmek bizim vazifemizdir.” dedi.

 

KONCUK: SARI SENDİKACILIĞI ASLA MÜSAADE ETMEMELİYİZ

Kamu çalışanlarının Türkiye’de sarı sendikacılığa asla müsaade etmemesi gerektiğini belirten Koncuk, “Baskı ve yıldırmalara rağmen mücadeleye her ortam ve zeminde devam edilmelidir” dedi. Koncuk, “Sendikacılık Türkiye’de sarı sendikacılık olarak ilerlememelidir. Kamu çalışanları Sarı sendikacılığın bu ülkede kök salmasına müsaade etmemelidir.  Hükümetler bunu isteyebilir ama kamu çalışanları buna müsaade etmemelidir. Türkiye Kamu-Sen var olduğu günden bugüne asla sarı sendika olmadı. Kim iktidarda olursa olsun bunu yapmadı. İşçi ya da memur sendikaları, hangisi olursa olsun üye yaptığı insanların sorumluluğunu taşıdığını bilmesi gerekir. Şerefse şeref olan budur. Kamu  çalışanları sarı sendikacılığı güçlendirmek anlamında bir tavır için de olurlarsa ki, şu anda bir kısım kamu çalışanları, baskı ve yıldırmalarla bu durumdadır ama bu mücadeleyi devam ettirmelidirler. Kamu çalışanları şu toplu Sözleşme metnine bakıp, “beni satamazsın, pazarlayamazsın” diyebilmelidir. Biz bu iradeyi kamu çalışanlarının ortaya koymasını bekliyoruz. Aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

 

                     ...:: GENEL BAŞKANIN AÇIKLAMASI İÇİN TIKLAYINIZ ::...