Nemadan Kendi İsteği İle Ayrılanlara İlişkin Dava Dilekçesi Örneği


................... NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA,

DAVACI :
Adres:..................

DAVALI :Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı-ANKARA


DAVA KONUSU :Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın ……………… tarih ve ……………….sayılı işleminin iptali ve 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun gereğince, biriken ve tarafıma ödenmeyen Devlet katkılarının nemalandırılarak yasal faiziyle birlikte tazmini isteminden ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ : ...../...../......



AÇIKLAMALAR :


…..Tarihinde kamu görevime başladım ve halen......................................................................
…………………………………………………………………………………………….de …………………………….. olarak görevime devam etmekteyim.
Tasarruf Teşvik Fonunun ……………………..No’lu üyesi iken, ……………………tarihinde kendi isteğimle üyelikten ayrıldım. Ancak üyelikten ayrıldığımda sadece aylığımdan yapılan kesintiler ödenmiş, Devlet katkıları nemalandırılarak yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmemiştir. Tarafıma yapılan eksik ödemeyi davalı kurumdan talep etmeme rağmen, davalı idare bu talebimi …… tarih ve …….sayılı işlemi ile reddetmiştir. Yapılan bu işlem açıkça hukuka aykırılık içermekte olup, işlemin iptali gerekmektedir.

Konuyla ilgili olarak, mülga Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair 3417 sayılı Kanunun 2. maddesinde, kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintilerinin yapılacağı, 3. maddesinde, tasarruf miktarının ilgililerin aylık ve ücretlerinden yapılacak %2 nispetindeki tasarruf kesintileri ile ilgililerin aylık ve ücretlerinden %3 ‘ü nispetinde Devlet katkısı veya işverence sağlanacak katkı toplamından oluşacağı, 6. maddesinin birinci fıkrasında, emeklilik veya ölüm halinde biriken tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkıları ile nemalarının 3/5’inin ödeneceği, üçüncü fıkrasında, en az 6 yıl tasarrufta bulundukları takdirde sadece tasarruf kesintilerinin ödeneceği, son fıkrasında da en az 2 yıl tasarrufta bulunanlara istedikleri takdirde tasarruf kesintilerinin, Devlet ve işveren katkıları toplamı üzerinden tahakkuk edecek nemalarının 1/3’ünün her yıl ödeneceği öngörülmüştür.

6 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrasında; “ikinci ve üçüncü fıkralara göre ödeme yapılanlara tasarruf kesintisi, Devlet veya işveren katkıları ile nemanın ödenmeyen kısmı, 3 üncü madde uyarınca T.C. Ziraat Bankası Ankara Merkez Şubesinde açılacak hesaba nema olarak kaydedilir ve bunlar bu Kanunda belirtilen imkanlardan, işe yeni başlayanlar gibi değerlendirilmek suretiyle yeniden yararlanabilirler.” Denilmektedir.

Bilindiği üzere 6 yıldan fazla tasarrufta bulunduktan sonra üyelikten ayrılanlara devlet katkısı ile nemalarının ödenmesine engel teşkil eden 3417 sayılı Kanunun 6. ıncı maddesinin üçüncü fıkrası, Yasanın ikinci fıkrası kapsamından çıkanlar yönünden Anayasaya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesinin 18.11.1998 tarihli, E:1997/59, K:1998/71 sayılı kararı ile iptal edilmiş, bilahare Anayasa mahkemesinin 10.12.2001 günlü, E:2000/23, K: 2001/361 sayılı Kararı ile de, 3417 sayılı Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasının yanı sıra, üçüncü fıkrasının 6 yıldan daha az tasarrufta bulunup 3417 sayılı Kanunun ikinci maddesi kapsamından çıkanlar dışındakilere ilişkin hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu ve anlatılan hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle dördüncü fıkranın uygulama olanağı kalmadığı gerekçesiyle bu fıkranın da iptaline hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 18.11.1998 tarihli, E:1997/59, K:1998/71 sayılı kararında;
”…Mülkiyet hakkı kişiye, sahibi olduğu şey üzerinde, yasalar çerçevesinde dilediği gibi tasarruf olanağı verir. Toplum yararına aykırı olmamak kaydıyla malik, sahibi olduğu şeyi dilediği biçimde kullanır. Bu nedenle, çalışanların aylık ve ücretlerinden 3417 sayılı Kanun uyarınca kesilen ve “Tasarrufu Teşvik Hesabı” nda toplanan tasarruf tutarları üzerinde kişilerin mülkiyet hakkı bulunmaktadır.

Mülkiyet ve miras hakları Anayasada güvence altına alınmış, bu hakların sadece kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Ancak bu sınırlama, Anayasanın 13. maddesinde öngörülen biçimde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldüğü amaç dışında kullanılamaz. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Özgürlüklerin yalnızca ne ölçüde kısıtlandığı değil, kısıtlamanın koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları, hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, istisnai olarak ve ancak demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilirler.

Yasanın 2. maddesi kapsamından çıkarılanlara kendilerinden kesilen zorunlu tasarruf kesintilerinin ödenmemesi mülkiyet hakkın ortadan kaldırmaktadır.” Denilmektedir.

25.08.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanun’un 62. maddesinin 3. fıkrası ile, 3417 Sayılı Kanun’un 2 ve 3. maddeleri yürürlükten kaldırılarak, 01.06.2000 tarihinden itibaren Tasarrufu Teşvik Hesapları tasfiye sürecine girmiştir. 4447 Sayılı Kanun gereğince 01.06.2000 tarihinden itibaren tasarruf kesintisi yapılmasına son verilmiştir.

Daha sonra da Anayasa Mahkemesi’nin 10.12.2001 gün ve E:2000/42, K:2001/361 sayılı kararı ile de 3417 sayılı Yasanın ödemeleri düzenleyen 6. maddesinin 2. , 3. ve 4. fıkraları da iptal edilmiştir. İptal kararı 28.12.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karar gereğince çalışanların tasarruf kesintilerini, Devlet ve işveren katkılarını neması ile birlikte alabilmeleri için emeklilik veya ölüm halinin beklenmesi ya da belli yıllar tasarrufta bulunma zorunluluğu ortadan kalkmıştır.

Anayasa Mahkemesinin 10.12.2001 tarihli, E:2001/425, K:2001/361 sayılı kararında;
“... mülkiyet hakkı kişiye sahibi olduğu şey üzerinde, yasalar çerçevesinde dilediği gibi tasarruf olanağı verir, toplum yararına aykırı olmamak kaydıyla malikin sahibi olduğu şeyi dilediği biçimde kullanma hakkı bulunmaktadır. Tasarrufu teşvik hesabında ilgili kişi adına toplanan tasarruf tutarları yanında bu kişiler için Devletin ve İş Kanunu hükümlerine göre işçi çalıştıran işverenlerin hesaba yasa gereği yapmak zorunda oldukları “katkı” ve “nema” üzerinde de ilgilinin mülkiyet hakkı bulunmaktadır.
.....Adı geçenlerin Devlet katkısı ve nema üzerindeki hakları ise alacak hakkıdır. Bu durumda, itiraz konusu düzenlemelerle anılan miktarın sistemden çıkan kişilere verilmesini engelleyerek haksızlığa uğratılması Anayasa’nın 2. ve 5. maddelerinin amacına aykırıdır.” Hükmüne varılmıştır.

Ancak 3417 sayılı Kanun, 1.6.2000 tarihinde, 4447 sayılı Kanun ile ilga edildikten sonra, 29.4.2003 tarih ve 25093 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 4853 sayılı Çalışanların tasarruflarını Teşvik Hesabının Tavsiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere İlişkin Kanunun 2. maddesi ile kendi isteği ile üyelikten ayrılanlar kapsam dışı bırakılmıştır. Böylece Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü ilkesi gözardı edilerek, devlet katkısı ve neması tarafıma ödenmemiştir.


Yukarıda yer alan tespit ve açıklamalar karşısında, hesabımda biriken Devlet katkılarının ve nemasının yasal faiziyle birlikte mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmek suretiyle başvurum üzerine tarafıma ödenmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim aynı konuda açılan davalar, davacılar lehine neticelenmiş ve davalı idarenin temyiz talepleri de Danıştay 10. Dairesi tarafından reddedilmiştir. Danıştay 10. Dairesinin ilgili kararlarında; “Hak sahiplerinin; tasarruf kesintisi, Devlet veya işveren katkısı ve nemalarını alabilmeleri için belirli sürelerde tasarruf etme zorunluluğu kalkmış olmakla birlikte, 3417 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran ve “çalışanların Tasarruflarını teşvik hesabını” tasfiye eden 4853 sayılı Yasanın 6. maddesi ile anılan hesapta bulunan anaparanın ve nemasının hak sahiplerine ödeme planı belirlenmiş olup, 3417 sayılı Yasa kapsamında bulunan alacakları için dava açan hak sahiplerine de 4853 sayılı Yasanın 7. maddesi hükmü gereği anılan Yasanın 6. maddesinde belirtilen plan dahilinde ödeme yapılması gerekmektedir.

Hak sahiplerine, hesaplarında bulunan tutar ödenirken varsa daha önce yapılan ödemelerin dikkate alınması ve mükerrer ödemeye neden olunmaması gerektiği de açıktır.”Hükmü yer almaktadır.

Sonuç olarak; hesabımda biriken Devlet katkılarının nemalandırılarak davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tarafıma ödenmesi hukuken gereklilik arz etmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER :Anayasa, İYUK, 3417 Sayılı Yasa, 4447 sayılı Yasa, sair her tür mevzuat.
DELİLLER : İşlem dosyası, ilgili Anayasa Mahkemesi kararları, ilgili İdare Mahkemesi kararları, her tür yasal delil.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz olunan ve resen gözetilecek sebeplerle;
Dava konusu işlemin iptaline, devlet katkı payı ve nemalarının ,idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini,yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.


DAVACI