YENİ MÜFREDAT TASLAĞI ÜZERİNE…

Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ders  müfredatları ile ilgili olarak bir çalışma başlatmış ve bu çerçevede ilgili diğer kuruluşlar ve eğitim çalışanlarıyla birlikte  Türk Eğitim Sen’in de görüşleri istenmiştir.

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezince, şubelerimizden müfredat programlarının ilgili alan öğretmenleri tarafından incelenerek, bu incelemeler neticesinde ortaya çıkan görüş ve eleştirilerin şubelerimizde toplanması ve toplanan bu görüşlerin de şube raporu haline getirilerek genel merkezimize gönderilmeleri istenmiştir.

Şubelerden istenen bu raporların yanı sıra Türk Eğitim-Sen Genel Merkezince müfredat incelemesi ile ilgili olarak 28-29- Ocak 2017 günlerinde Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi öğretim elemanları  ve MEB mensubu alan öğretmenlerinin katılımı ile bir de çalıştay düzenlenmiş, bu çalıştay’da elde edilen  çıktılar da branşlar bazında raporlanarak genel merkezimize iletilmiştir

Genel Merkezimizde Müfredat taslakları ile ilgili şubelerden gelen raporlar ve çalıştay raporları, oluşturulan ilkokul, ortaokul ve lise kademelerindeki 3 ayrı komisyon tarafından değerlendirilmiş ve müfredat ile ilgili görüşler rapor haline getirilmiş ve bu rapor da Milli Eğitim Bakanlığına gönderilmiştir.

Müfredat taslakları ve öngörülen değişiklikler genel olarak olumlu olmakla birlikte bir takım eksiklikler de sendikamız tarafından tespit edilmiş ve raporumuzda MEB’e bildirilmiştir.

Öncelikle  mevcut programın aksayan yönlerini tespit etmek için müfredatın uygulayıcısı konumundaki öğretmenlerin görüşüne başvurularak  sorunlar tespit edilmesi ve daha  sonra çözüm için de  öğretmenlerin görüşlerinin alınması şeklinde bir yöntem benimsenmeli ve bunun sonuçları yeni oluşturulacak müfredata yansıtılmalıydı. Ancak MEB maalesef  “ben yaptım siz ne düşünüyorsunuz?” şeklinde bir yöntem seçmiştir. Doğru yaklaşım tarzı “sorunlar nedir, çözüm önerileriniz nedir, birlikte nasıl yapabiliriz?” şeklinde olmalıydı.

Eğitim müfredatının yenilenmesi gibi ülkenin en önemli bir meselesinde, öğretmenlerin görüşleri alınırken öğretmenlere tanınan süre yetersiz olmuş hele hele bu sürenin sömestr tatiline rast getirilmesi verimli bir çalışma olmasını engellemiştir.

Müfredatın uygulanması açısından büyük önemi olan öğretmen kılavuz kitabı ve öğrenci çalışma kitabı uygulamasının liselere de yaygınlaştırılarak devam ettirilmesi hususu bu müfredat değerlendirmelerinde hemen tüm katılımcılar tarafından ortaya konulan önemli bir husus olmuştur.

Ders kitapları akademik yeterliliği olan komisyonlarca hazırlanması ve özel yayın evlerine devredilmesi durumunda da  ders kitaplarının seçimi eskiden olduğu gibi zümre öğretmenler kuruluna bırakılması dile getirilmiştir. Böylece öğretmenlerin ders kitabı hatalarını düzeltmeye ayırdığı vakit geri kazanılacaktır.

Ders kitaplarının hazırlanmasında Atatürkçülük konuları müfredatta mutlaka yer bulmalı, yazarın insiyatifine bırakılmamalıdır. Atatürk’ün ilim ve fen alanındaki çalışmalarına ilgili konularda mutlaka değinilmesi de önemli bir husus olarak ön plana çıkmıştır. 

Müfredat uygulanırken genel bir yöntem olarak yaparak yaşayarak öğrenme ön plana alınmalıdır. Öğretim yöntemleri hakkında her sene başında öğretmenler seminere alınmalı ve  yeni  öğretim yöntemleri konusunda mutlaka bilgilendirilmeleri hususu vurgulanmıştır.

Ders kitapları içine hangi konu ile ilgiliyse o konunun sonuna gelecek şekilde o konuda daha önce çıkmış YGS-LYS soruları eklenebileceği de ilgili alan öğretmenlerince sendikamıza gelen raporlara yansımıştır.

Değişecek olan müfredat programlarının kısa süreli çalışmalar yürütülerek anı kurtarma amaçlı yapılması yerine daha uzun süreli detaylı geniş çaplı yapılması, pilot uygulamalar yapıldıktan sonra aksaklıklarının giderilerek genelde kullanılması daha uygun ve kalıcı olacağı hususu da belirtilmiştir.

Özellikle ilkokullarda Bitişik yazının zorunlu olarak uygulanması ile ilgili uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi istenmiştir. Bitişik eğik el yazısının ilkokullarda zorunlu olması diğer öğrenim kademelilerinde devam ettirilememesi ve uygulanmasındaki zorluklar nedeniyle bu konunun MEB tarafından yeniden gözden geçirilmesi eğitimciler tarafından talep edilmiştir.

Ortaokul Fen Bilimleri dersi 8sınıf müfredatında mutasyon, modifikasyon ve adaptasyon konularının devamında evrim teorisine de yer verilmesi, evrim teorisi ile ilgili görüşler sunulurken Müslüman Türk bilim insanlarının Evrim teorisi ile ilgili görüşlerine de yer verilmesi, evrimin bir teori olduğu ve antitezleri ile birlikte verilmesi gerektiği belirtilmiştir. PİSA ve TIMSS sınavlarında evrim teorisi ile ilgili sorular sorulmakta, bu konunun temeli ise 8.sınıfta atılmakta olduğu da bir vakıadır. Öğrenciler sonraki hayatlarında, hayatın herhangi bir döneminde evrim teorisi ile karşılaşabilecekleri de düşünüldüğünde. bu teorinin tüm antitezleri ile birlikte bir teorik bilgi olarak müfredatta yer alması, gerektiği de gelen müfredat görüşleri çerçevesinde ortaya konulmuştur.

Ortaokul Beşinci sınıf Sosyal Bilgiler müfredatından Atatürkçülük konularının çıkarılması uygun değildir. Bu sebeple müfredattan çıkarılan bu konular müfredata tekrar eklenmeli ancak kazanımların öğrenci düzeyine uygun olarak ayarlanıp somutlaştırılıp konularla ilişkilendirilerek verilmesinin de yerinde  olacağı konusu da önemle vurgulanmıştır.

Lise T.C. İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük dersindeki en radikal değişim “Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri” ünitesinde yaşanmış; kazanım sayısı 28’den 7’ye, Ders saati 22’den 7’ye ünitenin oranı ise %45’den %10’a düşmüştür. Tüm tarih başlıkları arasında saati ve kazanımları azaltılarak konu alanı büyük oranda daraltılan ünite ne yazık ki “Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri” olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesinin özetini oluşturan bu ünitenin erozyona uğraması ülkemizi ve milletimizin düşünsel yapısını şekillendiren bu en önemli unsuru etkisiz hale getireceği önemle belirtilmiştir.

Lise T.C. İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük dersi taslağının  23.sayfasında Türk İnkılabı ünitesinin “ Cumhuriyetin ilk yıllarında çok partili hayata geçiş denemeleri sürecinde meydana gelen gelişmeleri demokratikleşme çabaları açısından değerlendirir”. Kazanımının  “c) Şeyh Sait İsyanı, Mustafa Kemal’e suikast girişimi ve Kubilay Olayı’nın siyasi sebep ve sonuçları ve meydana getirdiği değişim farklı kaynak ve yaklaşımlardan alıntılar kullanılarak vurgulanır” maddesinde “farklı kaynak ve yaklaşımlardan alıntılar” ifadesi oldukça ucu açık bir söylemdir. Bilindiği üzere bahsi geçen olaylarla ilgili belgelere dayalı bilimsel araştırmalar yapıldığı gibi tamamen algı yönetimi mantığıyla hareket edilerek amacından saptırılarak yazılmış yayınlar da bulunabilmektedir. Bu cümleden sonra farklı kaynak olarak ikinci alternatifin kullanılması nasıl engellenecektir? Bu durumun netleşmesi gerekliliği vurgulanmıştır.

Biyoloji Dersinin daha önceki öğretim yer alan “Hayatın Başlangıcı ve Evrim” konuları taslak öğretim programlarından çıkarılması yerine, hayatın başlangıcına ilişkin hususların  bir teori olduğu hususu belirtilerek, bu konudaki anti tezlerle ve görüşlerle birlikte bir bilgi olarak yeniden müfredata konulması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Öğrenciler sonraki hayatlarında, hayatın herhangi bir döneminde evrim teorisi ile karşılaşabilirler. Bu nedenle teori tüm antitezleri ile birlikte müfredatta yer almasının daha doğru bir yaklaşım olduğu bildirilmiştir.

Tüm eksiklilerine ve yöntem yanlışlarına rağmen ders müfredatlarının güncellenmesi, değişen şartlar ve öğretim teknikleri ışığında yenilenmesi doğru bir yaklaşımdır. Bu anlamda MEB’i ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığını kutlamak gerekir. Ancak,  paydaşlara sadece hazırlanan bir taslakla ilgili görüş alınması şeklinde imkan tanınması eksik bir tutumdur. Taslağa hazırlık aşamasında görüşler alınmalı, taslak bu çerçevede oluşturulmalıdır.

Yeni müfredat ile ilgili uygulamalar önce pilot uygulama ile gözlemlenmesi ve bir sonraki aşamada eksiklikleri gidererek genel uygulamaya geçilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.