BURSA 2 NO’LU ŞUBE, “KARNE, YALNIZCA ÇOCUĞUN DEĞİL VELİNİN DE DEĞERLENDİRMESİDİR.”

Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu 2016-2017 eğitim öğretim yılı 1.döneminin sona ermesinden dolayı bir basın açıklaması yaptı. Türkoğlu açıklamasında şunları kaydetti: “20 Ocak 2017 Cuma günü eğitim öğretim yılımızın 1.dönemini tamamlamış olacağız. Bursa’da 1400 eğitim kurumunda 550 bin öğrenci 30 bin eğitim çalışanı yarı yıl tatiline girecektir.

Karne başarının tek göstergesi değildir. Karne, aslında velinin eğitim öğretim çağındaki çocuğu ile ne kadar ilgilendiğinin de bir göstergesidir.  Eğitim öğretim boyunca çocukla ve okulla ilgilenilmeyip, yalnızca karne üzerinden değerlendirme yapmak sağlıklı bir yaklaşım değildir.

Karne günlerinin korkulu rüya olmasında, ailelerin karneye belki de gereğinden fazla anlam yüklemeleri etkilidir. Karneyi başarının tek göstergesi kabul etme anlayışı, karne günlerini hem aile hem de çocuk için stresli hale getiriyor. Her karne dönemi sonunda bazı ailelerde yaşanan karne gerginliği, izleri ömür boyunca silinmeyecek yanlışlara yol açabiliyor. Öncelikle soğukkanlı ve sakin olunmalı. Ailenin karneyi değerlendirirken takınacağı tavrın, çocuğun daha sonraki okul başarısını etkileyeceği unutulmamalı.

Malum FETÖ PDY soruşturmaları kapsamında KHK’larla Bursa’da 1300 e yakın öğretmen meslekten atılmış hale hazırda 300 civarında öğretmen ise halen açıkta beklemektedir.

Hal böyle iken, Bursa’ya normal iller arası ve özür grubu tayinleri hariç herhangi bir atama yapılmadığından şuan Bursa’da norma göre öğretmen ihtiyacı 5000 e yaklaşmıştır.

Merkezi okullarımız da bile ücretli öğretmen çalışmakta olup öğrenciler bir dönem içerisin de sıklıkla öğretmen değiştirmek durumunda kalmaktadır.

15 Temmuz badiresinden sonra iktidar ve muhalefet partilerinin ve Cumhurbaşkanının birlik, beraberlik, liyakat temalı pek çok açıklamalarına karşın Bursa’da esas olan yandaş ruhu, kendinden olmayanı ötekileştirme ve yok saymadır.

Geçtiğimiz günlerde bir okulun salon ve kütüphane açılışında duvar dibinde kurdele tutan ve yandaş sendikanın başkanının ise kurdele kestiği fotoğraf ilçe milli eğitim müdürlüğünün resmi internet sitesinde yayınlanmıştı. İşte bu fotoğraf Bursa Milli Eğitiminin kimler tarafından yönetildiğinin işler acısı göstergesiydi.

İnisiyatif kullanamayan yalnızca önüne gelen parti direktiflerine uygulamaktan başka eğitim adına hiçbir çalışma ortaya koyamamış bir müdür fotoğrafı ile Bursa karşı karşıyadır.

İradesini ve makamın yetkilerini bir yerlere devretmiş olan Veli Sarıkaya aslında Bursa’da yok hükmündedir.

Bursa’da devlet adabı kamu gerekliliği ve makama saygı kalmamıştır. Böyle bir zihniyetin Bursa Milli Eğitimine fayda sağlaması mümkün değildir.

Geriye doğru incelendiğinde TEOG sınavları dahil Bursa’da kamu oyuna malolacak herhangi bir başarı söz konusu değildir. Bursa’da eğitim adına gündeme ancak gazetelerin magazin ve şiddet içeren 3.sayfa haberleri gelmektedir. 

Bursa Milli Eğitimi Bursalıların hiçbir zaman gündemine girememiştir. Öyle ki bırakınız Bursa kamuoyunu eğitim çalışanlarının bile kahir ekseriyeti Milli Eğitim Müdürünün kim olduğunu bilmemektedir.

Son yılarda Türkiye’de özel okullaşma oranı % 13’ün üzerine çıktı. OECD’de ortalaması ise % 17 civarında. Bursa’da ise bu oran yalnızca Nilüfer ilçesinde % 40’lara yaklaştı. Bu durum aslında eğitim de fırsat eşitliğinin ruhuna Fatiha demektir.

Eğitim Türkiye’de ekonomik ve sosyal statü değiştirmenin en meşru, en adil ve en ekonomik yolu idi. Sınav odaklı eğitimimiz ve ihtiyaca cevap veremeyen kısıtlı, yüksek öğretim imkanları yüzünden şimdi ise ancak parası olanın iyi eğitim alabildiği bir sistem haline dönüştü. Önceden işçinin, köylünün, çiftçinin çocukları da eğitim yolu ile doktor, öğretmen, mühendis, bürokrat olabiliyordu. Şimdi ise istisnalar hariç ancak ekonomik ve eğitim düzeyi yüksek kesimlerin çocuklarına iyi eğitim imkanları sunulmaktadır.

Bırakınız özel ile devlet farkını devlet okulları arasında dahi bölgesel farklılık tavan yapmış. Bursa’nın bir tarafı Bangladeş bir tarafı ise Belçika standartları görüntüsü vermektedir.

Malum 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşanan olağan üstü gelişmeler bütün kamu çalışanlarında tedirginlik oluşturmuştur. Bursa’da açığa alınma sayısı 1600 civarında, ihraç ise 1300 ü aşmıştır. Kriterlere bakıldığında bir sabit uygulama gözükmeyip kişiye göre değişen uygulamalar bütün kamu çalışanlarında “yarın benimde başıma böyle bir şey gelebilir” düşüncesini oluşturmuştur.

15 Temmuz ihanetini yaşatanlar ve parmağı olanlar tabiî ki cezalandırılmalıdır. Ancak ifade alınmadan soruşturma yapılmadan yargılama yapılmadan gerçekleştirilen uygulamalar kurunun yanında pek çok yaşı da yakmıştır. Buradan bir kez daha ısrarla herkes için adalet hukuk savunma hakkı ve adil yargılama talep ediyoruz.”